AMMAN’DA DEVLETLERARASI PARLEMENTOLAR BİRLİĞİ KONFERANSI NEDEN YAPILDI?

5/5/2000 Cuma günü Ürdün’ün başkenti Amman’da Devletlerarası Parlementolar Birliğinin 103. konferansı sona erdi. Konferansa katılanlar birtakım kararlar aldılar ve tavsiyelerde bulundular. Bunlardan bazıları şunlardır: “Fakirliğe ve diğer devletleri bir kenara itme konusuna karşı çizilen programları desteklemeye yönelik evrensel malî örgütlerin çalışmalarını teşvik etmek, dış borçları ilga ettirmekle ilgili kararları desteklemek, kapsamlı yok edici silahları ve klasik silahların depolanmasını kınamak, hadaretler ve kültürler arasında diyalog yapmayı pekiştirmek üzerine ısrar etmek, BM’lerin 194 nolu kararına göre Filistinli mültecilerin yurtlarına geri dönme hakkı dahil olmak üzere Ortadoğu için adaletli, sürekli ve kapsamlı barışa ulaşmak maksadıyla harcanan çabaları desteklemektir.”

Şu var ki; Amman’da yapılan bu konferansın baş hedefi Filistin’i gasbeden yahudiler ile müslümanlar arasındaki ilişkiyi kurdurup, bu ilişkiyi normal hale getirmektir. Ürdün yöneticileri bu hedefi gerçekleştirmek için konferansın evsahipliğini yaptılar. Bu konferans için evsahipliği yapmak üzere Kral II. Abdullah kendi Başbakanı olan Abdulhadi El-Mecali’ye direktif verdi. Kral açılış konuşmasında şöyle dedi: “Komşularımızla barış yaptıktan sonra bu gün bu barışın dairesini genişletmeye çalışıyoruz ki; bu barış kapsamlı, adaletli ve sürekli olsun. Bunu derinleştirmek ve yerleştirmek için pek istekliyiz. Böylece, bölgesel yardımlaşma numüneleri gelişsin..” Böylece, yapılan konuşmalar konferansın asıl hedefini ortaya çıkarmış oluyor.

Hindistan asıllı konferans başkanı Necde Hibetullah şöyle dedi: “Halklarımız adına bu bölgede sürdürülen barışı gerçekleştirme işine bağlılığımız üzerine ısrarımızı gösterelim. Bu hedef içimize derin bir şekilde yerleşmiştir. Bu nedenle, bu hedefi desteklemek için parlamenterlerden komisyonlar oluşturduk.” Bu konferanta yahudi Kinesset’in temsilcisi olan Kohen şöyle dedi: “Amman’da yapılan bu konferansa İsrail’in katılması; Ürdün ile İsrail arasındaki yardımlaşmanın delilidir.” Yine temsilci İsrail’in bölgesel yardımlaşma konusuna ortak olacağını, bu ortaklığa tam manası ile katılacağı ve her türlü haklara sahip olacağını temenni etti.

Ürdün’ün içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıya ve yüksek oranda borçlanma sorunları altında çöktüğü halde Kral’ın bu konferansa evsahipliği yapması Ürdün halkı ve tüm müslümanların lehine değildir. Ancak, bunun gayesi “Barış Operasyonu” diye adlandırılan durumu desteklemektir. Bu barış Filistin’i gasbeden, ahalisini katleden, dağıttıran ve göçe zorlayan yahudilerle yapılıyor. Bu cinayete yahudilerle beraber bazı müslüman memleketlerinin yöneticileri ki; özellikle Ürdün, Mısır, ve Filistin otoritesinin yöneticileri katıldı. Filistin’den bir kaç kilometre uzaklıkta olan Amman’da bu konferansın yapılmasındaki hedef, müslüman memleketlerinin yöneticileri ile yahudiler arasında hasıl olmuş olan ve halen devam etmekte olan anlaşmaları parlamenterlere onaylatmak içindir.

Öte yandan; yahudi parlementerlerden bir heyetin bu konferansa katılmasına karşı gelen, diğer bazı parlemento heyetlerini protesto etmeleri ise; Müslümanların yahudilerle ilişki kurup bunun normalleştirilmesini reddetmelerine dair bir delil olduğu gibi ajan olan yöneticilerinin istedikleri hedefi reddetmelerine dair de bir delildir.

Bu ajan yöneticilerin istedikleri hedef ise; Filistin toprağı üzerinde İsrail devletinin yasallığı devletlerce kabul edildiği gibi müslümanlara da kabul ettirilmesidir. Yahudi parlemento heyeti protesto hareketleriyle ilgili şöyle açıklama yaptı: “Burada bu konferansın yapılması, İsrail ile Ürdün arasındaki kuvvetli ilişkinin var olduğuna dair bir delildir. Şimdi burada gördüğümüz protestonun değişmesini umuyoruz.”

Ürdün’de yahudilerin var olmasıyla beraber bu konferansı yapmak ise hain olan ve barış operasyonunu destekleyen kâfir ve ajan Ürdün yöneticileri tarafından müslümanlar aleyhine çevrilmiş bir entrikadır. Bu hain barış işi hiç bir zaman müslümanlar veya Ürdün lehine olamaz. Şu da var ki; bu konferansa katılanlardan bir kısmı Ürdün’de bu konferansın yapılması ile yahudi parlemento heyetinin katılması arasında bir bağ kurdular. Mısır Halk Meclisinin Başkanı Fethi Serur Amman’da yaptığı basın toplantısında şöyle açıklamalarda bulundu: “Ürdün bu konferansa İsrail’in katılmamamsıyla ilgili bir şart öne sürseydi bu konferans burada yapılamazdı” Ürdün Vekiller Meclisi Başkanı Abdulhadi El Mecali şöyle açıkladı: “Eğer evsahipliğini yapan devlet, “Devletlerarası Parlementerlerin Birliği”ne katılan herhangi bir üyenin katılamasını reddederse kendi ülkesinde konferansın yapılması ilga edilir.”

Konferansın sonuç bildirisinden de anlaşılacağı üzere alınan kararlar yahudilerle barış operasyonu hariç, herşey birer slogandan ibarettir. Yürürlüğe koymak ve izlemek için ortaya atılmadı, sadece propaganda yapmak, laf üretmek ve konferansın baş hedefini örtmek içindir. Nitekim, bu baş hedef ise Filistin’i gasbeden yahudiler ile müslümanların tümü arasında ilişki kurup bunu normal hale getirmektir. Zira, yahudi parlemento heyeti yanında müslümanları temsil eden parlementerlerin bulunması ise, müslümanların yahudileri kabul ettiklerini göstermek içindir.

Ey Müslüman Parlementerler!

Filistin sorunu müslümanlar nezdinde merkezi sorunlardandır. Yeryüzünde müslümanlar var oldukça kâfirler ve ajanları bu merkezi davayı ihanetlerle ve komplolarla tasfiye edemeyeceklerdir. Filistin müslümanların kutsal yerlerinden ve akidelerinden bir parçadır. Bunun aleyhine entrika çevirenler hem dünyada hem ahirette alçaklık ve lanetten başka bir şey elde edemeyeceklerdir. Bu sorunun doğru çözümü ancak Allah’u Tealanın indirdiği çözümdür. Bu ise, Allah’ın emri gereği cihad etmektir. Bu yolla Hz. Ömer bin Hattab’ın döneminde değerli sahabeler onu fethettiler ve Selahaddin liderliğinde müslümanlar tekrar haçlıların elinden kurtardılar. Yakında da Allah’ın izniyle Raşidî Hilâfet gölgesinde müslümanlar onu yahudilerden kurtaracaklardır. Barışı istediklerini iddia eden sizin yöneticilerinizle bunun üzerinde tekrar görüşen yahudiler ise müslümanların reddettikleri bu sahte barış sebebiyle Filistin’de kalamayacaklarını idrak etmektedirler. Ancak, varlıklarının devamının güçlerine ve kâfir devletlere bağlanmalarına dayalı olduğunu idrak ediyorlar. İsrail kapsamlı ve daimi bir barış isteyerek bu devletlerarası parlementer konferansına katılırken uçaklarıyla Lübnan toprağını ve halkını bombalıyor. Ayrıca uzmanlar müslümanları vurmak için menzili 500-700 km’lik saldırı maksatlı füzeler üzerine deneyler yapıyorlar. Bu füzelerden biri Akdeniz’de bulunan uçakları taşıyan Eisenhover isimli geminin 60 km uzağına düşmüş olmasaydı, Amerika bunu protesto etmeseydi, kâfir devletler hesabına çalışan ve ajanlık yapma işleri içerisinde boğulan İslâm memleketlerinin yöneticileri tarafından bu yapılan deneylerden haberleri olamayacaktı. Hem de bu yöneticiler devletlerarası kuruluşların kararlarını yürürlüğe koymayı sürekli istemektedirler. Oysa, bu kuruluşlar Filistin’i gasbetmek ve müslüman halkını dağıtmak ve göçe zorlamak konularında yahudiler yanında yer alıyorlar. Bu kuruluşlar aşırılık, terörizm ve fundamentalizm adı altında İslâm’ın hayata bir yönetim nizamı olarak dönmesine karşı savaş vermektedirler.

Ey Müslümanlar!

Bizimle beraber çalışmaya sizi davet ediyoruz, ki; bu en büyük ve azametli farzı yerine getirelim. Bu ise Hilâfet devletini tekrar kurmak için şer’i metotla çalışmaktır. Bu şekilde dünya izzetini ve ahiret sevabını kazanırsınız. Allah’u Teala şöyle buyuruyor:

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran 104-105)

 

Hizb-ut Tahrir          

Ürdün Vilayeti          

 H 2 Safer 1421 / M 6 Mayıs 2000