SUDAN’I ETKİSİ ALTINA ALAN SİYASİ DURUM

1999 yılın Mayıs ayının başlarında Sadık Mehdi ile Dr. Hasan Turabi arasında Cenevre kentinde bir görüşme yapıldı. Bu görüşme ile Libya’nın Sudan hükümetiyle Demokratik Vatan Gurubunu -Sudan karşıtlarından oluşmaktadır- bir araya getirme konusundaki çabaları başarıya ulaşmış oldu. Bu görüşmeyle, Libya’nın çalışmalarını engellemek için büyük uğraşlar veren Demokratik Vatan Grubu Başkanı “Muhammed Osman el-Mirganî”den yetkiyi alan Sadık Mehdi’nin yıldızı parladı. Bununla birlikte el-Mirgani’nin 24/2/1999 tarihli “el-Kudüs el-Arabiyye” gazetesinde kendisi ve Sudanlı göçmenler arasında Londra’da yapılan toplantıyla ilgili olarak şu demeci yer aldı: “Muhalefet, kendi taraflarından 5 kişiyle Başkan el-Beşir’in bir araya gelmesi hususundaki çabaları boşa çıkardı.” El-Mirgani şöyle devam etti: “Böyle bir toplantının Mısır Hükümeti aracılığıyla yapılması gerekir.” Bu sözleriyle el-Mirgani, Libya’nın, Sudan Muhalefetinden 5 kişinin ve Başkan el-Beşir’in Trablus’ta bir araya gelmesi yönündeki çağrısını kastetmektedir. Cenvre’deki Sadık Mehdi ve Turabi arasında yapılan görüşmeden sonra Turabi Hartum’a, Sadık ise Libya yönetimine toplantı hakkında bilgi vermek üzere Libya’ya döndü. Bunun sonucunda Albay Kaddafi, Demokratik Vatan Grubu üyelerini 28/7/1999 tarihinde Trablus’ta toplantıya çağırdı. Toplantı günü Kaddafi diğer delegeler gelmeden önce Sadık Mehdi’yle 4 saat süren bir görüşme yaptı. Görüşme, Demokratik Vatan Grubu’nun kendisine sunulan Libya girişimini kabul etmesiyle sona erdi.

Diğer taraftan bu durum, Mısır Hükümetinin, kendisiyle Libya Hükümetinin girişimlerinin birleştirilmesi için hızlı bir girişimde bulunmasına yol açtı. Biri Libya’lı, diğeri Mısırlı iki temsilci Hartum’a gönderildi. Her iki tarafın Sudan Hükümetiyle yaptığı toplantıdan sonra Sudan Hükümeti yapılan girişimleri kabul ettiğini açıkladı. Taraflar, Sudan Hükümeti’yle Sudan Muhalefeti arasında 13/9/1999’da Kahire’de bir ön görüşme yapılması konusunda anlaştılar.

30/8/1999’da Kenya’nın başkenti Nairobi’de Direniş Hareketi, Libya ve Mısır’ın yaptığı girişimleri reddettiklerini açıkladılar ve herhangi bir çözüme “İkat Heyeti” aracılığıyla varılmasının gerekliliği üzerinde ısrar ettiler.

Aynı gün, Sudan petrolünün ihrac edilmesi dolayısıyla Beşair Limanında yapılan törende Başkan Beşir konuyla ilgili olarak yaptığı konuşmasında sert bir dille ve şiddetli bir biçimde saldırıda bulunarak şunları söyledi: “Eğer muhalefet görüşme için masaya oturmak istiyorsa tevbe edip denizde yıkanması gerekir.” Tam da görüşme atmosferi oluşmuşken, Sudan Hükümeti’nin ön görüşmeyi kabul etmesinden ve bu toplantıya katılacak olan üylerin isimlerini belirlemesinden sonra böylesine bir açıklama beklenmiyordu. Ancak buna rağmen muhalefet, başkanın bu konuşmasını soğukkanlılıkla karşıladı ve kendisinden bu sözlere bir açıklık getirmesini istedi.

Aynı gün (30/8/1999) Mısır Dışişleri Bakanı Amr Musa isyancı John Carnac ile bir araya geldi. Daha sonra Mısır Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Amr Musa’nın, Sudan Hükümetiyle muhalefet arasında daha önce 13/8/1999 yapılması kararlaştırılan ön görüşmenin aynı yıl içindeki Ekim ayına ertelenmesi konusunda anlaşmaya varıldığı açıklaması geldi.

08/09/1999’da Sudan Devlet Başkanı ile Libya ve Mısır Başkanlarının uyum sürecinin tamamlanması ve bunun önündeki engellerin ortadan kaldırılması için Libya’nın Sirte şehrinde biraraya gelmeleri kararlaştırıldı. Ancak bu toplantı Mısır Develet Başkanı’nın orada yapılan Afrika zirvesinden çekilmesi nedeniyle yapılmadı. Bu zirve çerçevesinde başkan Kaddafi, “İkad” heyetiyle uyum içerisinde olmadığı müddetçe Libya ve Mısır’ın girişimlerini geri çevireceklerini açıklayan isyancı Carnac ile görüştü. Ancak Libya Devlet Başkanı hemen bir açıklama yaparak, girişimlerin “İkad” heyetine alternatif olmayıp tamamlayıcısı olduğunu bildirdi.

Sudan Dışişleri Bakanı’nın 13/09/1999 günü yayınlanan “Ahbar al-Yevm es-Sudaniye” isimli gazetedeki demecinde şu ifadeler yer aldı: “Mısır ve Libya’nın girişimlerine karşı Direniş Hareketinin ortaya koyduğu tavırlar, Güneyin ayrılması için hazırlanan desiseli planların gerçekleşmesine fırsat oluşturmaktadır.”

19/09/1999 gününe ait haber organlarında ise Sudan’ın doğusundaki petrol boru hatlarında bir patlama olduğu açıklanıyordu. Bu olaydan Sudan hükümeti, Millet partisinin askeri kanadını oluşturan “Milli Kurtuluş Ordusunu” suçladı. Ancak Sadık Mehdi, hemen açıklama yaparak bu suçlamayı reddetti. Fakat Muhalif Demokratik Grup Kuvvetleri Kurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Maaş Abdurrahman Said, “el-Cezire” televizyonuna yaptığı açıklamada, Sadık Mehdi’nin olaylardan sorumlu olduğunu söylemesi Sadık Mehdiyi aşırı bir şekilde rahatsız etti.

Bombalama olaylarını inkar etme sürecinde Hartum Vilayet Yönetiminin çağrısını oluşuturan bu olayda muhalifleri ihanetle, ajanlıkla ve düşmanlarının kucağına atılmakla suçlayan Cumhurbaşkanının yaptığı konuşmada şöyle deniliyordu: “Petrol boru hatlarının bombalanması hükümetle muhalifler arasındaki son noktadır.”

01/10/1999 tarihinde Sudan’da yayınlanan “Komuoyu” dergisinde Dr. Turabinin şu sözleri yayınlandı: “Amerikan kuvvetleri muhalif liderlerin bazıları hakkında bile kötü bir kanaate sahiptirler. Amerika, Sudan içerisinde milli birliğin oluşmasını istemiyor. Amerika, bu durumun desteklediği kimselerin konumunu kuvvetlendireceğini sanıyor.”

Sudan’daki uyum sürecini takip edenler orada develetlerarası ve bölgesel güç olmak üzere iki unsurun bulunduğunu görür. İçerden Sudan güçleri dışardan ise diğerleri yönetim ile muhalifler arasında uyum, birliktelik sağlamaya çalışmaktadır. Diğer taraftan ise yine bir başka devletlerarası gücün dışardan, Sudan güçlerinin de içeriden uğraşarak bu süreci baltalamaya çalıştıkları dikkati çekmektedir. Öyleyse bu işin gerçeği nedir?!

Geçmişte kıtayı sömürmek isteyen devletler arasında Afrika kıtası üzerinde sürekli bir mücadelenin olduğu bilinmektedir. Diğer taraftan ise bölgeyi sömüren ülkeleri oradan kovarak yerleşmek isteyen Amerika’nın çalışmaları vardır. Bu kıtanın servetleri üzerinde yapılan bu mücadele bazen buradaki ülkeler arasındaki savaşlar şeklinde bazen de ülke içi çatışmalar şeklinde kendisini göstermektedir. Şu anda bizim Sudan’da gördüğümüz çatışma ise bu türlerden birisini oluşturmaktadır.

Amerika’nın Güney Sudan üzerinde birtakım planları vardır ve bunları “İkad” grubu üzerinden uygulamaya çalışıyor. Bu planın tamamlanması ise ancak şiddetli bir sarsıntı ile uygulanabilir. Bu nedenle Amerika açısından sorunları artıracak ortamlar oluşturmak, geniş tabanlı ve uyumlu bir hükümet kurulması çabalarını boşa çıkarmak ve bu amacı gerçekleştirebilmek için içerideki ve dışarıdaki uşaklarının tümünü ürkütmek kaçınılmaz hale gelmektedir.

İngiltere hükümeti ise Kaddafi’nin liderlik heveslerinden faydalanmak istemiş ve “uyum” fikrini ortaya atarak bunun takipçisi olmasını ve kontrolü elinde tutmasını istemiştir. Bununla İngiltere; “İkat” grubunun elinden “Güney Sorunu” kartını alabilecek güçlü ve birbiriyle sıkı ilişkileri olan bir hükümetin kurulacağını ve böylece de Amerika’nın Güney Sudan sorunu ile ilgili olarak hazırladığı planın uygulanmasında zorluklar çıkarabileceğini ümit etmiştir.

Hizb-ut Tahrir 1 Receb 1420 H.

Sudan Vilayeti 10/10/1999 M.