PİYASALARIN YABANCI YATIRIMCILARA AÇILMASI ŞER'AN CAİZ DEĞİLDİR

Piyasaların yabancı yatırımcılara açılması düşüncesi, Müslümanların servetlerinin yağmalanması entrikalarının ayrılmaz bir parçası olup bu amaca hizmet eden iğrenç bir üsluptur. Piyasaların yabancı yatırımcılara açılması düşüncesi, ülkedeki ekonomik krizden doğmadığı gibi ekonomilerimizi çepeçevre kuşatmış olan yeni bir problem için bizim geliştirdiğimiz yepyeni bir çözüm de değildir. Bizim hayat görüşümüze, kanaatlerimize dayanmamaktadır. Ekonomimizi geliştirmeye yönelik bizim kendi irademizi ifade eden bir üslup da değildir. Bilakis; Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmaları (GATT) ile başlayan, uluslararası serbest ekonomi çağrılarıyla simgeleşen, Amerika'nın kullandığı eski bir üslüptur. Dünya piyasalarının, Amerikan şirketleri önünde açılması ve dünya servetleri üzerinde egemenlik kurabilmeleri için Amerika'nın kullandığı üsluplardan olup; Sovyetler Birliği'nin yıkılması öncesinde de vardır. Ancak; Amerika'nın devletler arası arenada sömürgeci ortaklarının ve kendisiyle rekabet eden devletlerin var olduğu bir dünyada bu üslubun kullanılması çok zordur. Sovyetler Birliği'nin yıkılması ve devletlerarası arenadaki yerinin boşalması ile birlikte Amerika, Yeni Dünya Düzeni'ni ilan etti. Ardından Dünya piyasalarının Amerikan yatırımlarına açılmasını tahakkuk ettirme noktasında odaklaşan anlaşmaları ve örgütleri canlandırmaya, milli ürünlerini korumak amacıyla gümrük duvarları koyan devletlerin uyguladığı gümrük engellerini izale etmeye başladı. Fakat bununla birlikte kendi piyasalarına yabancı yatırımcıların girmesini engellemek ve Amerika'nın milli ürünlerini korumak üzere gümrük engelleri koymaktan da geri durmadı. Son olarak Seeatıl'da yapılan Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmaları (GATT) konferansına gösterilen tepki, bunun ne kadar iğrenç ve tehlikeli bir üslup olduğunun en güzel delilidir. Piyasaların yabancı yatırımcılara açılması düşüncesinin gerçek yüzü işte budur. Yabancılar ve yatırımları için kanunlar yapmak, garantiler vermek ve kolaylıklar göstermek, Kuveyt yöneticilerinin Amerikan baskılarına boyun eğmelerinden ve isteklerini yerine getirmelerinden başka değildir. Amerika, yabancı yatırımların girebilmesi için elverişli ekonomik ortamları sağlayacak kanunlar çıkarmada Kuveyt'in acele etmesi gerektiğini münasebetsiz bir şekilde ve utanmaz bir üslupla net olarak ifade etmiştir. 1995 yılının başlarında Amerika'nın, "Dayanışma Meclisine" üye devletlere sunduğu ve beyaz sayfa olarak isimlendirdiği belge bunun bir parçasıdır. Bu belgede,"Körfez Dayanışma Meclisine" üye devletler tarafından yatırım özgürlüğüne getirilen engeller, Birleşik Devletler tarafından eleştirilmekte ve bunun yatırım fırsatlarını azaltan engellerden olduğu ifade edilmektedir. 1995 yılının Aralık ayında Amerikan Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Jan Kaliski'nin Kuveyt'teki Amerikan Büyükelçiliğinde Kuveytli yetkililere; yaba ncı yatırımcılara fırsat tanınmasını ve her alanda yeterli miktarda ticari canlılığı sağlayacak kanunların ve yasal düzenlemelerin yapılmasını ülkesinin zaruri bulduğunu ifade etmesi de bunun bir başka göstergesidir. 1999 yılının Kasım ayında Amerikan Büyükelçisinin basın toplantısında söylediği şu sözler de bunu ifade etmektedir: "Son iki yılı burada, Kuveyt'te geçirdim. Tüm gücümle Kuveyt'i, geleceğe bakmaya ve dünya ekonomisi ile nasıl entegre olacaklarını belirlemeye teşvik ettim." "5-24 Şubat tarihleri arasında Kuveyt'te yapılacak olan devletlerarası yatırım toplantısı" Piyasaların yabancı yatırımlara açılması ve buna teşvik hakkındaki propagandalardandır. Bu, gizliden gizliye kendileri aleyhinde oynanan oyunların farkına varmamaları dolayısıyla da entrikaları kabul etmeleri için gerçeklerin gösterilmemesi, işlerin tersyüz edilerek Müslümanların saptırılmasıdır. Yöneticiler ve yardımcıları bize, yirmi birinci yüzyıla girebilmek için piyasaların yabancı yatırımcılara açılmasının zorunlu bir politika olduğ unu, piyasaların canlanması için ekonomik bir ihtiyaç ve atıl işgücünün görevlendirilebilmesi için en faydalı bir ilaç olduğu tasavvurunu aktarmaktadırlar. Ancak sonuçlar bunun tam tersi olacaktır. Çünkü piyasaların yabancı yatırımcılara açılmasının arkasındaki hedef, problemlerimizin çözülmesiyle veya çıkarlarımızın gerçekleştirilmesiyle ilgili değildir. Asıl hedef, petrol servetlerimiz üzerinde kapitalist Amerikan egemenliğini kabul ettirmektir. Acaba bu çölde bu kadar büyük çaplı ekonomik önemi olan petrolden başka bir şey var mıdır?!!! Oynanan oyunun vakıası işte budur. Özetle bu; bu topraklarda, Müslümanların petrol servetleri üzerinde kafir Amerika'nın yerleşmesi ve buradan da özellikle de Amerika'nın askeri egemenliği sağlandıktan sonra siyasi egemenliğini sağlayacak sonucu çıkarmaktır. Dolayısıyla Müslümanlara ait piyasaların kafirlere açılması caiz değildir. Çünkü bu, kafirlerin Müslümanlar üzerinde egemenliğini kabul ettirmesine yol açar. Kafirlerin Müslümanlar üzerinde egemenliğini sağlayacak her şey, şeran haramdır. Zira Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır: "Allah, Müslümanlar üzerinde kesinlikle kafirlere yol vermez." (Nisa: 141)

İster; zorla, güç kullanılarak sağlansın isterse; demokrasi ve çoğulculuk gerekçesiyle ve parlamentoların kanunlar çıkartması suretiyle olsun, kafirlerin Müslümanlar üzerinde hakimiyet kurmaları caiz değildir. Birtakım propagandalar veya teşvikler aracılığıyla herhangi bir müslümanın herhangi bir şekilde -sözle, yazıyla veya çalışarak- onlara yardım etmesi haramdır. Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır "Zulmedenlere meyletmeyin; sonra ateş size de dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O'ndan da) yardım göremezsiniz!" (Hud: 113)

Ahmed b Hanbel'in Habba b. Eret'den rivayetine göre Rasulullah (SAV) şöyle buyurmaktadır: "Biz, Rasulullah (SAV)'in kapısında oturmuş onun öğlen namazı için çıkmasını bekliyorduk. Dışarı çıktığında bize; dinleyiniz, dedi, biz de dinliyoruz, dedik. Ardından tekrar dinleyiniz, dedi ve biz de yine dinliyoruz, dedik. Dedi ki: Sizin başınıza birtakım emirler (yöneticiler) gelecektir. Zulümlerinde onlara yardım etmeyiniz, yalanlarını tasdik etmeyiniz. Şüphesiz ki zulümlerinde onlara yardım edenler ve yalanlarını tasdik edenler, kesinlikle benim havzımın başına gelmeyecektir." (Ahmed b. Hanbel, Müs. Kabâil, 25960)

Ey Müslümanlar! Piyasaların açılması, devletlerarasında uygulanan mal ve hizmetlerin ihraç ve ithal edilmesi işleminden farklı şeylerdir. Bu işlemleri yapmak (ithalat ve ihracat) şer'i hükümlere uygun yapıldığında kesinlikle egemenliğe yol açmaz. Fakat, piyasaların yabancı yatırımcılara açılması, Müslümanların topraklarındaki servetler üzerinde ekonomik ve siyasi egemenliği gerçekleştirdiği için şeran haramdır. Bu ülkedeki ekonomik krizin nedeni paranın azlığı değildir. Bir kredilendirme kurumunun raporuna göre Kuveyt'in yurt dışındaki varlıklarının miktarı 187 milyar doları bulmaktadır. Petrol üretim gücünün azalması da ekonomik problemin nedeni olması mümkün değildir. Üstelik Kuveyt'in, günlük üç milyon varil petrol üretim kapasitesi vardır. Ekonomik sıkıntının gerçek nedeni üzerimize uygulanan ve ekonomik sorunları çözmekten aciz olan kafir kapitalist ekonomik sistemdir. Gerçek problem, kapitalist sistemin acziyetidir. Bir boyutuyla olay budur. Bir diğer boyutuyla ise, kafirlerin Müslümanlar üzerinde egemenlik kurabilmele rine ve bu topraklara girmelerine zemin hazırlamak üzere; halkı tek bir seçeneğe yönlendirmek ve böylece de kafirler tarafından hazırlanan çözümleri kabul etmelerini sağlamak ya da ekonomik krizlerin devamına razı olmak gibi, başarısız ekonomi politikalarını takip etmeleriyle ekonomik krizler meydana getirmede yöneticilerin gösterdikleri gayretlerdir. Ey Müslümanlar! Allah (c.c), Müslümanların topraklarını tek halifenin bayrağı altında birleştirecek, davet ve cihad yoluyla İslam'ı dünyaya taşıyacak Raşidi Hilafeti kurarak yönetilmeyi bize farz kılmaktadır. Bizler bunu gerçekleştirdiğimizde Müslümanların tüm sorunlarının; ekonomik ve siyasi sorunlarının çözümlendiğini göreceksiniz. Ümmet; bolluğun, emniyetin ve emanın var olduğu ekonomiye kavuşacaktır. Allah'a davet edenlere icabet ediniz, ey Müslümanlar. "Ey iman edenler! Sizi, size hayat verene çağırdıkları zaman Allah'a ve Rasülüne icabet ediniz." (Enfal: 24)

Hizb-ut Tahrir H. 21 Şevval 1420

Kuveyt Vilayeti M. 27/01/2000