Raşidi Hilafet ....Yıl 12...Sayı 125... Sefer 1421... Mayıs 2000   

HİLÂFET'İN SÖZÜ

OKUYUCULARLA

 Hamd Alemlerin Rabbı Allah (cc) mahsustur. Salat ve selam Şanlı Resulüne (sav) Eshabına, Âline ve O’nun yolunda yürüyenlerin üzerine olsun.

Satırlarımıza başlarken Hilafet Sitemize ve Dergimize olan ilgi ve alakanızdan dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ederiz.

Hilafet Sitemize ve Dergimize olan ilgi ve alakanın gün geçtikçe daha da artması bizlerin çalışma azmini bir kat daha artırmakta ve sizlere güzel olanı sunmaya çalışmaktayız.

Yazılı basın olarak ulaşamadığımız MECAL ülkelerden gelen yoğun ilgi gösteriyor ki: kafirler ve uşakları istemeselerde bu dava bir ateş gibi ümmetin bağrını sarmaktadır.

Daha dün “Hilafeti kaldırdık, İslam artık ayağa kalkmaz diyenler gördükleri manzarayla bir kez daha irkildiler.

Bu ümmetin bağrından imanını söküp almadıkça (alamayacaklar) akideden doğan şeri hükümlere dönüş kısa zamanda gerçekleşeceği ortaya çıkmıştır.

Söz konusu siyaset ve devlet olunca, Hilafetsiz olunamayacağı ümmete bütün engellemelerine rağmen unutturamayacakları ortada olan bir hakikattır.

Düşmanlarımızla (kafir ve uşaklarıyla) MÜCADELE Mekkede başlamış Osmanlıoğulları Hilafetinde 1924 de M. Kemalin Hilafeti ilga etmesiyle son bulmuş gözükmekte idi.

Sömürgeci kafirler tarihin mücadele içerisinde geçen dönemler içerisinde bilinen her yolu deneyerek İslam davetini söndürmek için ölçüsüz ve ısrarlı çalışmalarına rağmen hedeflerine ulaşamadılar.

Kukla idarecilerin yoğun askeri ve siyasi üstünlükleri ile beraber, adi ajanları ve de zulmün en ağır çeşitleriyle ümmetin üzerine gitmelerine rağmen başarısız kalmışlardır. Acizler ve aciz kalacaklardır...

Böyle olmasına rağmen İslami hayat özlemini söndürmek ve onun ortadan kaldırılması çalışmaları hala devam etmekte. Kafir ve uşakları bu savaşı sürdürmede ısrarlı gözükmektedirler.

Kafirler ve kukla ajanları İslam’la savaşın bittiğini İslam ve müslümanların tükendiğine kanaat getirdikleri an karşılarında daha da canlı, fikren gelişmiş davasında samimi sonu ölüme varan zulüm ve işkenceye meydan okuyanlarla karşı karşıya geldiler. Özbekistan, Türkiye, Suriye vb. ülkelerde olduğu gibi.

Peygamber (sav)’in vefatından sonra “Peygamber öldü, sihir bozuldu, davet sona erdi” diyenler Hz. Ebu Bekir (ra)’nın şu sözüyle gerçekleri yeniden gördüler:

“Kim Muhammede tapıyorsa Muhammed gerçekten ölmüştür. Kim de Allah’a tapıyorsa şüphesiz Allah diridir ölmez.”

Evet... O günkü canlılık bu günde aynen varlığını koruyacaktır. Ve de bu davanın kıyamete kadar süreceği herkesce kabul edilecektir.

Bu gibi badireler tarih boyunca sık sık yaşanmıştır. Tatarların baskınları, Haçlı ordularının ardı arkası kesilmeyen saldırıları İslam’ı ümmetin bağrından söküp atamamıştır.

Sömürgecilerin Cezayir’i 130 yıl sömürdükten sonra, artık halkın üzerinde hakim olduklarını kabullendikleri an, tesettürlü kadınların çıkıp Peygamberimiz (sav)i kasdederek:

“Mübarek olsun Ey Muhammed! Cezayir tekrar sana döndü” sözleri Fransızları çılgına çevirip içlerine korku salmıştı. Bu konuda sayfalar dolusu misaller verilebilir.

Bu gibi olaylar düşmana, kafirlerin uşak ve ajanlarına gösterdi ki; bu din (İslam) kıyamete kadar kalmak için gelmiştir. Müslümanlara indirilecek alçakça darbeler İslam davasını yüklenenleri bu davalarından vazgeçiremeyecektir. Aksine onların azmini, samimiyetini ve bu yolda sabırla yürüme azimlerini bir kat daha artıracaktır. Çünkü onlar Allah (cc) rızasından başka bir şey talep etmemektedirler.

İslam’ı hayata hakim kılmak için gayret gösteren gençlere yönelik bütün baskılar, İslam’a zafer kazandırmak, İslam’ı yüceltip daveti aleme taşımak için onlardaki çalışma şevklerini daha da tahrik edecektir.

Kafirler ve uşaklarının sarfettikleri bütün güçleri, harcadıkları mal ve paraları boşa gidecek, her dönemin dirilişleri küfür sistemlerine dehşetli anlar yaşatacaktır.

Allah (cc)’nun izniyle bu dine ve davayı yüklenenlere kimse zarar veremeyecektir. Buna inancımız sonsuzdur.

Allah (cc) bu konuda şöyle buyuruyor:

“Allah'ın nurunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir.” (Tevbe 32-33)

Kafirler ve ajanları İslam’ın kıyamete kadar varlığına ve zaferlerle insanlara nurunu ulaştırmak için geldiğine inanmak istemeselerde bu gerçeği kabul etmek zorundadırlar.

Görülüyor ki müslümanlar ne zaman İslam’a sarılsalar kendilerinde büyük cesaret bulup kafir düzenlerin kurumlarını sarsan, pembe dünyalarını altüst eden, oyunlarını bozan atılımlar gerçekleştirmektedirler. Ortadoğu ve Ortaasyadaki iman haykırışı bu gün bunun en canlı örneğidir.

Daha dün Rus zulmünün istilasından kurtulan Özbekistanlı kardeşlerimiz bu gün Yahudi uşağı İ. Kerimov’un korkulu rüyası olmaktalar. Allah (cc) azimlerini artırsın ve üzerlerine sabır yağdırsın.

Kafirler, kukla rejimleri ve fitnenin yuvası haline gelen T.C. devleti bu oluşumlardan korkar hale gelmiş, korku bütün benliklerini sarmıştır. Artık gece gündüz “Hilafet geliyor” korkusuyla yaşamaktalar.

Yıllardır İslamla Müslümanlar arasındaki bağlar koparılmaya çalışılsa da İslam’ın müslümanları güçsüzlükten kuvvete döndürme etkisinin azalmadığını, tam tersine küllenen imanlarını İslam’ın yeniden kor haline döndüreceğini sömürgeciler ve uşakları gördüler.

İngilizlerin usta ajanlarından olan, Atatürk ile aynı dönem aynı fikirler doğrultusunda faaliyet gösteren, Hilafet’in yıkılmasında büyük emek sarfeden Lavrens (Lawrence) bu gerçeği şu şekilde ifade ediyor: “Gerçek tehlike İslam nizamında, onun yayılma kudretinde ve canlılığında gizlidir. O Avrupa ve sömürgenin önünde yegane engeldir.”

Evet... Bu din var oldukça bu dava söndürülemeyecektir. İslam beldelerinde çöreklenmiş küfür sistemleri ve uşakları elbet bir gün bulundukları yerlerden sökülüp atılacaktır.

Kafirler ve uşakları İslam’ın müslümanlar üzerindeki esrarengiz gücünü anlıyor ve takdir ediyorlar. Ancak bütün bunlara rağmen ömürlerini uzatma telaşındalar. Bundan dolayı her gün yeni plan ve projelerle müslümanların karşısına çıkıyorlar. Bazen menfaatları çarpışsa da İslam’a düşmanlık hususunda ortak tavır takınabilmektedirler.

Uzun süredir kafirler İslama karşı olan savaşlarını sürdürmelerine rağmen İslam ve onu savunanları yok edememişler ve edemeyeceklerdir. Allah (cc) nun izniyle bunu durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Müslümanlardan isteğimiz kafir ve uşaklarının oyunlarına, yalan ve yalnış haberlerine, fikri taarruzlarına karşı uyanık olmaları ve dava elemanlarına bu yolda gerekli desteği göstermeleridir.

Bundan sonrada ilgi, alaka, soru ve eleştirilerinizin devamını bekliyoruz.

Allah yar ve yardımcımız olsun.

 

"Raşidi Hilafet" İslam Fikrine Dayalı Siyasi Dergi