İslam Davetini Yüklenenlere Karşı Casusluk Yapmak Onları Tutuklamak İşkence Etmek Haram Ve En Büyük Münkerlerden Biridir.

Hizb-ut Tahrir İslam Devletini kurma yoluyla İslam hayatını yeniden başlatmak ve dünyaya İslam davetini yüklenmek için çalışan siyasi bir partidir. Takip ettiği yol üzerine dikenlerin döşendiği ve tehlikelerle kuşatıldığı bilinmektedir. İslam devletinin kurulması o kadar kolay değil ki herkes istediği yolla çalıssın ve istediği şekilde otorite tahtı üzerinde otursunlar veya bakan olmak isteyen, istediği gibi bakanlık elde etsin.

Hizb-ut Tahrir’in kuruluşu şu ayete binaen gerçekleşti.

“Hayra (İslama) davet eden, marufu (Allah’ın emriyle) emreden ve münkeri (Allah’ın yasaklarını) nehyeden sizden bir grup bulunsun.” (Al-i imran104)

Daveti yüklenme metodu ise Peygamber (sav)’in metodudur.

“Resül size ne getirdiyse alın ve sizi neden nehyettiyse ondan vazgeçin. Allah’tan korkun şüphesiz ki Allah’ın azabı şiddetlidir.” (Haşr7)

Buna göre, Hizb-ut Tahrir fikri çalışma ve siyasi mücadele yapar. Marufun ne olduğunu belirtir ve onunla emreder. Bunun en önemlisi, Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyen, insanları küfür hükümleriyle idare eden, kafir sömürgecilerin planlarını uygulayarak ümmet aleyhine entrikalar çeviren, kendi makamlarını ve çıkarlarını koruma uğrunda ümmeti kandıran, ona yalan söyleyen ve yalan vaatlerle aldatan yöneticiler ve siyasilerin işledikleri münkerle de mücadele etmektir.

Bu devletteki yöneticiler ve kuruluşlar vatandaşlarının çıkarlarını gözettiklerini, sorunlara çözüm getirdiklerini, mallarını, canlarını, emniyetlerini ve haysiyetlerini koruduklarını ve “Fikir ve Görüş Hürriyeti” dahil olmak üzere adlandırdıkları “Genel Hürriyetleri”ni temin ettiklerini iddia ederler. Halk böyle sözleri çok duydu. Fakat, bunların vaatlerinden hiç birisi gerçekleşmedi. İnsanların durumu kötüden kötüye gitmektedir, İslam`a davet edenler; yöneticilerin ve bunların kuruluşlarının bozukluklarını ortaya çıkarıp çürütürlerse, ümmetin ve halkların çektiklerinin gerçeğini gösterirlerse ve verimli şer’i çözüm getirirlerse dalları çoğalan emniyet kuruluşları daha doğrusu tedhişçi kuruluşlar daveti yüklenenleri takip etmeye, bütün söylediklerini rapor etmeye, onları tutuklamaya ve onlara türlü türlü işkence yollarını kullanmaya başlarlar; ayakları ve ellerinden asmak, kırbaçlamak, elektriğe bağlamak ve buna benzer vahşi üsluplar kullanırlar. Bütün bunlardan sonra enformasyon araçlarından başlarını kaldırarak bizde “Hürriyetler” korunmaktadır biz “Demokratız” ve bizde “fikir açıklama sahası geniştir” v.s ifadelerle ağızlarını açıp kapatırlar.

Bunlar camilere istihbarat elemanları (casusları) gönderirler ki; orada kapılar önünde bekletirler, çarşılara ve her yere casusları gönderirler ki; İslam davetini yüklenenleri takip etsinler ve zalimce tutuklasınlar, hatta, birinin Hizb-ut Tahrirden olabileceği şüphesine kapılırlarsa hemen onu tutuklasınlar. Herhangi dağıtılan bir bildiri içinde geçen doğru görüş ve çözüm, İslama ve akidesine bağlanmaya çağrı içerdiği için onu destekleyenleri de tutuklarlar. Hem de sokaklarda insanların gözleri önünde alçak üsluplarla tutuklarlar. Nitekim bu casuslar sivil kıyafet giyerek silahlarını çekerler. İşte bu yöneticiler müslümanlara casusluk yapmak için kuruluşlarını çalıştırıyorlar. Özellikle, cuma namazında hatiplere, her hak sözü söyleyen ve islama daveti içeren bildiriyi dağıtan kimseleri izlemek için casuslarını gönderiyorlar. Bir çok defa, sokaklarda dava adamlarını kovalayıp milleti kışkırtarak “hırsız, hırsız var” diye bağırarak insanlardan bunları tutuklamaları için yardım isterler. Müslümanlar bunlara dikkatli olsunlar ve bağırışlarına ve tavırlarına aldanmasınlar.

Ey yöneticiler!

Ağzınızda sakız yapıp çiğnediğiniz “hürriyetler” nerede? Adlandırdığınız hukuk devleti, isimlendirdiğiniz hür medya nerede?

Sanki İslam, terör ve cinayetin kaynağı imiş gibi düşüncesiyle, davranışıyla ve siyasetiyle, İslama (şer-i hükme) bağlı olan Müslümanları cani ilan ediyorsunuz. Her ne kadar sizin batıl yasalarınıza göre yasak olsa bile, İslam davetini ve İslami görüşleri her Müslümanın yapması, yüce Allah (cc) tarafından farz kılınmıştır. Öyle ki İslam, Müslümanların alternatifsiz tek yaşam tarzı, akidesi ve imanıdır.

“Emr olunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hud 112)

Onlar; İslamı, kalkınma yolunda engel addederek, İslama dayalı olmayan bir devletle ancak kalkınabileceklerini hatta çağdaş müreffeh bir seviyeye ulaşabileceklerini geçmişte iddia ettikleri gibi günümüzde de hâla ısrarlı iseler geriye dönüp tarihe bir baksınlar. Zira, bu batıl ve özellikle kukla devletler kuruluşlarından bu yana bir arpa boyu yol kat etmeyip mutlu bir azınlığın dışında zillet, gözyaşı, yoksulluk ve hileden başka bir şey getirmemiştir.

Ayrıca bunların yaptıkları bu icraatlarla, İslamı dünya için hadaret alternatifi olarak yok etmek, İslami uyanışına darbe indirmek ve bunun ilerlemesini engellemek için sürdürülen evrensel kampanyaya hizmet etmiştir. Senelerdir bunu deniyorlar ve yapıyorlar. Fakat, bir netice elde edemediler ve Allah’ın izniyle hiç elde edemeyeceklerdir. Allah’a itaat ettiğimiz için eminiz, bela ve imtihana karşı sabırlı olduğumuz için mutluyuz. Bizim inancımız “İyi netice takvalıların olacaktır.” (Araf 128) Daveti yüklenenlere karşı Allah’tan korksunlar veya yaptıkları çabaların sonuçsuz kalacağını iyi bilsinler. Hamd ve minnet Allah’a aittir.

Bu emniyet (korkutucu) kuruluşları ve elemanları ümmetin düşmanlarına karşı gözlemci olmalı, kafir sömürgecilerin planlarını ve entrikalarını keşfetmek için çalışmalı. Davayı yüklenenlere, camilere gidenlere, Allah’a, Resulüne ve ümmeti dirilten unsurlara müslümanları çağıran kimselere karşı casusluk yapmak yerine, ümmetin düşmanlarına karşı bu tavrı almalıdırlar.

Bunların hali böyle devam ederken onlara şunu hatırlatmak istiyoruz; Casusluk , zorlama ve ezmek üzerine kurulan bu rejim devam etmez. Bu rejim, polisi ve onun araçlarını yalnız halkı korkutmak, ona musallat olmak, onu sıkmak, kahretmek ve kanı dökmek için kullanmaktadır. Bu ise, devam etmez. Askeri hükümlerin mefhumlarıyla, baskı ve zulüm kullanarak insanların işleri yürütülmez. Bunun neticesi, yıkım ve tahrip olur.

Şüphesiz İslam, insanlara karşı kırbaç kullanarak, eziyet ve işkence yapmayı, onlara karşı casusluk yapmayı haram kılar. Müslim Hişam Bin Hakim in şöyle dediğini rivayet etti. Resulullah (sav)’in şöyle dediğine dair şahitlik yaparım. “Dünyada insanlara işkence çektirenlere Allah azap verecektir.” Resulullah şöylede buyurdu: “Cehennem halkından bir takım adamlar ellerinde inek kuyruğuna benzer kırbaçlar taşıyorlar ve insanlara bunlarla vuruyorlar...” (Müslim)

Ayrıca Resulullah (sav) Kâbe etrafında tavaf ederken şöyle buyurdu: “ (Ey Kâbe) sen ne kadar hoşsun, senin kokun ne kadar hoştur, sen ne kadar azametlisin ve senin hürmetin ne kadar büyüktür! Muhammed’in canını elinde tutana yemin ederim ki mü’minin hürmeti senin hürmetinden daha büyüktür, ümmetin malı ve kanının hürmeti senden büyüktür ve onun hakkında ancak hayır düşünülür.”

Allah Teala şöyle buyurdu “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır ve bir birinize karşı casusluk yapmayın.” (Hucurat 12)

Resulullah (sav) şöyle buyurdu: “Zandan sakının, çünkü zan konuşmanınn en yalan tarafıdır, (Müslümanların) hallerini aramayın ve casusluk yapmayın.” (Buhari, Müslim)

Allah uğrunda daveti yüklenenlere sesleniyoruz; Peygamber (sav)’in metodu ve diğer Peygamberlerin metodu (yolu) budur, değerli sahabelerin metoduda budur. Bu yolla mü’minlerin kalplerindekini imtihan etmektedir. Bu konuyla ilgili sayılamayacak kadar çok şer-i nas vardır!

“(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.” (Bakara 214)

Ey Müslümanlar!

Daveti yüklenenlerle beraber çalışın, İslam Hilafet devletini kurmak uğrunda faaliyeti hızlandırın. Öyle bir devlet kurun ki, hidayete götüren, nuru saçan, adaletle ve hakla insanların işlerini yürüten bir devlet olsun. Hiç bir kimsenin vaadi sizi kandırmasın veya onun tehdidi sizi korkutmasın. Yüce Peygamberimiz (sav)’in şu sözüne uyun: “Kureyş kendini ne zannediyor, Allah’a yemin ederim ki Allah’ın beni onunla gönderdiğiyle onlara karşı savaşmaya devam edeceğim ki, ya Allah beni muzaffer kılar ya da bu kelle bu vücuttan ayrılacaktır.” (İbni Hanbel, Tabarani)

Allah’u Teala şöyle buyurdu:

“Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a inanırsınız.” (Al-i İmran 110)

Allah sizinle beraberdir, sizin amelinizi boşa çıkartmayacaktır.

 

Hizb-ut Tahrir                           28 Şaban 14221
Lübnan Vilayeti                         24/11/2000