Savcı Adalet Bakanına (SUDAN),

Konu: Siyasi Süreklilik Kanununun değişikliği

Allahu Teâla’nın şu sözüne icabet ederek;

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar da birbirlerinin velisidirler/dost ve yardımcısıdırlar. Marufu emrederler, münkerden nehyederler.” (Tevbe: 71)

Ve Kerim Rusulümüz (s.a.v)’in şu sözüne icabet ederek;

ّ “Din nasihattır/samimiyettir. Denildi ki; Ya Rasulullah, kime? Dedi ki: Allah’a, kitabına, Rasulüne, müslümanların imamlarına ve geneline.” (Nesei, K. Bey’at, 4126)

İşte biz bu hususlara icabet ederek; Siyasi Süreklilik Kanunu ve Partilerin Tanzimi Kanunun kendisine dayanması gerektiği husus hakkında Hizb-üt Tahrir’in (Sudan Vilayeti’nin) görüşünü sizin önünüze koyuyoruz.

· Bu kanun, Sudan Cumhuriyeti’nin 1998-Anayasasının 26/2 maddesi gereğince konulmuştur. Ve şu metni içermektedir: “Partiler, hürriyet ve demokrasiye .... bağımlı olmak zorundadırlar.” Bu kanun, demokrasiyi, laikliği, kapitalizmi, komünizmi, milliyetçiliği ve diğer İslâm ile çelişen, Şeriata aykırı olan fikirleri siyasi partiler için esas yapmaktadır.

· Kanunun 3/2 maddesi şunu ifade etmektedir: “Örgütlenme, siyasi hareketinde anayasadaki sabit hükümler ve prensiplere bağımlı olmak zorundadır...” 6. madde ise şunu ifade etmektedir: “Her örgütlenmenin anayasaya uygun tüzüğü vardır...”

· 9. madde ise şöyledir: “Örgütlenmenin kuruluş isteği, tüzüğü ve anayasanın hükümlerine bağlılık beyanı ile birlikte notere sunulur.”

Bu maddeler; Sudan Cumhuriyeti’nin 1998-Anayasasını siyasi faaliyetin esası yapmaktadır. Biliniyor ki bu anayasa laik bir anayasadır, İslâm ile bir alakası yoktur. Biz bunu 1 Muharrem 1419-27/03/1998 tarihinde yayınladığımız “Sudan Cumhuriyeti’nin 1998-Anayasasını Eleştiri” isimli broşürde açıkladık. (Bu Broşürden bir nüshayı da ekte gönderiyoruz.)

· 4. madde şöyledir: “Kanuna göre seçim hakkına ve 11. maddeye göre örgütlenme liderliğine ehil vatandaşlardan her yüz kişiden az olmayan kişilerin bir örgüt kurması caizdir...”

Bu madde, 100 şahısı bir örgüt kurma hakkına sahip olma sayısının limiti yapmaktadır. Bu şart Allah’ın Kitabında yoktur. Zira ayet-i kerimede geçen “İçinizden bir ümmet olsun...” (Al-i İmran: 104) (ümmet) cemaat demektir. En küçük cemaat ise üç kişidir, her ne kadar şeriat iki kişinin cemaat olarak namaz kılmasına cevaz verse de. Buna binaen bu kanunda geçen en az 100 kişi olma şartı Rasul (s.a.v)’in şu sözünden dolayı batıl olarak itibar edilir:

“Allah’ın Kitabında olmayan her şart batıldır...” (Nesei, K. Talak, 3397)

· 5. madde şöyledir: “Her vatandaşın herhangi bir örgüte üye olma hakkı vardır...”

“Vatandaş” kelimesi mutlak olarak geçmektedir. Bu demektir ki, müslümanları ve müslüman olmayanları kapsar. Halbuki biliniyor ki; İslâm Devleti’nde partiler İslâm akidesi esası üzerine kurulurlar. Müslüman olmayanların o partilere üye olması uygun olmaz. Zira ayet-i kerime diyor ki: “İçinizden bir ümmet olsun...” (Al-i İmran: 104) Burada geçen “sizden” kelimesi ile müslümanlara hitap edilmektedir.

Partilerin Tanzimi Kanununun dayanması gerektiği husus hakkında görüş ortaya koyabilmemiz için partinin mahiyetini ve yapması gereken rolün mahiyetini bilmemiz zorunludur.

Parti: İnandıkları bir ideolojinin etrafında kitleleşmiş, o ideolojiyi hayat vakıasına ümmet yolu ile taşımak için çalışan insanlardan bir topluluktur.

Partinin belirlediği rol ise; o partinin mensubu olduğu ümmetin kimliğidir. Biz müslüman olduğumuza, kimliğimiz de İslâm olduğuna göre müslümanların arasındaki bir partinin rolü, İslâm’ın yayılması için çalışmak ve İslâm akidesi esasına binaen yöneticileri muhasebe etmektir. Bu Allahu Teâla’nın şu sözüne icabetin gereğidir:

“İçinizden hayra (İslâm’a) davet eden, marufu emredip münkerden nehyeden bir ümmet bulunsun...” (Al-i İmran: 104)

Binaenaleyh Partilerin Tanzimi Kanununun şu noktaları içermesi gerekir:

· Parti; milliyetçilik, kavmiyetçilik, demokrasi ya da İslâm akidesi ile çelişen herhangi bir fikir esası üzerine değil de İslâm akidesi esası üzerine kurulu olmalıdır.

· Parti, yabancı herhangi bir devlete bağımlı olmamalıdır.

· Bir siyasi parti kurmak için devletten izin almaya gerek yoktur.

· Partinin benimsediği hükümler şer'î hükümler olmalıdır.

· Müslümanların yöneticileri muhasebe etmek ve ümmet yoluyla yönetime ulaşmak için siyasi partiler kurma hakkı vardır.

Yazımızın sonuna gelirken; İslâm akidesine dayalı Hizb-üt Tahrir’in bu tasavvurunun tarafınızdan kabul görmesini umarız.

Allah, niyetin ötesini bilir.

Hizb-ut Tahrir H. 22 Ramazan 1420 Sudan Vilayeti M. 30/12/1999