|
ÖZBEKİSTAN BAŞKANI
KENDİSİNİNFİKREN İFLAS ETTİĞİNİ
İTİRAF EDİYOR
06-04-2000’ de
Özbekistan Devlet Başkanı Kerimov ülkesindeki yazar, şair, tarihçi,
gazeteciler, cami imamları, psikologlar, kültürel kesimden kişiler,
sosyologlar ve ideoloji konusunda ilgilenenlerden teşekkül eden
ülkenin ileri gelen fikir adamlarıyla bir toplantı gerçekleştirdi.
Bu toplantıda; Özbekistan televizyon kanallarının tamamında
yayınlanan uzun bir konuşma yaptı. Kerimov’un konuşmasından
şunları aktarıyoruz:
“Fikre karşı
fikirle ve akideye karşı akide ile savaştığımızı tekrar tekrar
söylemiştik. Fakat, sahte akidelerin yerine geçecek akideye sahip
miyiz? İtiraf etmeliyiz ki; böylesi bir akide yada böylesi bir
ideoloji hazırlamadık. Herhangi bir devlet veya toplum öyle bir
şeye sahip değilse düşmeye mahkum olur. Size açıklayamayacağım
birçok olaylar cereyan ediyor. Misal olarak, Özbekistan’da devlet
yıkılırsa Orta Asya’daki bütün devletler yıkılacaktır. Bu
nedenle Özbekistan, yabancı fikri mücadelelerin girmesi için hedef
oldu. Nasıl olurda Hizb-ut Tahrir isimli hizbin toplumumu kendi
ideolojisiyle doldurduğunu görürüz?! Özellikle biliyoruz ki;
Vahhabiler ve Hizb-ut Tahrir diğerlerin ellerinde birer
oyuncaktırlar.
Bundan dolayı, mümkün
olduğu kadar süratli bir şekilde bizim özelliklerimize uyacak ve
onların ideolojilerine karşı çıkabilecek milliyetçi bir
ideolojinin akidesini veya düşüncesini ortaya koymanızı sizden
talep ediyorum. Daha önce böyle bir şey yapmanız için teklif
edildiniz, fakat netice verimsiz oldu. Bu sefer ise, size lazım
olabilecek zaman ve malî desteği temin edeceğim. Ancak, bu sefer
netice daha önceki neticeye benzemesin.”
Bu sözler Kerimov’un
sözlerinden aynen tercümedir. Konuşmasının diğer bölümleri
çelişkiler ve yenilgiyi itiraf eden ifadelerle doludur. Kendisi
fikre karşı fikirle mücadele ettiğini söylemekle beraber,
kendilerinde bu fikirlerle savaşacak bir fikir ve ideoloji
olamadığını söylüyor.
Gerçekte ise Kerimov
fikre karşı tutuklama, vahşi işkence, öldürme ve sert cezalarla
savaşıyor. Hizb-ut Tahrir hiç bir zaman bir suikast veya başka türlü
şiddet eylemleri düzenlemedi ve yapmadı. Ancak fikri ve siyasi
metodla İslâm davetini yüklenmektedir. Kerimov ise öyle geniş
tutuklama hamleleri düzenledi ki; Hizb-ut Tahrir’den dörtbin kişiyi
tutuklattı. Tutuklananlardan büyük bir kısmı Kerimov’un zebani
işkencesi altında şehit oldu. Diğerlerine ise Kerimov’un zalim
mahkemeleri tarafından yirmi seneye kadar hapis cezaları verildi. Bu
cezalar onun kafir yahudi katılığından ortaya çıkmaktadır.
Yahudiler, İslâm’ın ve müslümanların en şiddetli düşmanlarıdırlar.
İdeolojiye veya fikre
dayanmıyan ve boş olan yalnız Kerimov’un rejimi değildir,
Ortaasya’da kurulu olan rejimler dahil olmak üzere İslâm dünyasında
kurulu olan bütün rejimler boştur. İslâm dünyasındaki
insanların akidesi İslâm akidesidir. İslâm akidesinden hayatın bütün
işlerini düzenleyen nizam fışkırır. Zira, dünyada tek doğru
olan nizam budur. Çünkü bu nizam Allah’tan gelmiştir. İslâm
akidesi ile nizamını birbirinden ayırma teşebbüsleri veya değişik
akideler ve nizamları birbirine karıştırma veya birbirlerine
yamalama çalışmaları yüzeyseldir ve muhakkak ki başarısızlığa
uğrayacaktır.
Hizb-ut Tahrir bir
akide, veya bir ideoloji, veya bir fikir ortaya koymak için düşünürleri
toplamadı. Hizb-ut Tahrir bütün insanlara Allah’ın indirdiği
İslâm akidesi ve fikirlerini taşımaktadır. Özbekistan halkı ise,
müslümandır ve İslâm akidesine ve fikirlerine bağlıdırlar ve
kendileri için en uygun olan da yalnız budur. Bu sebeble Hilâfet’i
kurmak İslâm hayatını yeniden başlatmak, tek bir halifenin
sancağı altında İslâm memleketlerini birleştirmek ve bütün
dünyaya İslâm risaletini taşımak için çalışan Hizb-ut Tahrir’e
olumlu cevap verdiler.
Amerika, Ortaasya’da
İslâm’ın yayılmakta olduğunu görünce, buradaki nüfuzunu ve
tamah ettiği şeyler için korkuya kapıldı. Kendi hadaretı, kültürü
ve varlığı için İslâm’ın güneşinin parlamasından korktu.
Çünkü İslâm’ı bir rahmet olarak anlamamakta ve kendisi
aleyhine bir musibet olarak sayıyor. Bu nedenle kendisi ve kâfir
devletleri İslam’ın yeniden hayat buluşunu terörizm olarak
adlandırıyor, onunla savaşmak için konferanslar düzenliyor ve
planlar çiziyorlar.
Kerimov kendi
nezdindeki fikir adamlarıyla toplantı yapmadan evvel, kendisini
Taşkent’te ziyaret eden Amerikan İstihbarat Teşkilatı (CIA)’nın
başkanı George Tanit’le gizli bir görüşme yapmıştı. CIA
başkanı Tanit, 26-27 Mart 2000’de Gürcistan Ve Kazkistan’ı açık
bir şekilde ziyaret etmişti. Amerika’nın terörizme karşı yürüttüğü
evrensel kampanya nedeni ile Taşkent’te iki taraf arasında görüşmeler
yoğunlaştı. Bu ziyaret, “Rusya ve Bağımsız Cumhuriyetler bölüm
Başkanı” Steven’in raporuna binaen gerçekleşti. Bölüm başkanı
Steven raporunda şöyle demişti: “Ortaasya
müslüman teröristler yüzünden tehlikeyle karşı karşıyadır.”
Bunun iddiası böyledir. CIA başkanı, Kerimov’un kendi fikir
adamlarıyla bir toplantı yapmasını ve devleti için bir akide
ortaya koymasını istemiştir. Bu ise Amerika’nın bölge üzerinde
egemenliğini tamamiyle sağlamlaştırmak ve bölgeyle ilgili çizdiği
geniş planın bir parçasıdır. Aksi halde, müslümanlar
Özbekistan ve Ortaasya’nın tümünde otoriteyi ellerine
geçireceklerdir.
Amerikan Dışişleri
Bakanı Madline Albright Özbekistan’a, Kazakistan’a ve Kırgızistan’a
resmi ziyaretler yapmıştı. Afganistan tarafındaki sınırları
korumak ve terörizmle mücadele etmek için özel Özbek birlikleri eğitmek
amacıyla on milyon Doları ayarlayacağına dair söz verdi.
Özbekistan yönetimini bütün mütedeyyin (dindar) müslümanları
ezmesinden sakındırdı. Çünkü, böyle bir şeyi yapmak terörizme
çağıran kimseleri kuvvetlendirir. Yalnızca terörizme çağıranları
ve aşırı olanların ezilmesini istedi. Gelecek Haziran ayında
Ortaasya’daki terörizmle savaşmak için Washington’da yapılacak
olan konferansa Özbekistan’ı da katılmaya çağırdı.
Albright’in
Özbekistan’a yaptığı ziyaretin akabetinde Çin Devlet Başkanı
Jiyang Zemin Ankara’yı ziyaret ederek Türkiye Cumhurbaşkanı S.Demirel
ve Başbakanı B. Ecevit’le “dünya terörizminin her çeşidiyle,
ayırılıkcı çatışmalara ve radikal dini güçlere” karşı her
iki ülkenin birlikte karşı koyacakları konusunda anlaşmaya
vardılar. Şu var ki; Siyang bölgesi (Doğu Türkistan)’da yaşayanların
çoğu müslümanlardır. Bunlar Çin’den ayrılıp İslam
kimliğine dönmek için mücadele ediyorlar. Nitekim, Çin devleti
müslümanları ezmek için vahşi operasyonlar düzenliyor. Onları
İslâm fundemandalizmi ile itham ediyor. Ayrıca şu anda Uygur müslümanlarına
karşı Türkiye ile birlikte hareket ediyor. Uygur memleketi Ortaasya’dan
bir parça olup Kazakistan sınırlarıyla bitişiktir.
Ey Özbekistan’daki
Müslümanlar !..
Kerimov daha evvel
komünist idi. Komünizm yıkılınca Rusya’nın ajanı oldu. Ondan
sonra, Amerika onu kandırıp kendi hesabına çalışan bir ajan
yaptı. Amerika’nın yönlendirmesiyle devlet için İslâm akidesi
ve anayasası dışında bir akide ve anayasa oluşturmaya çalışıyor.
Ona hiç imkan vermeyin ve İslam dininizi korumaya çalışın ki
Allah sizi korusun.
Ey Müslümanlar !..
Amerika ve diğer küfür
devletleri -özellikle komünizm yıkıldıktan sonra- İslâm’ı
kendileri için birinci düşman kabul ettiler. İnsanların bütün işlerini
ve hayatın bütün hususlarını yürüten ve yöneten kamil İslâm’ın
fundemandalist ve terörist olduğunu nitelemeye başladılar. İslâm’a
karşı terörizm adı altında açıkca savaşıyorlar. İslâm
dünyasındaki memleketlerin yöneticileri kâfir devletlerin hesabına
ajanlık yaparak onların planlarını uyguluyorlar ve “terörizmle
savaş” sloganı altında İslâm’a davet edenleri ezmek
istiyorlar. Fakat, onlardan korkmayın ve onlarla karşılaşmada
sebatlık gösterin, zorbaları yerle bir eden Allahu Teala ile
birlikte olun.
“Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a (Allah'ın
dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı
sabit kılar.” (Muhammed
7)
Hizb-ut Tahri
H 19 Muharrem 1421
M 24 Nisan 2000
|