SİYASİ TAHLİLLER

Ürdün ve Hamas

Ürdün hükümetinin Amman’daki Hamas bürolarını kapatması ve bazı sorumlularını tutuklaması bir kısmını takip etmesi, Ürdün ile Hamas arasındaki ilişkilerin koptuğu anlamına gelmemektedir. Bundan maksat, kuruluş aşamasında Hamas için çizilen silahlı mücadeleye; Ürdün ve diğerlerinin istekleri doğrultusunda bir sınırlama getirmek ve Hamas’ı siyasi mücadele yapan bir hareket haline dönüştürmektir. Tıpkı 1982 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü’nden, siyasi mücadele yapan bir harekete dönüşmesi istendiğinde, FK֒nün, silahlarını bırakarak siyasi çalışmalarda bulunmak ve Filistin üzerinde hazırlanan büyük ihanet projelerine katılmak üzere Tunus’a sığınmasında olduğu gibi. Bugün, müslümanların başındaki hain yöneticiler –Araplar ve diğerleri- Filistin’e ihanet eden evlatlarının elleriyle Filistin sorununu çözmekten çok çok uzak bir noktada bulunmaktadırlar. Ortalıkta büyük ihanet planları dolaşmakta, nihai çözüm görüşmeleri ile bunlar her geçen gün daha da yaklaştırılmaktadır. Önce Filistin Kurtuluş Örgütü ardından da Hamas tarafından gerçekleştirilen silahlı eylemlere artık son verildi. Bu nedenle Ürdün, tıpkı 1970 Kara Eylül’ünde yaptığı gibi güvenliğini tehdid ettiği gerekçesi ile Hamas’ın bürolarını kapattı. 1982 yılında FKÖ için uygulanan plan şimdi de Hamas için uygulanmaktadır ve Hamas siyasi bir örgüte veya muhalif bir siyasi partiye dönüştürülecektir. Musa Ebu Merzuk’un, Arap arabulucular yoluyla yakında sorunların çözüleceği yönündeki iyimser açıklamaları, Ürdün ile Hamas arasında var olan bu ihtilafın ciddi olmadığını göstermektedir.

Askeri eylemleri bırakarak siyasi çalışmalarla sınırlı kalınması yalnızca Hamas’tan istenilmemekte, Suriye’de bulunan Filistinli örgütlerin tamamından da istenmektedir. Bundan kasıt; Filistinli örgütlerin tümünün nihai çözümü sağlayacak olan görüşmeye katılmalarını ve varılan sonucu hepsinin imzalamalarını gerçekleştirmektir. Habaş gurubu ile Arafat’ın Fetih grubunun barışmaları, Hüseyin’in cenaze namazında Waizman ile çirkin ve iğrenç bir şekilde tokalaşmaları; yahudilerle nihai çözümü sağlayacak büyük ihanet belgesini hep birlikte imzalamaları için örgütlerin tümünü bir araya getirme çalışmalarından bir parçadır.

İşte Hamas da bu örgütlerden birisidir. Hatta Hamas, özellikle yahudilerin arzuladıkları şekilde diğerlerinden farklı olarak İslam kimliğine sahip olarak bu anlaşmayı imzalayacaktır.

Yahudilerle Suriye ve Lübnan Arasında Barış Görüşmeleri

Barak seçimlerde barış sürecini devam ettirme ve Suriye ile görüşmeleri yeniden başlatma sloganları altında seçimleri kazandı. Suriye ile yahudiler arasındaki görüşmeler yumuşak diplomasi ile yürütülmektedir. Elbette ki Amerika ve Ürdün Kralı gibi taraflar aracılığıyla da birtakım kontroller ve karşılıklı alış-veriler olacaktır. Taraflar arasındaki pazarlığın görüşme temelli olması yönünde bir ittifak hasıl olmuştur. Çok kısa bir süre içerisinde de görüşmelerin yapıldığının açığa çıkacağı, görüşmelerin bundan sonraki kısmının açıkça sürdürülmesine imkan sağlamak ve ortak bir anlayışa ulaşabilmek için her iki tarafın da iyimser bir havanın yayılmasına özen göstereceği beklenmektedir. Önümüzdeki yıl yapılacak olan seçimlerde Demokrat Partinin kazanmasını sağlamak için Amerika, tarafları bir araya getirmekte aleniliğin sağlanmasına özen göstermektedir.

Şarm el-Şeyh İttifakı (WYE2)

Bu ittifak, Birinci Wye ittfakının tadilatı anlamına gelmekte ve şu hususları kapsamaktadır:

1- Nihai çözüme ulaşmak için çekilme konusunda yapılan pazarlıklarda üçüncü aşamaya girmek yani nihai çözüme ulaşmak için %7’lik çekilmeyi geciktirmek. Oslo ittifakı ile kararlaştırılmış olan %40 oranındaki çekilmeye karşılık olarak Barak; Likud’un %2 lik çekilmesine ilave olarak %3 çekileceği ve böylece toplamda %5 çekilme sağlanacağı anlamına gelmektedir.

2- Birinci Wye ittifakında belirtildiği şekilde üçlü komisyondaki Amerika’nın rolünün devam etmesi,

3- Ürdün-Filistin sınırındaki korunmuş bölgenin ilga edilmesi.

Taliban ve Afganistan

Amerika, Rusya ile Afganistan arasındaki savaşın hemen akabinde Afganistan’daki farklı gruplardan bir koalisyon hükümeti kurmakta başarısız olduktan sonra Taliban’ın oluşturulması çözümünü üretti ve Taliban, Amerika’nın desteğiyle ve Pakistan’ın da doğrudan yardımlarıyla Afganistan’ın büyük bir bölümünü denetimi altına aldı. Amerika, bu amaçlı tüm girişimlerinde başarısız olduktan sonra içlerinde Afganistan’ın yasal hükümetinin de yer aldığı Afganlı grupların büyük bir kısmını, kurduğu Taliban aracılığıyla tasfiye etmeye başladı. Bunu da, Afganistan’da düşman gruplara tabi olan komutanlar için bol miktarda harcama yaparak ve onları satın alarak gerçekleştirdi. Şu anda ise Taliban karşısında, Afganistan’ın Kuzey doğusuna hakim olan Ahmet Şah Mesut dışında kimse kalmadı. Ahmed Şah Mesut ise; Amerika’nın, Afganistan yönetiminde tek başına söz sahibi olmasını ve içeride istediği şekilde düzenleme yapmasını engellemek isteyen, Rusya ve İngiltere gibi devletlerden dış yardımlar alarak ayakta kalabilmektedir. Sorunun son aşamalarında yeni bir durum ortaya çıkmadıkça da Taliban’ın Şah Mesut’la savaşmasından geri dönüş ve kaçış yoktur. Şu anda ise Amerika, savaşı durdurmak, devletler ve Birleşmiş Milletler aracılığıyla Taliban’ın, Afganistan’ın yasal bir hükümeti olduğunu kabul ettirmeye çalışmaktadır.

Bin Ladin ve Amerika

Rusya’ya karşı yapılan Afganistan savaşında Bin Ladin’in Askeri faaliyetlerinin arkasında Amerika vardı. Bin Ladin, bu savaşta çok büyük miktarlarda paralar harcaması nedeniyle Afgan halkı nezdinde sevilen bir kişi ve kahraman oldu. Şu anda ise Amerika; Afganistan topraklarında bulunması nedeniyle Bin Ladin’i terörist ilan ederek Taliban ile Amerika arasında yapay bir ihtilaf oluşturmaya çalışıyor. Özellikle kadınlarla ilgili konularda insan haklarına muhalefet etmesini bahane edinerek Taliban’a karşı hücuma geçmekte ve bu olayı Taliban’ın ajanlığını kamufle etmek için bir araç olarak kullanmak istemektedir. Taliban ise Afgan halkının gönlünü almak için Ladin’i koruduğu görüntüsünü vermektedir. Oysa tıpkı Öcalan’ın Kenya’da teslim edilmesi gibi Bin Ladin’in de Taliban tarafından Afganistan topraklarından kovularak Amerika’ya teslim edilmesi, ardından da devletlerarası heybetini korumak ve yüceltmek, dışarıdaki nüfuzuna ve egemenliğine karşı koyacak herhangi bir girişimi geri püskürtmek amacıyla Amerika’nın, Bin Ladin’i mahkemeye çıkartması her an için söz konusu olduğundan, bin Ladin güvenilir ellerde değildir.

Kosova

Amerika; Avrupa’da bir ordu kurmayı ve Yugoslavya’ya karşı NATO’yu askeri bir araç olarak kullanmayı başardı. Bununla Amerika, savaş öncesinde Paris görüşmelerinde konuşulan ve önerilen Özerk yönetimle ilgili olarak Avrupa ordusunun yasallığını kabul ettirmiş oldu. Böylece askeri güçle bölge Yugoslavya’dan koparıldı ve Yugoslavya’nın müdahalelerinde uzak bir şekilde içerideki düzenlemelerin yapılabilmesi için devletlerarası koruma altına alındı. Kosova Kurtuluş Ordusunun elinden silahlar alınarak iç güvenliği sağlamaktan sorumlu polis gücü haline dönüştürüldü. Şu anda ise Amerika, kendisine dost olan bir başkasını getirmek üzere, siyasi ortamları, ekonomik zorlukları, boykotları birer baskı unsuru olarak kullanarak Yugoslav halkını Miloseviç’e karşı kışkırtmaya çalışmakta ve Avrupa devletlerinin insafına bırakmaktadır.