İSLAM DAVASINI YÜKLENENLER ASLA MAĞLUP OLMAYACAKTIR!

İslam Devleti Hilafet kaldırıldıktan sonra Ümmet üzerine her yandan zulüm yağmaya başladı. Bu zulüm fırtınası halen bütün hışmıyla sürmektedir. İslam’i hayatı yeniden başlatmak isteyen, Hilafetin yeniden kurulması için çalışanlar üzerinde ise son dönemler bu zulüm daha da şiddetlenmiştir. Dünyanın dört bir yanından gelen haberler Hizb-üt Tahrir mensubu gençlerin tutuklanarak ağır işkencelere maruz kaldığını, bu işkenceler sonucu şehit olanlar olduğunu, idam edildiklerini, ağır hapis ve ağır para cezalarına çarptırıldıklarını duyurmakta. Son gelen haberlerde; Özbekistan’da 100, Tacikistan’da 75, Ürdün’de, Lübnan’da, Suriye’de Sudan’da onlarca Hizb-üt Tahrir’li gencin tutuklandığı duyurulmaktadır. Bu zülüm fırtınasından Türkiye’deki Hizb-üt Tahrir mensubu gençler de nasibini aldı. 28/8/2000 tarihinde Ankara 2 No’lu DGM’de gerçekleştirilen mahkemede sanıklara ağır hapis ve para cezası yağdı. Suçları iddianamede yer aldığı gibi “Allah’ın indirdiği ile hükmetmek üzere İslam hilafet devletini tekrar vücuda getirmek” için çalışmaktır.

Abdullah Öcalan’ı, devlet destekli çeteleri, devleti soyup milyarlarca dolarları bir gecede götürenleri, hırsızları, namussuzları, hain idarecileri, pis Yahudi ve dönmeleri ödüllendiren laik TC.’in tek düşmanı İslam ve Müslümanlardır. Her gün, her fırsatta Müslümanlarla savaştıklarını ilan eden bu düzen ve aveneleri bilindiği gibi 28 şubat kararlarıyla neler yapmak istediklerini açık açık söylediler. Müslümanlarla olan savaş bugün başlamış değildir. Selanik dönmelerinin başlattığı ve cumhuriyetin ilanıyla kuvvet bulan bu eğilim hiç ara vermeden baskı ve zulmünü Müslümanların üzerinde sürdürmüş ve halen sürdürmektedir. Kafirler ve onların kuklası olan hain idarecilerin amacı İslam’ı yeryüzünden kaldırmaktır. Yıllardır İslam’a karşı yürüttükleri savaş, çöküntüye uğramaktan korktukları ömürlerini uzatma mücadelesidir. Bu savaştan galip çıkacak tarafsa asla onlar olmayacak aksine Allah’ın dinini hakim kılmak için bu davayı omuzlayan ve sımsıkı sarılanların olacaktır. Er veya geç bu şanlı dini omuzlayan dava sahipleri Allah’ın vadettiği nusreti görme şerefine nail olacaklardır. Küfür sistemleri, uşakları ve zalim idareciler mutlaka bir gün hüsrana uğrayacaklardır. TC. dahil bütün küfür sistemleri ve uşakları hakkında Allah (cc) şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ki inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acısı olacak ve en sonunda mağlûp olacaklardır. Kafirlikte ısrar edenler ise cehenneme toplanacaklardır.” (Enfal 36)

Verilen cezalar dava sahiplerinin imanlarını bir kat daha artıracak onları güçlü bir konuma sevk edecektir. Çünkü bu dava öyle bir davadır ki; bu dava sahipleri sarsılmaz bir imanla yüklüdür. O iman tek olan, her şeyi kuşatan, dünya ve ahiretin tek hakimi olan Allah’adır. Mü’minler ve davayı yüklenenler böylesi bir güce iman etmiş ve kendilerini Onun yoluna adamışlardır. Dünya ve ahiret saadeti onlar içindir. Allah (cc) şöyle buyuruyor:

“İnanıp da güzel işler yapan ve Rablerine gönülden boyun eğenlere gelince, işte onlar cennet ehlidir. Onlar orada ebedi kalırlar.” (Hud 23)

“İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da onlar içindir.”(Rad 29)

Bu davayı yüklenenler ümmetin en seçkin insanlarıdır. Günümüzde ümmetin bulunduğu karışık karizmaya rağmen, İslam akidesine sımsıkı bağlı olan dava elemanları berrak fikir yapıları ve şer-i hükümlere olan hassasiyetleri ile ümmete yıllardır İslam’ın fikri liderliğini taşıyarak bu davayı hakim kılma çabası içerisindedirler. Onların tek güvenceleri Allah’a olan bağlılıklarıdır. Yüksek iman atmosferine sahip olan dava elemanları inançlarının gereği, üzerlerine gelen her musibete sabretmesini bilir, üzülüp, ezilip ve gevşeklik göstermez. Günümüzde davayı yüklenen kardeşlerimizin küfür sistemleri ve onların azgın zebanilerinin insanlık dışı şiddetli zulümlerine karşı direnç göstermeleri bunun en canlı örneğidir. Allah (cc) bu vasfı taşıyanlar için şöyle buyuruyor:

“Bir kısım insanlar, müminlere: "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!" dediler.” (Al-i İmran 173)

Davayı yüklenenler için ebedi mutluluk makamı olan Cennet vardır. Onlar bu dünyanın bir anlık saadetine karşılık ebedi olan Cennet yurduna taliptir. Resulullah’ı ve ashabını 13 yıllık işkence ve eziyetler nasıl yıldıramadı ise bugün de bu davayı taşıyanları küfür sistemleri ve uşakları yıldırmaya muktedir olamayacaklardır. Nasıl ki; onlar azim ve sabırlarının karşılığı dünya nimetleri ayaklarının altına serilip Cennetle müjdelendilerse, bugünde bu davayı yüklenenler bütün zorlukları sabır ve azimleriyle aşıp mutlaka zalimlere, küfür sistemlerine karşı galip gelecek ve dünyada zafer ahirette Cenneti kazananlardan olacaklardır. Allah (cc) şöyle buyuruyor:

“İşte onlar için bir bağış ve büyük bir mükâfat vardır.”(Hud 11)

Şunu unutmamak gerekir ki; İslam’ın ve bu davayı yüklenenlerin karşısında duranlar cehennem ehlidir. Onlar bütün kin ve zulümlerine rağmen korkaktırlar. Çünkü onların kazanacakları hiç bir şey yoktur. Geçici olan şu dünya hayatında saadet bulacakları vehmine kapılıyorlarsa aldanıyorlar.

Onlar ellerindeki malların telef olması ve ölümden korkarken buna birde İslam’a gönül verenlerin tükenmeyen dirençleri, dünyanın dört bir yanında İslam’i hayat ve Hilafet düşüncesinin engellenemeyen yükselişi eklendi. Her an İslam gelecek korkusuyla yatıp kalkmaktadırlar. Beyinlerini çatlatan bu korku her yanda sezilir hale geldi. Ki; zulümlerinin şiddeti bir kat daha arttı. Telaşa kapılan hain (Kerimov, Ecevit gibi) idareciler sahiplerinden yardım talep etmektedirler. İman etmeyip küfürlerinde direnen hain idareciler ve aveneleri bu dünyada korkunun pençesinden kurtulamayacakları gibi ebedi olan ahiret hayatında da şiddetli bir azapla karşılaşacaklardır. Allah (cc) onlar için şöyle buyuruyor:

“Dünya hayatında onlara sadece bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha şiddetlidir. Onları Allah'tan (onun azabından) koruyacak kimse de yoktur.”(Rad 34)

“Onlar doğru yol karşılığında sapıklığı, mağfirete bedel olarak da azabı satın almış kimselerdir. Onlar ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!” (Bakara 175)

“Âyetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” (Araf 36)

“Allah'a iftira eden ya da O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir!” (Araf 37)

“İşte onlar, ahirette kendileri için ateşten başka hiçbir şeyleri olmayan kimselerdir; (dünyada) yaptıkları da boşa gitmiştir; yapmakta oldukları şeyler (zaten) bâtıldır.”(Hud 16)

Zulmedenler gerçek akıl sahipleri olsalardı, İslam’ın; dünya ve ahiret için bir teminat olduğunu, ve bütün insanlığı bulunmuş olduğu bugünkü çirkeften kurtarıp şerefli bir yaşantıya kavuşturacağını anlarlardı. Ve yine düşünselerdi; davayı yüklenenlerin amaçlarının sadece Müslümanları kurtarmak olmayıp bütün insanlığın üzerindeki zulmün ortadan kalkmasını hedeflediklerini göreceklerdi. Fakat onlarda basiret olmadığı için gözleri kördür, gerçeği göremezler, İslam’ın kendilerini ateşten kurtaracak olan emir ve nehiylerini duymak istemezler, kulakları sağırdır, çirkef bir hayata talip olduklarından dava taşıyıcılarını alaya alırlar.

Bütün güçlerini bu yolda harcasalar da bu çabaları İslam davası uğrunda sebat gösterenleri yıldırmaya yetmeyecektir!

Bütün gelişmeler gösteriyor ki; ümmet bağrından İslam akidesine bağlı, Resulullah (sav)’in çizdiği metoddan hiç ayrılmadan yürüyen şahsiyetler çıkartmaya devam edecektir. Bu şahsiyetlerin yükselişini hiç bir küfür sistemi durdurmaya kadir olamayacaktır. Yine o gençler yüklendikleri davanın ölüm-kalım meselesi olduğunun farkındadırlar.

Ey şanlı dava taşıyıcıları!...

Sizler için Allah’ın rızasını kazanmaktan daha büyük bir mükafat olabilir mi?

Karşınızda ebedi mutluluk makamı olan Cennet gibi mükemmel bir yurt sizleri beklemektedir...

Allah ecrinizi artırsın...

“Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.”(Al-i İmran 139)

HİLAFET