Raşidi Hilafet ....Yıl 12...Sayı 125 Sefer 1421...Mayıs  2000   

 

AVRUPA VE İSLÂM

ÇEVİRİ: Adnan Şems

Avrupa ve İslam Kültürleri arasındaki ilişkileri ve müslümanların Avrupadaki durumu hakkında konferans, Stockholm, İsveç, Haziran 15-17-1995 te düzenlenen konferansta batılılara ve yandaşlarının Avrupa’da yaşayan müslümanlar hakkında hazırladıkları veya planlama aşamasında neler yapabileceklerine dair bir irdelemedir. Avrupa’da yaşayan müslümanların kendileri hakkında nelerin tasarlandığını göstermek ve uyarmak istedik. Bu toplantının özetini İngilizceden çeviri yaparak sizlere aktarıyoruz.

Grup, İslamın çok zıt şekilde yorumlara maruz kaldığı sonucuna vardı. İslam, onu yaşayan müslümanlar tarafından ortaya çıkarıldı. Bu yüzden islam farklılıklar yansıtmaya mahkum. Bu, siyasi ve dini boyutların ayrılmasının ne derecede mantıklı/manalı olduğu sorusunu gündeme getirdi. Başka kapsamlı düşünce sistemlerinden farklı olarak mı islam siyasi boyutuyla gündeme geliyor? Burdan müslümanların yoğun olduğu başka bölgelere bakma gereği doğuyor, Asya’nın güneydoğusu gibi.

Hindistanlı bir delegenin sözü Hindistan müslüman nüfusunun en fazla olduğu ikinci ülke ve yüzyıllarca farklı dinlerin birlikte yaşamalarını sağlayabilmiş bir ülke, Hindistan’ın bununla alakalı yoğun tecrübesinin altını çizdi. Hindistanlı müslümanlar temel özgürlüklere sahip ve laiklik ve çoğulculuğa dayalı bir toplumdan teokratik bir devletten daha fazla emin/güvence altında. Kadınların Hindistan’ın politikasında yer almaları İslami prensiplere uygun (Kuveyt’te kadınlar hala seçme haklarını beklemekte). Dinlerin karşılaştırılmalı tedrici çok önemli, çoğulculuğa dayalı bir toplumda birbirlerinin iyi tanınması ve anlaşılması için.

İsveç: İslami tedrisat ve müslüman göçmenlerin yaşam şartları

Bu başlıklar özel ve kısa bir oturumda işlendi. Prof. Jan Hjarpe, yazar Sigrid Kahle ve Dr. Karin Adahl (önde gelen İsveçli alimler) İslamoloji, orientalizm ve İslami sanat üzerine konuştular. Müslüman göçmenlerin iki temsilcileri, şeyh Parvez Mansour, ve Mr. Beyzat Bercikov, İsveç’teki müslümanların sorunlarını açıkladılar. Bununla ilgili hükümet görevlisi Frank Orton etnik haksızlıklarla alakalı özel rapor verdi.

Gayrı resmi temaslar ve sonuç oturumu

Birçok gayrı resmi tanışma fırsatı verildi (gezilere, parklara birlikte gidilmesi), olur ki gelecek için faydalı temasları doğururlar.

Son oturumda konferans, Malezyalı başkan Abdul Razak Abdullah Baginda’nın, Endonezyalı Dr. İrid Agous’un, Pakistanlı Dr. Esma Jehangir’in, Ürdünlü Prof. Kamel Abu Saber’in, Suriyeli Şeyh Muhammed Yakoubi’nin, Suriyeli Prof. Sadık Al-Azm’ın, Filistinli Dr. Salma Sayyousi’nin, Vatikan’dan Monsegnuer Joseph Kourg ve son olarak Fransalı Harlem Désir’in konuşmalarını dinledi.

Baginda İslam ile batının muhtemel çatışmalarını analiz etti ve Malezya’nın dini ve etnik grubların balansını iyi yaptığı başarılı denemelerini aktardı ve güven oluşumu önlemlerinin şartlarını anlattı. İslam ile Hıristiyanlığın benzerliklerinin buna yönelik iyi bir etken olduğunu söyledi: ikisinden hiçbiri diğerine tamamen bir zıtlık arzetmiyor.

Endonezyalı Dr. Agous dünyadaki müslüman nüfusunun en fazla olduğu ülke kültürler arası anlaşabilmenin gerekliliğinden bahsetti. Birbirimizi tanımak için de temasta olmamız gerekir ve farklı fakat yine de benzer olduğumuzu bilmemiz gerek.

Pakistanlı bir avukat olan Dr. Jehangir, azınlıklar ve kadınlar için sorunların hem Avrupa’da hem de İslam Dünyasında var olduğunu söyledi.

Çoklukta olan sessiz kadınlar terörize edilmiş ve konuşmaya korkuyor. Günün birinde bir patlama olacak. Şimdi gereken ise kadınlar arası bir kenetleşme. Yoksa işler daha da yanlışa gidecek.

Siyasi ifrat konusu işlenirken, Güney Asya’daki siyasi yapıların pek sağlam olmadığını söyledi. Pakistan ve Bangladeş şimdi birer demokrasi. Hindistan ve Sri Lanka liderlikten yoksun. İfrat grublar iktidara demokratik araçlarla gelmeyecekleri kanısındadırlar.

Pakistan’daki müslüman ifratı Hindistan’daki Hindu ifratını artırıyor. Köktencilik hepimizi korkutmakta. Şimdi gereken ise atılımcı düşünceler. Biz Batı ile Doğu arasında köprüler oluşturmalıyız, tutumlardaki farklılıkların altını daha da fazla çizmemeliyiz. Batı’da olduğu kadar Doğuda da liberal kimseler var. Başkanlığını kadınların üstlendiği çoğuı ülkeler doğuda. Biz demokratik kurumları ve toleransı desteklemeliyiz. Batıdaki demokrasiler kimi zaman gayet müsamahasız olabiliyor dedi Dr. Jihangir. İslam’ın birkaç özelliklerini saydı: İslam tek tip bir kültür arzetmiyor akidevi açıdan çok liberalden fazla katı bir tutuma kadar elveriyor. İslamın katı şekilleri liberal müslümanları Batıyı rahatsız ettiği kadar rahatsız ediyor; İslamın aşırı şekilleri demokrasinin kök salamadığı yerlerde görülmekte. İfrat müsamahasızlık oluşturur.

Bugün bütün dünyada dini azınlıklar düşmanlıkla karşılaşmakta. Bütün siyasilerin görevi acil davranıp hikmetle bu azınlıkları korumak. Müslüman kadınların durumu iki kat kompleks: cinslerin eşitliğini isteseler müslüman azınlıkların haklarını tehlikeye sokarlar. Bu sebepten müslüman kadınlar ümitsiz bir şekilde ikiye bölük. Siyasiler bu kadınlara yardım etmezler ise ifrat yine beslenecek. Demokrasinin güçlenmesi, müfritleri ve iktidar için dini kullanan siyasileri marjinalleştirir. Fakat ‘İslamın Batılılaşması’ yahut Avrupa ülkelerinin İslam ülkelerine dönüştürülmeli denenmemeli. Dr Jihangir çok daha fazla diyalog gerekir ve İsveç’in bu inisiyatifi alkışlanır dedi.

Ürdünlü Prof. Abu Saber İslam ile Batının arasındaki düşmanlığın tarihi kaynağını arzetti. Dini açıdan İslam Hıristiyanlığı kendi geleneğinin bir parçası saydı, fakat hıristiyanlık İslamı bir sapıklık olarak gördü. Sonra müslümanlar gerçekleştirdi ve daha sonra, Hıristiyanların haçlı seferleri geldi. Bunların hepsi İslamla Batının ilişkilerinin sağduyuyla incelenmesini engelledi. Birleşmiş Milletler gözlemcisi altında bir toplantı yapılması önerildi: Kültürler, dinler ve bölgeler arası karşılıklı güvenin oluşturulması için ve olumlu tartışmaların devamı için. Prof. Bir basın toplantısında Ürdün adına İsveç inisiyatifi için bir devam teklif etti: aynı amaçlı konferans gelecek yıl Ürdün’de gerçekleşsin.

Euro-İslam terimi tartışıldı. Avrupa damgalı İslam birlikte yaşamanın çerçevesini sunabilir, aynı anda islamın geneline modern yaşam için gerekli entellektüel malzemeyi verebilir. Modern yaşamla iç içe bir İslam düşüncesi katı İslama meydan okur.

Suriyeli Şeyh Muhammed Yakoubi batılılaşması ve Batının islamlaşması fikirlerine karşı geldi. Gerekli olan İslamın reformu ki bu ancak müslümanların Batı dünyasına entegresini sağlar. Eğer müslümanları Batıya barındırmak istiyorsak, müslümanlar geçmişi unutmalılar ve batının günümüz entellektüel seviyesini yakalamalılar. Müslüman fikri kalkınmaları ve tarihe adını yazmalarının anahtarı budur.

Suriyeli Prof. Sadık Al Azm konferansın son sözünde tartışılan ana başlıkları özetledi. En önce İslam’la Avrupa’nın tamamen iki zıt kutup olan kendine has yapılar olduğunu söyledi, hem iktidar bakımından hem de askeri güç bakımından, üretme kapasitesi açısından, verim açısından vs. Bundan dolayı güçlü tarafın daha fazla sorumluluk taşıdığını belirtti. İkincisi, bu eşitsizlikten dolayı İslam Batı için kesinlikle değildir. Üçüncü olarak gerçek terörizmi ve savunmaya yönelik ameller iyi ayırt edilmeli.

Son olarak Prof. İslamın Batıda egemen olan laik hümanizmin yerini alabileceği sorusunu yöneltti. Çoğu kez Avrupa buna şuursuz bir şekilde olumsuz cevap verdi. Fakat islam dinamikliğini kanıtladı, farklı sorulara cevap/çözüm getiriyor. Bundan çıkan sonuç ise, doğru bir niyetle, İslamın laiklikle, hümanizmle, demokrasiyle, moderniteyle yerini değiştirebilir olması (yani onların yerine geçebilir/uygulanabilir olması). İran’daki Ayatullahların bir İslam Hilafet Devleti kurmadıkları gerçeğini dile getirdi, onun yerine seçimleriyle olsun, parlamentosuyla olsun daha çok Avrupa’yı andıran, İran tarihiyle de alakası olmayan bir cumhuriyet.

Filistinli Dr. Salma Khadra Sayyousi kültürlerarası ilişkiler ve Arap ve Müslüman ülkelerindeki günümüzdeki ilerlemeyi açıklayan ümit dolusu bir konuşma yaptı. Azınlıkların kültürleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya değil. Aksine onların güçlendiğini gösteren birçok örnekler var. Edebiyatın etkisi, daha çok tercüme ve Naguıb Mahfouz’a verilen Nobel ödülü karşılıklı sempatiyi gerçekleştirmek için araç olarak işleyebilirler.

Vatikan temsilcisi Monsegneur Joseph Khourg Katolik kilisesinin dinler arasındaki diyalogtaki ilgisini açıkladı ve tüm katılımcıları tüm dinlere saygılı olmaya çağırdı.

Irklar ve dinler arası daha iyi bir anlayış için çok aktif olan Fransız Harlem Désir, dağlar kadar önyargıların var olduğunu ve İslamla Batı arasındaki ilişkilerin sağlıklı olabilmesi için çok yol katedilmesi gerektiğini söyledi. Fikir ve inaçlarımızla alakalı karşılıklı eğitim görmeliyiz. Birbirine düşman blokların var olduğu şeklinde düşünmemeliyiz.

Gençlik konferansı

Council of Europe’un inisiyatifi sonucu ve İsveç hükümetinin sponsorluğuyla, daha büyük olan İnternational Conference’e (yukarıda bahsedilen konferans) paralel bir gençlik konferansı organize edildi. 40 müslüman genç Stockholm’a davet edildi ve Stockholm’da yaşayan aşağı yukarı aynı sayıda müslüman gençlerle tanıştırıldı. Onların programı Avrupa’daki müslümanların yaşam şartlarıyla ilgiliydi. Birkaç belirgin kararlar International Conference’e ve basına açıklandı.

Konferansa tepkiler (olumlu olumsuz) ve medya haberleri

İslam dünyasından konferansa hemen hemen sırf olumlu tepki geldi, ister resmi düzeyde olsun ister gayrı resmi.

Avrupa’dan gelen tepkiler genelde analitik cinstendi ve artı sorular ve konular öne sürüldü, kimileri eleştirsel. Böylece konferans, konuyla alakalı var olan tartışmaları alevlendirdi. Fakat genel olarak olumlu ve gerekli görüldü. Bugün Euro-İslam konusu AB’nin ve Avrupa’nın genel gündeminde.

Konferanstaki müslüman katılımcılar toplantıyla alakalı derin memnuniyetlerini ifade ettiler. Faslı Prof. Faouzi Skali Fez’de güven oluşturma kurumu kurmak için çalışacağına söz verdi.

Ürdün’lü katılımcılar diyaloğun devamı için Ürdün’ün misafirlik etme isteğini tekrar ettiler. Hindistanlı müslümanlar bu konferansın onlara dışarıdaki müslümanlarla alakalı sorunlarla ilgilenmek için fırsat veren ilki olduğunu söylediler.

Müslüman dünyasındaki medya büyük ilgi gösterdi. Fas’ta Non a la violence, oui au dialogue (şiddete hayır, diyaloğa evet) şeklinde başlıklar vardı. Bazı Londra merkezli müslüman gazeteler konferansın tüm ayrıntılarının haberini verdiler. Ağustos ayındaki Rusi Journal Dr. Haifaa A. Jawaad imzalı bir yazıyı yayınladı, şu başlıkla: “İslam ve Batı: ne kadar kökten bir tehdit?”. Körfez ülkelerindeki gazeteler konferansı kapsamlı şekilde ele aldılar ve analitik makaleler de çok idi. Suudi Arabistanlı Abdul Quader Tosh şöyle yazdı:` İslamın tahrif edilmiş yüzünü değiştirebilirmiyiz?’. İranlı gazeteler konferans hakkında haberler yayınladı ve Bangladeş’te konferansa katılanlarla ilgili röportajlar yayınlandı.

Avrupa’daki yorumlar daha nüanslı ve probleme yönelik idi. Fransız katılımcılar Euro-İslam tartışmasını, Avrupa’daki müslümanların evdeki sorunlarıyla birlikte ele alma fikrine karşı geldi. Kimileri de bazı genç katılımcıların radikal İslami görüşlerini açıkça ifade etmelerinden rahatsızlandı. Bir Avusturya’lı katılımcı hıristiyan değerlerin daha çok altının çizilmesi gerektiğini söyledi.

Avrupa’daki kitle medyası bu konferansa maalesef gereken ilgiyi göstermedi ve bu bugüne kadar nasıl ele aldıysa o şekilde devam etti: Avrupa’daki müslümanların hüsranı, Fransa’daki sert göçmen kanunları, müslüman grubların terör tehditleri, ırkçılık gibi vs... devamlı işlenmekte.

Genel olarak Stockholm konferansı kitle medyası tarafından kabul gördü. Bir Avusturya gazete başlığı şöyle idi: “İst der İslam sakülarisierbar? “İslam laikleştirilebilir mi?” ve İngiliz gazeteci Jonathan Power “İslam’ın modern demokrasideki yeri” başlıklı bir yazı yazdı.

Bu konferanstaki amaç, sırf bir sonuç bildirisi yayınlamak değildi. Bu bir sürecin başlangıcı olarak görülmeli ve bu yüzden olacak ki gelecek yıl Ürdün’de olacak toplantının devamı için İsveç çok mutlu.

Lars Lönneback Büyükelçi

Euro-İslam projesinin koordinatörü

Stockholm, 15 eylül 1995

 

"Raşidi Hilafet" İslam Fikrine Dayalı Siyasi Dergi