ÜRDÜN’DEKİ YATIRIM VE ÖZELLEŞTİRME EKONOMİNİN YIKIMIDIR

Bu yılın birinci yarısı öncesinde Uluslararası Para Fonu şefine gönderilen Ürdün Hükümeti kararında şu ifadeler yer almaktadır:

“Ürdün Yatırım Teşkilatı (Özelleştirme Kurulu) 1999 yılı içerisinde en az on şirketin hisselerinin satılmasını, en az üç tanesinin Haziran ayı sonuna kadar, 8 tanesinin de Eylül ayı sonuna kadar satılacak ve Ürdün Özelleştirme Kurulu bu hisselerden bir parçasını İskan Bankası’nda satılmasına çalışacaktır...”

Temmuz ayız sonunda Kral’ın huzurunda toplanan Ürdün hükümeti değeri 1 milyar 260 milyon dolar tutarındaki Telefon Şirketinin % 41’inin satılmasını kararlaştırdı. 5/10/1999 gününü ek satış sözleşmesinin imzalanma günü olarak belirlediler. Ürdün Kraliyet Havayolları’nın önemli bir kısmının satılmasını da kararlaştırdılar. Hükümet Çimento Şirketinin % 33’ünü satmış, Amerikan şirketine Ölü Deniz’den bomba ve uçak yakıtı sanayisinde kullanılan Promid madeni çıkartma izni verdi.

Hükümetin; şirketleri ve kamuya ait kuruluşları (KİT) yabancı yatırımcılara satmaya kalkışması İslâm’a muhaliftir ve ekonomi yıkılışıdır.

A- İslâm hükümlerine muhalefeti, şer'î delillerin açıkladığı kamu mülkiyetinin vakıasından ve nasıl tasarruf edileceğinden kaynaklanmaktadır. İslâm, kamu mülkiyetini şöyle tarif etmektedir: “Aynın intifaında cemaatın ortaklaşmasına şari tarafından izin verilen “mal”, İslâm kamu mülkiyetini üç tür ile sınırlandırmıştır:

1- Bulunmadığı zaman talebinden dolalyı topluluğun dağılmakla karşı karşıya kaldığı su, mera ve enerji kaynakları gibi genel hizmete yönelik olanlar. Rasulullah (SAV) şöyle buyurmaktadır: “Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Su, ateş ve mera.” (İbni Mace, K. Ahkam, 2463) “Üç şey engellenemez: Su, ateş ve mera.” (İbni Mace, K. Ahkam, 2464)

Rasulullah (SAV)’in ihtiyaç fazlası suyun mülkiyetine izin verdiği rivayet edilmektedir. Bu hadisten şu hüküm istinbat edilmiştir: Toplumun ihtiyacını karşılayan her şey genel hizmete yönelik olanlardan sayılır. Yani yokluğunda onu bulmak üzere cemaatın dağıldığı şeyler ister bu üç gruba girsin isterse girmesin kamu mülkiyetinden sayılır.

2- Maden ocakları gibi sayılamayacak kadar açık olan madenler. Ebyad b. Hammal’dan rivayet ediliyor: “Ebyad b. Hammal Rasulullah (SAV)’e bir heyet gönderdi ve tuzlayı kendisine ikta etmesini (karşılıksız olarak kendisine verilmesini) istedi. Rasulullah da orayı ona ikta etti. Heyet oradan ayrıldığında orada bulunanlardan bir adam şöyle dedi: Ona neyi ikte ettiğini biliyor musun? Ona çok büyük miktardaki bir tuz madenini ikte ettin. Bunun üzerine Allah Rasulü (SAV): Öyleyse ondan geri alındı, dedi.” (Tirmizi, K. Ahkam, 1301)

Bu hadiste tuz çok miktardaki suya benzetilmiştir. Bu hadis demir, petrol, doğal gaz, fosfat, batır ve benzeri türünden tüm madenleri kapsamına alır.

3- Denizler, nehirler, hava sahası ve hava gibi tabiatı itibarı ile bir ferdin mülkiyetine bırakılamayacak olanlar.

Fabrikalar ve inşaatlar ürettiği ürünün hükmünü alırlar. Dolayısıyla fertlerin veya devletin bunları mülk edinmesi caiz değildir. Devletin bunlar üzerindeki rolü, gözetmek ve fert fert herkesin bundan faydalanmasını temin etmektir. Devletin bunu satması veya herhangi bir kimsenin mülkiyetine vermesi caiz değildir. Çünkü bunlar devletin mülkü değildir. Telefon şirketi gibi bunlardan herhangi birinin tamamını veya bir kısmını satmak kamu mülkiyetine saldırı sayılır ki bu şeran haramdır. Buna karşı susması veya rıza göstermesi ümmete haramdır.

B- Bunun ekonomi için bir yıkım olmasına gelince; içerisinde Ürdün’ün de yer aldığı üçüncü dünya hükümetleri Uluslararası Para Fonu’nun, Dünya Bankası’nın ve Dünya Ticaret Örgütü’nün politikalarını uygularlar. Bu kuruluşlar, üçüncü dünya ülkelerinin servetlerini çalıp çarpmak üzere sömürgeci kafirler tarafından kurulmuşturlar. (Şu anda her geçen gün fakirlikleri daha da artan İslâm ülkelerinde olduğu gibi bölge halkını fakirliğe terk etmek için kurulmuşturlar.) Böylece büyük devletler zenginliklerini ve egemenliklerini daha da geliştirmektedirler. Dünya Bankası üst düzey memurlarından birisinin istifa yazısında şu cümleler yer almaktadır:

“Geçmişte Dünya Bankası’nın geri kalmış halkların geleceğine yönelik ortak sorumluluğu paylaşacağını umuyordum. Ancak ne yazık ki böyle olmadı. Fakirlik arttı... Açlığın savaşlardan daha fazla öldürdüğü kesin... Dünya Bankası’nın kalkınma için sunduğu çözüm zehirli bir ilaçtır.” Devamla; “Afrika ölürken Dünya Bankası’nın zenginliği artıyor. Asya ve Doğu Avrupa servetlerinin çalınıp çarpıldığını görüyor. Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Ticaret Örgütü bu ülkelerin maddi ve aklı servetlerinin çalınıp çarpılmasına katkıda ulunuyor.”

Buna rağmen Ürdün ve İslâm dünyasındaki diğer hükümetler bu suçlu kuruluşlara bağlı kalıyorlar. Amerika ve Yahudiler “yatırım” adı altında Ürdün’de kışkırtıcılık yapıyorlar. Ürdün Sanayi ve Ticaret Bakanı Muhammed Asfun 2/5/1999 tarihinde Amerika’ya yaptığı ilk ziyaretinin ardından Başbakan’a yazdığı yazıda şu satırlara yer verilmektedir:

“Sanayileşmiş bölgelere tabi olarak bir takım bölgelerin tahsisi ile ilgili olarak; Amerikan tarafından bu tasnif içerisinde bazı bölgelerin özellikle Amerikalı Bakanın ziyaretinden sonra Kralın gezdiği Zerka’daki serbest bölgenin tahsis edilmesini istedim. Aranan şartları taşıdığı sürece İsrail tarafının bu bölgenin tahsis edilmesine karşı çıkmayacağını onlara bildirdim. Bunu, Birleşik Devletlere gitmeden önce Amman’daki toplantı esnasında İsrail Büyükelçisi bana söylemişti...”

Hangi hükümet içişleri ile ilgili bir konuda Amerika ve İsrail’in rızasını alır!!... Yahudilerle yapılan Vadi Araba Anlaşması’ndaki bağlantıda olduğu gibi burada da Müslümanların topraklarında gözü olan kafir devletlerle Ürdün arasında bir irtibat vardır. Vadi Araba Anlaşması’ndan bu yana durumlar her geçen gün daha da kötüye gitmektedir. Hükümetin vaadleri vakıa tarafından yalanlanmaktadır, fiyatlar sürekli olarak yükselmekte, işsizlik artmakta, borçlar azalmamakta insanlar daha da fakirleşmektedirler.

Ürdün’de ekonomi çökmektedir, Ürdün Merkez Bankasının 1998 yılı raporu da bunu teyid etmektedir. “1998 yılı bütçesine ait ilk veriler yardım öncesinde bütçe açığının artarak 562 milyon dinara veya Milli Hasılatın %10,7’sine ulaşacağını göstermektedir...” Aynı raporda iç ve dış borç yükünün Gayri Safi Milli hasılının %118,4’üne yükseleceği belirtilmektedir. Artık bu orandan sonra Ürdün ekonomisinde canlanma olabilir mi?!

Ey Müslümanlar!

Bu hükümetlerden herhangi bir iyilik veya durumlarınızı iyileştirmelerini beklemeyiniz. Çünkü varlık sebepleri bu değildir. Onlar ancak, sizi daha fakirleştirmek ve zayıflatmak üzere kafirlerin politikalarını uygulamak için vardırlar. Sizin başınıza getirdikleri musibetleri değiştirmelerini beklemeyiniz. Sizin üzerinize düşen kendi halinizi değiştirmektir. Zira bunu sizden Allah istemektedir: “Bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah onların halini değiştirmez.” (Ra’d: 11)

Üzerinizdeki zulme karşı sessiz kalma, hakkı söylememe halinizi değiştirmez. Halinizi değiştirmek her birinizin görevidir. Allah Rasulü (SAV) şöyle buyurmaktadır:

“Kim bir münkeri görürse onu değiştirsin...” (Müslim, K. İman, 70) “Nefsimi elinde bulundurana yemin olsun ki ya marufu emredecek ve münkeri nehyedeceksiniz ya da Allah katından üzerinize bir azap gönderir sonra dua edersiniz de duanız kabul edilmez.” (Tirmizi, K. Fitne, 2095) “Cihadın en üstünü zalim bir yönetici karşısında hak söz söylemektir.” (Ahmed b. Hanbel, Baki Müs. Mükessirin, 10716)

Şeran üzerinize düşen görev; özelleştirme, yatırım ve ekonomik reform ismi altında kamu mülkiyetine ait olan mülklerinizi kafirlere satan başınızdaki bu yöneticileri muhasebe etmek ve değiştirmektir. Eğer böyle yapmazsanız işledikleri suçlara sizler de ortak olmuş sayılırsınız. Allah Rasulü (SAV) şöyle buyurmaktadır:

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” “Kim inkar ederse selamette olur. Fakat kim de razı olur ve tabu olursa...” (Müslim, K. İmarat, 2446)

Unutmayınız ki başınızdaki yöneticiler; sanayileşmeyi sağlayacak ve üretimi artıracak projeleri uygulamaları ve hazırlamaları gerekirken, tatil köyleri kurmak, turistlik tesisler ve şehirler inşa etmek suretiyle sizleri İslâm esasına dayalı kalkınma sebeplerinden uzaklaştıracak projeleri hazırlayarak, vergileri artırarak ve paranın değerini düşürerek kafirlerin ve devletlerarası kuruluşların istediklerini uygulamaktadırlar. Sizlerden topladıkları paraları sizin sorunlarınızın çözülmesine, fakirliğin ve işsizliğin kaldırılması için harcayacakları yerde bedava festivallerde, törenlerde, faydası olmayan konferanslarda harcamaktadırlar. Kamu mülkiyetine ait servetleri korumaları ve geliştirmeleri gerekirken bunların büyük bir kısmını yabancılara satmaktadırlar.

Biliniz ki bu bozuk vakıayı değiştirmek sizin sorumluluğunuzdadır, Allah’ın üzerinizdeki farzlarındandır. Allah (c.c) ve Rasül (SAV) değiştirme metodunu size açıklamaktadır. Bu yol; yıkılmasından sonra sıkıntılar içerisinde inim inim inlediğiniz Hilâfet Devleti’ni kurmak suretiyle İslâmî hayatı yeniden başlatmaktır. Dünyada onurlu olabilmek ahirette de sevabına nail olabilmek için bu şer'î yolda bizimle birlikte çalışınız. Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır: “Benim dosdoğru yoluma tabi olunuz...” (En’am: 153)

Hizb-ut Tahrir 3 Cemadilula 1420

Ürdün Vilayeti 14/08/1999