Sudan Cumhurbaşkanına,

Sudan Hükümetine,

Millet Meclisi Başkanına ve Üyelerine,

Milli Kongre Üyelerine,

Müslüman Sudan Halkına,

Bütün Dünyadaki Müslümanlara,

HİZB-ÜT TAHRİR’İN SUDAN VİLAYETİNDEN

BİR AÇIK MEKTUP

Küfrün başı Amerika ve İngiltere’nin tasallatundan/hegemonyasından müslümanları kurtarıp birleştirecek olan Raşidi Hilâfet’i kurarak müslümanların içinde yaşadıkları fasid/bozuk vakıayı değiştirmek için çalışan siyasi bir parti vasfımızla İslâm’ın bize yüklediği emanet sorumluluğundan ve Rasul (s.a.v)’in; “Din nasihattır...” (Nesei, K. Bey’at, 4126) hadisinden hareketle; yönetim alanında dönen ihtilafları, valilerin tayini ve azli ile alakalı anayasa değişiklikleri etrafında oluşan gerilimi ve bunları takiben Cumhurbaşkanının millet meclisini fesh eden, olağanüstü hal ilan eden ve anayasanın bazı maddelerini donduran kararlarını bir müddet takip ettik.

Bu hususları inceleyen kişi, bu ihtilafların Sudan’ın 1998-Anayasasının doğal sonuçları olduğunu görür. Zira bu anayasanın maddeleri ihtilaf tohumları içermektedir. Madde 67/1, millet meclisine çoğunluğa dayalı olarak yasama, kanun koyma hakkı vermektedir. Madde 73/2, meclise üyelerin üçte iki çoğunluğuyla anayasayı değiştirme hakkı vermektedir. Diğer taraftan 131. madde de Cumhurbaşkanına olağan üstü hal ilan edip anayasanın tamamını ya da bir kısım maddelerini askıya alma hakkı vermektedir.

Onun için, Millet Meclisi Başkanı, kendi yetkilerini artırmak ve Cumhurbaşkanının yetkilerini kısıtlamak için anayasanın bazı maddelerini değiştirmek hususunda anayasal hakkını kullanmak istediğinde, Cumhurbaşkanı bu değişiklikleri önlemek için harekete geçti, ülkeyi kutuplaşma ve gerilim ortamına sürükledi. İki taraftan her birisi de anayasanın kendi tutumunu destekleyen bazı maddelerini delil göstererek kendi tutumunun yasal olduğunu ispatlamaya çalışmışlardır.

Halbuki her iki taraf da İslâm sloganını yükseltmektedir. Ancak onlardan hiç birisi diğerini Allah’ın Kitabı ve Rasulü’nün (s.a.v) Sünnetine baş vurup ihtilaflarını onun hükmü ile çözmeye davet etmedi. Halbuki onların ikisi de Allahu Teâla’nın şu sözlerini biliyorlar:

“İhtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah’a mahsustur.” (Şura: 10)

“Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah’a ve Rasul’e götürün...” (Nisa: 59)

Böyle yapmadılar. Çünkü onların yönetimdeki dayanakları, yetki kaynakları Sudan’ın 1998-Anayasasıdır. Bu anayasa bir laik anayasadır. Biz bunu 1 Muharrem 1419-27/03/1998 tarihinde yayınladığımız, “Sudan Cumhuriyeti’nin 1998-Anayasasını Eleştiri” isimli broşürümüzde açıkladık. Bu anayasa, İslâm akidesini değil de vatandaşlığı, hakların ve sorumlulukların esası kılmaktadır.

Ey müslümanlar! Allah’ın Kitabı ve Rasulü’nün (s.a.v) Sünnetine başvurulduğunda şunları buluruz:

· İslâm’da devlet başkanı; rıza ve seçime dayalı olarak şer'î biatla kendisine biat edilen müslümanların halifesidir, yoksa insanları korku ve ümit arasında kendisine yönelten tepeden inme baskın biatı ile kendisine biat edilen cumhurbaşkanı değildir. Yani biat, yöneticinin tayininden önce olur, tersi değil!…

· İslâm’da kanunlar, şer'î delilin kuvvetliliğine binaen şer'î hükümlerden halifenin benimsemesi yoluyla belirlenirler. Yoksa, Sudan Cumhuriyeti anayasasında olduğu gibi çoğunluğa dayalı parlamenter yasamalara binaen değil!...

· Halife, şer'î hükümleri tamamen fiili olarak uygulama alanına koyar. İslâmî sloganlara bürünüp de ülkeyi fakirleştiren insanları zelilleştiren zalim kapitalist sistemi uygulamaz.

· Anayasa’da herhangi bir maddenin şeriata muhalif olduğu ispatlanmadıkça ya da o maddenin dayandığı delilin zayıflığı ispatlanmadıkça değişikliği söz konusu olmaz.

· Vilayetlerin valilerinin tayin ve azli halife tarafından olur. Valiler de halifenin benimsemiş olduğu hükümleri ve çözümleri benimserler. Valilerin, vilayet yasama meclislerini oluşturup kendileri için kanunlar koyup vilayetlerini halifenin benimsediklerinin bir kısmından istisna kılmak hakları yoktur.

· Ümmet meclisini ümmet kendisine vekil olarak seçer. Bu meclisin şura hakkı ve yöneticiyi İslâm’ı tatbik hususunda muhasebe etme yükümlülüğü vardır. Bu meclisin yasama/kanun koyma hakkı yoktur. Çünkü mutlak anlamda yasama sadece Allahu Teâla’ya aittir.

· Devletbaşkanı (müslümanların halifesi) ile ümmet meclisi arasında herhangi bir hususta bir anlaşmazlık çıkması durumunda, halife ümmet meclisini fesh etmeye başvurmaz. Halifenin olağanüstü hal ilan etme ve anayasayı askıya alma hakkı yoktur. Aynı şekilde ümmet meclisinin de halifeyi tehdit etmeye başvurması caiz değildir. Fakat her iki taraf da devlet organlarındaki anlaşmazlıkları giderme yetkisine sahip Mezalim Mahkemesine başvururlar.

Ey Müslümanlar!

İşte İslâm’da yönetim nizamının ana şeması budur. Bize ona başvurmaktan başka bir çıkış yolu yoktur. Hatta bu bize kolay olandır. Bize düşen ise ancak; Sudan’ın 1998-Anayasasından kurtulup ümmete müslümanlar için bir halifeye biat etme imkanı vermektir. Bu halife Allah’ın Kitabı, Rasulü’nün (s.a.v) Sünnetinden doğru bir içtihadla çıkartılmış bir anayasayı benimser ve hemen aramızda uygulama sahasına koyar ki böylece boynumuzdaki günah kalkar ve bütün müslümanlar üzerindeki zillet ve seviyesizlik gider.

“Ey iman edenler! Allah ve Rasulü sizi, size hayat verene davet edince onlara icabet edin!” (Enfal: 24)

Hizb-ut Tahrir H. 11 Ramazan 1420

Sudan Vilayeti M. 19/12/1999