PETROL FİYATLARINI DÜŞÜRMEK İSLÂM ÜMMETİNİN ÇIKARLARINI BALTALAMAK DEMEKTİR.

 

Amerika’nın; petrol fiyatlarını belirlemesi, kendi ekononmik ve milli çıkarları için petrol piyasasına, petrolün fiyat ve üretim politikasına ne kadar küstahça hakim olduğunun açık kanıtıdır. Kuveyt yöneticileri başta olmak üzere bölge yöneticilerinin de ABD’nin, petrol üretiminin arttırılması ile ilgili kararların karşısında boyun eğmeleri onların; müslümanların maslahatlarını gütmekten, ümmetin yararına ve çok önemli ve stratejik öneme haiz olan servetlerini kullanmaktan aciz olduklarının, bu yöneticilerin kendi halkının geleceğini hiç düşünmediklerinin ve müslümanların maslahatlarını hiçe sayarak kâfirlerin çıkarlarını koruyup onların emir ve hizmetinde çalışır duruma gelmelerinin en açık kanıtıdır. Bu hain yöneticilerin ABD’nin kararları karşısında “baş üstüne efendim” deyip boyun eğmelerinin nedeninin de Amerika’nın güçlü olduğundan kaynaklandığını hiç kimse zannetmesin. Bunun gerçek ve tek sebebi ise bu yöneticilerin; çok ucuz bir üçret karşılığında kâfirlerin çıkarlarını korumak için onlara bekçilik yapmalarıdır.

Zira 1998 yılında petrol fiyatlarının hızlı bir şekilde düştüğünde kendi petrol şirketlerini korumak için Amerika’nın uşaklığını yapan Meksika, Venezuela ve Suudi Arabistan gibi petrol üreten ülkelere üretimlerini azaltmalarınnı emreden Amerika idi. Arkasından OPEC’e üye diğer ülkeleri bu doğrultuda karalar aldılar. Petrolün varil fiyatının 30$’ı aştığında kendi ekonomik çıkarlarını korumak için uşak ülkelerine üretimi arttırmalarını emreden yine Amerika’dır. Zira Amerikan enerji bakanı geçen Şubat ayında Ortadoğu gezisi sırasında şöyle bir açıklama yaptı: “aslında petrolün varil fiyatınının 30$ olması da çok, 10$ olması da azdır.” Kuveyt yöneticileri başta olmak üzere petrol üreten ülkelerin yöneticileri kendilerini siyasetçi snarak Amerikan enerji bakanının bu açıklamasına paralellik arz eden sözler söylemeye başladılar. Oysa bu yöneticiler irade sahibi olmadıkları için gerçek anlamda siyasteçi değillerdir. Bu nedenle OPEC’e üye ülkelerin Amerika’nın varil başına belirlediği fiyatı gerçekleştirebilecek şekilde petrol üretimini arttırma yönündeki kararlar bölge yöneticilerinin ve onların halklarının değil Amerika’nın çıkarları doğrultusunda alınmış kararlardır. Bu kararları ile Amerika’nın çıkarlarını güttükleri de ortaya çıkmış oluyor. Bu konu ile ilgili olarak Amerikan enerji bakanının CBS haber ajansına verdiği demeçte şu sözler yer almaktadır: “isteğimiz doğrultusunda bir gelişmeyi sağlamak için OPEC örgütüne üye ülke temsilcileri ile çok başarılı diplomatik görüşmeler yaptım. Zira OPEC üyeleri 30 gün önce petrol üretiminin arttırılmasını red dereken şimdi kabul etmektedirler.”

Aslında bölge yöneticileri petrolün şu andaki fiyatının gerçek değerinin olmadığını çok iyi bilmektedirler. Çünkü Fransa maden suyunun fiyatı; Amerikan piyasasında satılan petrol fiyatının 10 mislidir. Bu fiyat alım gücü bakımından değerlendirildiğinde ise bu günkü 20$ d]nya ekeonomisindeki enflasyon nedeni ile 70’li yıllardaki 4$ eşdeğerdir.ayrıca Kuveyt yöneticileri başta olmak üzere bütün petrol üreten ülkelerin yöneticileri Amerika’nın belirlediği fiyatla petrolü satmakla gerekli bütçe gelirinin sağlanmasının mümkün olmayacağını da çok iyi bilmektedirler. Bu nedenle bütçe gelir ve dengesini korumak için onlar sürekli tüketim mallarının fiyatlarını, gümrük ve vergi oranlarını arttırmaktadırlar. Hal böyle olduğu için müslümanlar sürekli olarak muzdarib ve kaygılı, çocuklarının geleceği için endişeli bir hayat yaşamaktadırlar. Bu durum karşısında bu hain yöneticilerin Amerika’nın petrol ile ilgili belirlediği fiyatı kabul edip ona boyun eğmeleriyle; Amerikan petrol şirketlerinin çıkarlarını korumuş, Amerikan fabrikalarının enerji tasarrufunu azaltmış, Amerikan vatandaşlarının çok ucuz akaryakıt almalarına vesile olmuş, Amerikan ekonomisinin gelişerek iyileşmesine neden olmuş ve Amerika’daki enflasyon oranının düşmesini sağlamış oldular. İşin acı ve anlaşılamayan yönü ise; 1996 yılında sanayi ülkelerinin -Amerika, Avrupa ve Japonya- sadece petrolden elde ettikleri vergi gelirlerinin miktarı 270.000.000.000 $ iken, aynı senede OPEC ülkelerinin toplu olarak petrolden elde ettikleri kârın miktarı sadece 185.000.000.000 $?! Dolayısı ile bu hain yöneticiler hangi yüzle petrolü maden suyunun fiyatından 10 misli daha ucuza satıp müslümanları aç, perişan, fakir bırakırlar? Oysa kâfirler sadece petrol vergisinden gelen gelirle petrol kaynaklarına el koymak için bölgeye göndermekte olduğu donanmaların masraflarını karşılar!

Ey Müslümanlar!

İngilizler, bölgenin (kaymağına) petrol kaynaklarına el koymak ve Amerikan petrol şirketlerinin petrolden yararlanmaması için OPEC örgütünü kurmuştu. Ancak ulaslararası durum değiştikten, İngilizlerin nufüz alanlarının daralmasından ve Amerika’nın örgüt içerisinde ve dünyadaki nufuzunun genişlemesinden sonra Amerika’nın petrol kaynaklarına egemen olması için bu örgütü kullanmaktadır. Onun için Amerika’nın petrol üzerindeki hegemonyasından kurtulabilmemiz için iki hususun yapılması gerekir. Birincisi OPEC denilen örgütten derhal çekilmek, ikincisi ise petrolü dolar değil altın karşılığında satmalıyız. Zira İbn-i Ümer’in Tavus’tan Resulullah u’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Gerçek tartı Mekke’nin tartısı, gerçek ölçek ise Medine’nin ölçeğidir.” Ebu Davut, Nesei Zira Mekke ve Medine’de alış-verişler dolarla değil altınla yapılmakta idi. Dolayısı ile biz de petrolü peşin olarak altın karşılığında satmalıyız. Böylece servetimizi; Avrupa bankalarında hesap olarak yatan paraları dondurma, el koyma gibi tehlikeli durumlar karşısında savunmasız kalmaktan kurtarıp kendi hazinemizde koruma altında ve kendi maslahatlarımız için dilediğimiz şekilde kullanabiliriz.

Ey Müslümanlar!

Biz; bu yöneticilerin böyle bir şeyi düşünmeye ve gerçekleştirmeye cesaret edemeyecekleini biliyoruz, kaldı ki bunları yapmaya bile yeltenememektedirler. Çünkü bu yöneticiler kendi geleceklerini kâfirlere bağlamı, onların ajanı olmayı kabul etmiş ve kâfirlerin İslâm ümmetinin servetlerini çalmalarına neden olmuşlardır. İşte bu yüzden yemek yiiyn obur kimselerin yemek sofralarına üşüştükleri gibi kâfirler de bize saldırmaktadırlar. Onu için ey müslümanlar! İşleriniz yürütecek, servetlerinizi koruyacak ve Amerika’nın bitmek tükenmek bilmeyen açgözlülüğünden kurtaracak Hilâfet devletinden başka kurtuluş yoktur. Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İmam -halife- bir kalkandır. Onun arkasından savaşılır ve onunla korunulur.”

 

Hizb-ut Tahrir                            H 21 Zilhicce 1420

Kuveyt Vilayeti                                               M 27 Mart 2000