Endonezya Resmî Sözcülüğü
Cakarta

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]



 

Su Özelleştirmesinin Reddi Hakkında

Bilindiği gibi 2004 yılındaki sulara ilişkin 7 sayılı kânun bugünlerde yeniden tartışmaya açılmıştır. Kodifikasyon Mahkemesi bunu olduğu gibi bırakmalı mıdır, yoksa iptal mi etmelidir? Gerekçe de şu ki suyun özel mülkiyetten olmasını ve ister yerli ister yabancı olsun, ister işletim isterse denetim olsun sular idâresinin yerel kesimlere devredilmesini öngören 2004 yılındaki 7 sayılı kânunun daha üst bir kânun ile [Devletin 1945 yılındaki anayasası ile] çelişmesidir.

Hizb-ut Tahrir / Endonezya aşağıdaki şer’î hususları beyân eder:

1. İslam nazarında su; diğer madenler, ormanlar, mer’alar, petrol, doğalgaz vesaire gibidir. Bütün bu şeyler kamu mülkiyetindendir. Yani tüm Müslümanların mülkiyetidir. Bu nedenle sudan ve diğer genel mülkiyetlerden kendi maslahatları için faydalanma hakları asıl itibariyle vardır. Nebî [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem] şöyle buyurmuştur:

Müslümanlar şu üç şeyde ortaktırlar: Mer’a, Su ve Ateş. [Ebu Dâvud ve Ahmed rivâyet etti]

Eğer onun çıkarılması ve insanlar arasında dağıtılması, malların ve kolaylıkların sağlanması çaba gerektiriyorsa bu taktirde, insanların işlerini gözetmekten sorumlu olması itibariyle bunu gerçekleştirmek devletin görevi olur.

2. Bunun içindir ki İslâmî Şeriat, sudan faydalanılması ve idâresi hakkında bir şahsa veya bir gruba ayrıcalıklar tanınmasını yasaklamıştır. Suların özelleştirilmesinde olduğu gibi ayrıcalıkların verilmesine gelince; bu, hem İslâmî Şeriatın sınırlandırdığı kamu mülkiyeti mefhumuna terstir, hem de insanların maslahatlarının hizmetçisi ve gözeticisi olması bakımından devletin tabiatı ile çelişmektedir.

3. Suların özelleştirilmesi hakkındaki bu kânun maddelerinin uygulanması halinde, bunu daha önceden uygulamış bazı ülkelerde olduğu gibi, gelecekte kötü sonuçlara neden olacaktır. Bu aynı zamanda göstermektedir ki kapitalist fikirler ve yabancıların ekonomik çıkarları, bu devletin kânunlarının içine işlemiştir. Hatta insanların refaha kavuşturulması ümidi bile bunun gerisinde bırakılmıştır.

4. Binaenaleyh Hizb-ut Tahrir / Endonezya sular hakkındaki kânunun onaylanmasını reddeder. Zîra bu, hem İslâmî Şeriata aykırıdır, hem de bir bütün olarak insanların toplumsal ve ekonomik hayatında kesin bir bozulmaya yol açar.

5. Buna karşılık ülke üzerinde suların idâresi için âdil bir nizâmın uygulanması gerekir. Bu da [çok azı hariç] sâkinlerinin tamamı Müslüman olan bir ülkede, İslâmî Şeriat üzerine kurulu İslam’daki İktisad Nizâmı’dır. Üstelik sadece ekonomi alanında değil, bilakis hayatın tüm alanlarında da hezîmeti ve acziyeti açığa çıkmış olan laik sistemin reddedilmesi kaçınılmazdır. Komünizmin hezîmeti gibi kapitalizm de hezîmete uğramaya mahkum olduğu sürece insanlık için İslam’dan başka hiçbir sığınak olmayacaktır. Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmaktadır:

Yoksa onlar câhiliyye hükmünü (yönetimini) mi arıyorlar? Halbuki akleden bir toplum için hükmü (yönetimi) Allah’tan daha güzel olan kim vardır? [el-Mâ’ide 50]

Son olarak Hizb-ut Tahrir / Endonezya, aralarında yöneticilerin ve milletvekillerinin de bulunduğu ülkenin diğer sâkinlerini ve Kodifikasyon Mahkemesi’ni; İslâmî Şeriat tastamam uygulanmadığı sürece ülkeyi kuşatan bu krizden kesinlikle çıkılamayacağı hususunda tembihlemektedir. Yalnızca onunla ekonomik işlerimizi gözetebiliriz. Tâ ki refah, izzet ve memnuniyet hâsıl olur ve tüm insanlar saadete kavuşur. Dolayısıyla hayatın tüm alanlarına İslam’ı geri getirmek ve hâin yahut hortumcu değil tam aksine güvenilir yöneticiler seçmek üzere toplumsal bir hareketin varlığı kaçınılmazdır. Bununla birlikte İslâmî Şeriatın uygulanması, sadece bir şahıs yada bir grup için değil hepimiz için farzdır. Gerçek şu ki ancak ve sadece şer’î nizam ve güvenilir yöneticiler sayesinde kerîm ve izzetli bir hayat sürebiliriz. Bu ise Râşidî Hilâfet Devleti’nin gölgesinden başka yerde mümkün olmayacaktır. Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

Şüphesiz ki izzet Allah’a, Rasulü’ne ve mü’minlere aittir. Velâkin munâfıklar bunu bilmezler. [el-Munâfikun 8]

 

Muhammed ‘İsmâ’il Yusanto  
 
 HİZB-UT TAHRİR
 Endonezya Resmi Sözcüsü
H. 20 Rabî-ul Evvel 1426
M. 29 Nisan 2005
 Cep: 0811119796
 Tel/Fax: (62-21)79191263
 E-mail: [email protected]

| ANASAYFA | BEYANLAR | KİTAPLAR | YENİ SAYI |