|
HİLÂFET'İN SÖZÜ
OKUYUCULARLA
Hamd Alemlerin
Rabbı Allah (cc) mahsustur. Salat ve selam Şanlı Resulüne (sav)
Eshabına, Âline ve O’nun yolunda yürüyenlerin üzerine olsun.
Satırlarımıza
başlarken Hilafet Sitemize ve Dergimize olan ilgi ve alakanızdan
dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür
ederiz.
Hilafet Sitemize ve
Dergimize olan ilgi ve alakanın gün geçtikçe daha da artması
bizlerin çalışma azmini bir kat daha artırmakta ve sizlere güzel
olanı sunmaya çalışmaktayız.
Yazılı basın olarak
ulaşamadığımız MECAL ülkelerden gelen yoğun ilgi gösteriyor ki:
kafirler ve uşakları istemeselerde bu dava bir ateş gibi ümmetin
bağrını sarmaktadır.
Daha dün “Hilafeti
kaldırdık, İslam artık ayağa kalkmaz”
diyenler gördükleri manzarayla bir kez daha irkildiler.
Bu ümmetin bağrından
imanını söküp almadıkça (alamayacaklar) akideden doğan şeri hükümlere
dönüş kısa zamanda gerçekleşeceği ortaya çıkmıştır.
Söz konusu siyaset ve
devlet olunca, Hilafetsiz olunamayacağı ümmete bütün
engellemelerine rağmen unutturamayacakları ortada olan bir
hakikattır.
Düşmanlarımızla
(kafir ve uşaklarıyla) MÜCADELE
Mekkede başlamış Osmanlıoğulları Hilafetinde 1924 de M. Kemalin
Hilafeti ilga etmesiyle son bulmuş gözükmekte idi.
Sömürgeci kafirler tarihin
mücadele içerisinde geçen dönemler içerisinde bilinen her yolu
deneyerek İslam davetini söndürmek için ölçüsüz ve ısrarlı
çalışmalarına rağmen hedeflerine ulaşamadılar.
Kukla idarecilerin
yoğun askeri ve siyasi üstünlükleri ile beraber, adi ajanları ve
de zulmün en ağır çeşitleriyle ümmetin üzerine gitmelerine rağmen
başarısız kalmışlardır. Acizler ve aciz kalacaklardır...
Böyle olmasına
rağmen İslami hayat özlemini söndürmek ve onun ortadan kaldırılması
çalışmaları hala devam etmekte. Kafir ve uşakları bu savaşı sürdürmede
ısrarlı gözükmektedirler.
Kafirle r
ve kukla ajanları İslam’la savaşın bittiğini İslam ve müslümanların
tükendiğine kanaat getirdikleri an karşılarında daha da canlı,
fikren gelişmiş davasında samimi sonu ölüme varan zulüm ve işkenceye
meydan okuyanlarla karşı karşıya geldiler. Özbekistan, Türkiye,
Suriye vb. ülkelerde olduğu gibi.
Peygamber (sav)’in
vefatından sonra “Peygamber öldü, sihir
bozuldu, davet sona erdi” diyenler Hz. Ebu
Bekir (ra)’nın şu sözüyle gerçekleri yeniden gördüler:
“Kim Muhammede tapıyorsa
Muhammed gerçekten ölmüştür. Kim de Allah’a tapıyorsa şüphesiz
Allah diridir ölmez.”
Evet... O günkü canlılık
bu günde aynen varlığını koruyacaktır. Ve de bu davanın
kıyamete kadar süreceği herkesce kabul edilecektir.
Bu gibi badireler tarih
boyunca sık sık yaşanmıştır. Tatarların baskınları, Haçlı
ordularının ardı arkası kesilmeyen saldırıları İslam’ı
ümmetin bağrından söküp atamamıştır.
Sömürgecilerin
Cezayir’i 130 yıl sömürdükten sonra, artık halkın üzerinde
hakim olduklarını kabullendikleri an, tesettürlü kadınların çıkıp
Peygamberimiz (sav)i kasdederek:
“Mübarek olsun Ey
Muhammed! Cezayir tekrar sana döndü” sözleri Fransızları çılgına
çevirip içlerine korku salmıştı. Bu konuda sayfalar dolusu
misaller verilebilir.
Bu gibi olaylar düşmana,
kafirlerin uşak ve ajanlarına gösterdi ki; bu din (İslam)
kıyamete kadar kalmak için gelmiştir. Müslümanlara indirilecek
alçakça darbeler İslam davasını yüklenenleri bu davalarından
vazgeçiremeyecektir. Aksine onların azmini, samimiyetini ve bu yolda
sabırla yürüme azimlerini bir kat daha artıracaktır. Çünkü
onlar Allah (cc) rızasından başka bir şey talep etmemektedirler.
İslam’ı hayata
hakim kılmak için gayret gösteren gençlere yönelik bütün baskılar,
İslam’a zafer kazandırmak, İslam’ı yüceltip daveti aleme taşımak
için onlardaki çalışma şevklerini daha da tahrik edecektir.
Kafirler ve
uşaklarının sarfettikleri bütün güçleri, harcadıkları mal ve
paraları boşa gidecek, her dönemin dirilişleri küfür
sistemlerine dehşetli anlar yaşatacaktır.
Allah (cc)’nun izniyle bu dine
ve d avayı yüklenenlere
kimse zarar veremeyecektir. Buna inancımız sonsuzdur.
Allah (cc) bu konuda şöyle
buyuruyor:
“Allah'ın
nurunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki
kafirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.
O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün
dinlere üstün kılmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile
gönderendir.”
(Tevbe 32-33)
Kafirler ve ajanları
İslam’ın kıyamete kadar varlığına ve zaferlerle insanlara
nurunu ulaştırmak için geldiğine inanmak istemeselerde bu gerçeği
kabul etmek zorundadırlar.
Görülüyor ki
müslümanlar ne zaman İslam’a sarılsalar kendilerinde büyük
cesaret bulup kafir düzenlerin kurumlarını sarsan, pembe dünyalarını
altüst eden, oyunlarını bozan atılımlar gerçekleştirmektedirler.
Ortadoğu ve Ortaasyadaki iman haykırışı bu gün bunun en canlı
örneğidir.
Daha dün Rus
zulmünün istilasından kurtulan Özbekistanlı kardeşlerimiz bu gün
Yahudi uşağı İ. Kerimov’un korkulu rüyası olmaktalar. Allah
(cc) azimlerini artırsın ve üzerlerine sabır yağdırsın.
Kafirler, kukla
rejimleri ve fitnenin yuvası haline gelen T.C. devleti bu
oluşumlardan korkar hale gelmiş, korku bütün benliklerini sarmıştır.
Artık gece gündüz “Hilafet geliyor”
korkusuyla yaşamaktalar.
Yıllardır
İslamla Müslümanlar arasındaki bağlar koparılmaya çalışılsa
da İslam’ın müslümanları güçsüzlükten kuvvete döndürme
etkisinin azalmadığını, tam tersine küllenen imanlarını İslam’ın
yeniden kor haline döndüreceğini sömürgeciler ve uşakları gördüler.
İngilizlerin usta
ajanlarından olan, Atatürk ile aynı dönem aynı fikirler
doğrultusunda faaliyet gösteren, Hilafet’in yıkılmasında büyük
emek sarfeden Lavrens (Lawrence) bu gerçeği şu şekilde ifade
ediyor: “Gerçek tehlike İslam nizamında, onun yayılma kudretinde
ve canlılığında gizlidir. O Avrupa ve sömürgenin önünde yegane
engeldir.”
Evet... Bu din var
oldukça bu dava söndürülemeyecektir. İslam beldelerinde
çöreklenmiş küfür sistemleri ve uşakları elbet bir gün
bulundukları yerlerden sökülüp atılacaktır.
Kafirler ve uşakları
İslam’ın müslümanlar üzerindeki esrarengiz gücünü anlıyor
ve takdir ediyorlar. Ancak bütün bunlara rağmen ömürlerini uzatma
telaşındalar. Bundan dolayı her gün yeni plan ve projelerle
müslümanların karşısına çıkıyorlar. Bazen menfaatları çarpışsa
da İslam’a düşmanlık hususunda ortak tavır
takınabilmektedirler.
Uzun süredir
kafirler İslama karşı olan savaşlarını sürdürmelerine rağmen
İslam ve onu savunanları yok edememişler ve edemeyeceklerdir. Allah
(cc) nun izniyle bunu
durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.
Müslümanlardan isteğimiz
kafir ve uşaklarının oyunlarına, yalan ve yalnış haberlerine,
fikri taarruzlarına karşı uyanık olmaları ve dava elemanlarına
bu yolda gerekli desteği göstermeleridir.
Bu ndan
sonrada ilgi, alaka, soru ve eleştirilerinizin devamını bekliyoruz.
Allah yar ve
yardımcımız olsun.
|