Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Sudan Resmi Sözcülüğü

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]



 

Geçiş Anayasası ve İslam’ın Sesinin Susturulması

Şu anda Anayasa Komisyonu’nda tartışılmakta olan Geçiş Anayasası Taslağı’nın, “Toplantı ve Örgütlenme Özgürlüğü” başlıklı 40. maddesinin 3. bendinde şöyle denilmiştir: “Ulusal düzlemde siyâsî bir parti olarak çalışan herhangi bir örgütün -aşağıdaki hususları barındırması hariç- hiçbir çalışma hakkı yoktur:

a. Üyeliği, herhangi bir din, etkin köken veya doğum yeri farkı gözetmeksizin tüm Sudan vatandaşlarına açık olmalıdır.

b. Kapsamlı barış anlaşmasını destekleyen ve anayasa ile uyumlu olan bir programa sahip olmalıdır.”

1. A fıkrasında bahsedilen husus, İslâmî ‘Akîde’ye dayanan ve siyâsî çalışma yoluyla İslam’a dâvet eden herhangi bir partiyi açıkça yasaklamaktadır. Çünkü İslam’a dâvet eden ve yeryüzünde İslâmî hayatı yeniden başlatmaya uğraşan bir partiye, bir kâfirin üye olması düşünülemez.

2. B fıkrasında bahsedilen hususa gelince; bu da fikrinde ve metodunda İslâmî ideolojiye dayanan partiler ile alâkalıdır. Çünkü barış anlaşmasına ve anayasaya uyumluluğu şart koşmaktadır. Oysa bunlar, İslam’ı toplumdan ve devletten tamamen koparmak için hazırlanmış, ülkeyi ve halkını parçalamaya adanmış, Sudan’ı Kâfir Batı’nın, nizamlarının ve fikirlerinin güdümüne sokmayı öngörmüş şeylerdir. Dolayısıyla bu, Batı’nın yöneticilerden ve politikacılardan olan araçlarını rahatsız edecek şekilde, bu plânların ve komploların gerçeğinin İslam’a dayalı partiler tarafından ortaya çıkarılmasına engel olmak anlamına gelmektedir. Böylece onlar bu şerir belgelere karşı hakkın haykırışını ve İslam’ın sesini susturmak istemişlerdir!

İslam ‘Akîdesi’ne ve esâsına dayalı siyâsî çalışma; konumu ne olursa olsun, makamı ne kadar yüksek olursa olsun, kim olursa olsun herhangi bir kimsenin iznine muhtaç değildir. Çünkü bu izin, bu çalışmayı emreden Allah [Subhânehu ve Te’alâ] tarafından verilmiştir:

Aranızda, hayra [İslam’a] dâvet eden, ma’rufu emreden ve münkerden neyheden bir ümmet [siyâsî kitle] bulunsun! İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. [Âl-i ‘İmrân 104]

Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmaktadır:

Allah’a dâvet eden, sâlih amel işleyen ve “Ben Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır? [Fussilet 33]

Ey Kerîm İslam Ümmeti!

Sizler, ‘Akîdenizle ve kimliğinizle Kâfir Batı ile uşaklarının hedef tahtasına yerleştirildiniz. Onlar sizi, dinsiz ve kimliksiz bir Ümmet halinde getirmek, Kâfir Batı’nın dinine yapıştırıp onun kimliğine büründürmek istemektedirler. Peki siz, buna râzı olur musunuz?

Öyleyse üzerinizdeki gaflet tozlarından silkinin! Amerika’nın ve Batı’nın Sudan’daki ve tüm İslâmî beldelerdeki plânlarını durdurmak üzere harekete geçin! Bilin ki bu ancak Nübüvvet Minhâcı üzere Râşidî Hilâfet Devleti’ni kurarak İslam Sulta’sını geri getirmek için çalışanlar ile birlikte harekete geçmek ve ciddiyetle çalışmak yoluyla olur.

Şüphesiz ki Allah emri üzere ğâlibdir, muktedirdir. Velâkin insanların çoğu bunu bilmezler. [Yûsuf 21]

 

İbrâhim Usmân (Ebu Halîl)
 HİZB-UT TAHRİR
Sudan Resmi Sözcüsü
H. 28 Rabî-ul Evvel 1426
M. 07 Mayıs 2005

| ANASAYFA | BEYANLAR | KİTAPLAR | YENİ SAYI |