AYET: 87-92

   

“Andolsun biz Musa'ya Kitabı verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da mucizeler verdik. Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi geldikçe, ona karşı büyüklük tasladınız. (Size gelen) peygamberlerden bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.”(Bakara 87)

Allah-u Teala, İsrailoğulları Hz. Muhammedi tekzip edince onların mazisini kendilerine hatırlatmaktadır. Çünkü onlar, Musa’ya ve ondan sonraki Resuller ve peygamberlere inandıkları ve tâbi olduklarını iddia ediyorlardı. Bu sebeple Hz. Muhammed’e inanmak istemediklerini gösterdiler. Fakat Allah-u Teala onlara buyurdu ki; Resullerin bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını öldürdünüz. Çünkü, O Resuller heva ve heveslerine uymuyorlardı. Öyleyse, Muhammede inanmamanızın sebebi, sizin heva ve heveslerinize göre hareket etmemesindendir. Nitekim onlar, Hz. Muhammedi öldürmek için iki defa teşebbüs ettiler. Birincisinde bir koyun pişirdiler ve içine zehir koydular. Hz. Muhammed (sav)’e ikram ettiler. O koyun etinden bir Müslüman yedi ve öldü. Fakat Resul (sav) sadece ufak bir parça yedi ve azda olsa etkilendi. İkinci defasında; Yahudi Kaynuka kabilesini Resulullah (sav) ziyaret ederken bir duvara yaslandı. Yahudiler yukarıdan büyük bir taş atmaya çalışıyorlardı. Onlar taşı atmadan önce Resul (sav) bunu hissedip, oradan ayrılıp Medine’ye döndü. Bir ordu hazırlayıp onları kuşattı. Yahudiler korktular ve teslim oldular. Resulullah (sav) onları Şam’a doğru sürgün etti.

Sanki Allah-u Teala onlara şöyle buyuruyor; siz Muhammed’e nasıl inanacaksınız, halbuki Musa size kitap (Tevrat) getirdi, onu yalanladınız arkasında Resuller gönderdik, bunların bir kısmını tekzip ettiniz. Zekeriyya ve Yahya gibi Peygamberleri öldürdünüz. Meryem oğlu İsa’yı size gönderdik, Ruhül Kudüs olan Cebrail ile ona destek verdik, buna rağmen onu tekzip ettiniz. Onu öldürmeye ve öldürtmeye çalıştınız. Oysa bir çok mucizeler gösterdi. Ölüleri diriltmek, körlere görme, sağırlara işitme ve dilsizlere konuşma imkanı sağlaması gibi. Bu şekilde Allah-u Teala Yahudileri bütün insanlar önünde teşhir etmektedir. Resul (sav) ve onun hizbi olan sahabeler, Yahudilere karşı böyle hamlede bulunuyorlardı. Bu hamle fikri çatışmadan bir parçadır. Zira siyasi hizb, hem fikri çatışma hem de siyasi mücadele yapar. Resul (sav) ve onun hizbi Kureyş, Yahudiler ve diğer kafirlerin fikirlerine çatıyor, siyasi mücadeleyi Kureyş’in yönetimine ve liderlerine karşı sürdürüyordu. Bugün İslam’a dayalı hizb de aynen bu şekilde yapmalıdır.

Yahudilerin tutumlarını Allah (cc) şöyle açıklıyor:

“(Yahudiler peygamberlerle alay ederek) "Kalplerimiz perdelidir" dediler. Hayır; küfür ve isyanları sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. O yüzden çok az inanırlar.” (Bakara 88)

Yahudiler o kadar sıkıştı ki, nihayet Hz. Muhammed (sav)’e kalplerimiz sana karşı kapalı, artık dediğini hiç anlamıyoruz dediler. Zira, insan bir şeye kalbini kapatır ve ondan nefret ederse hiçbir şey anlamaz. Allah-u Teala, Yahudileri kafir olmalarından dolayı lanetledi. İnsan kafirliği üzerinde ısrar ettikçe inanmaz ve Allah’ın laneti onun üzerine olur. Asla Allah’ın rahmeti altına girmez. Başka bir ifadeyle; Allah’ın affını, mağfiretini, cennetini kazanamaz ve ebediyen cehennemde kalır. Lanetlenmiş olan Yahudiler işte böyledir. Bugüne kadarda aynı konumları devam etmektedir. Yahudiler Filistin’de Müslümanlara karşı her çeşit kötülük, katliam ve vahşet işlemektedirler.

Gerçek şudur ki; tarih boyunca İsrailoğullarından ancak Abdullah bin Selam ve onunla birlikte bir kaç kişi iman ederek Mümin oldular. Geneli Yahudi (kafir) olarak kaldı. Kıyamet gününe kadar böyle devam edecek gibidirler. Bu asırda onlardan Mümin olanlar pek azdır. Günümüzde başta Amerika, Dünya Devletleri, Arap ülkeleri ve Türkiye yöneticileri Yahudileri destekleyip himaye ettikleri için daha fazla hırçınlaştılar. İslam’a karşı savaşları halen devam etmekte. Müslümanları terörist olarak nitelemektedirler. Fakat vahşi yahudi hareketlerini barışçı girişimler olarak halka lanse ettiler. Allah-u Teala geçen ayetlerde Musa’ya, İsa’ya, ve diğer Resullere inanmadıklarını anlatırken, içerik olarak Hz. Muhammed’e inanmayacaklarını da göstermektedir. Şu ayet bunun izahıdır:

“Daha önce kafirlere karşı zafer isterlerken kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat'ı) doğrulayan bir kitap gelip de (Tevrat'tan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince onu inkar ettiler. İşte Allah'ın lâneti böyle inkarcılaradır.” (Bakara 89)

Yahudiler müşrik Araplara şöyle diyorlardı: “Bir Resul gönderilecek, onunla beraber sizinle savaşacağız ve sizi katledeceğiz.” Hz. Muhammed’in peygamber olarak gönderilmesi, Ona indirilen Kur-anın Tevrat’ı tasdik ettiğini Yahudiler öğrendiler. Kur-an’ın Tevrat’ı tasdik ettiğini ve Tevrat’ta gelecek Resulün sıfatlarının Hz. Muhammede uyduğunu görünce inkar ettiler. Muaz bin Cebel, Bişr bin El Bera, Davut bin Seleme gibi İslam’a giren kimseler Yahudilere bunu hatırlattılar ve onlara dediler ki; “Hep bununla bizi tehdit ediyordunuz, anlattığınız sıfatlar Ona tıpa tıp uymaktadır, niye Allah’tan korkmuyorsunuz, İslam’a girmiyorsunuz?” Nadir oğullarının lideri Selam bin Maşken yalan söyleyerek “hayır böyle şey size söylemiyorduk ve bildiğimiz şeyi Muhammed bize getirmedi.”

Allah-u Teala lanetli Yahudiler hakkında bu ayeti indirdi ve kafirlere lanetle bitirdi. Bu lanet ifadesi, Allah-u Tealanın bu tür insanlara ne kadar kızdığını gösterir. Lanetlenmiş olan bu kişiler, daha önce söylediklerini, daha sonra hayır demedik diye inkar ettiler. Bu tip insanlarla nasıl barış yapılır? Bunlarla nasıl dinler arası diyalog yaparlar? Yahudiler mümin diyenler, bu ayetleri okumuyorlar mı? Tekrar bizde onlara cevaben deriz ki; kafirlere lanet olsun! Hz. Muhammed ve kendisine indirilen Kur-ana inanmayanlar kafirdir, Allah’ın laneti onların üzerinedir.

Allah-u Teala bunların tutumlarını kötüleyerek bunun sebebini şöyle gösteriyor:

“Allah'ın kullarından dilediğine peygamberlik ihsan etmesini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini (Kur'an'ı) inkar ederek kendilerini harcamaları ne kötü bir şeydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğradılar. Ayrıca kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.” (Bakara 90)

Yahudiler, Hz. Muhammed (sav) kendi ırklarından çıkmayınca, buna rahatsız oldular. Buğz ve kin besleyerek haset ettiler. Bu nedenle kendilerini alçak bir şeye sattılar. Ki bu alçaklık; milliyetçiliktir ve onun yüzünden haset etmek ve kin beslemektir.

Zira milliyetçiler, kendi halklarını üstün kılarlar, sadece kendi halkları için iyilik isterler ve iyi olanların yalnız kendi ırklarından çıkmasını arzu ederler. Durum öyle olmayınca da diğerlerine haset ederler, onlardan nefret ederler ve onlara kin beslerler. Misal olarak; Türkiye’de milliyetçiler, Türkiye dışından gelip Hilafete ve İslam memleketlerinin birleşmesine davet eden Müslümanları ret ederler. Bu fikirlerin ve elemanların kökü dışarıda, onlara inanmayın, bunlar Araplardandır derler, Arapları horlarlar ve bu fikirlere karşı savaşırlar.

Avrupa halkları ise ülkelerinde bulunan yabancı çocukların başarılı olmalarını çekemezler. Kendi çocuklarını devamlı üstün, diğerlerini daha düşük görmek isterler. Hatta yabancı çocukların başarılı olmalarını engellerler. Yahudiler de aynı şekildedir. Çünkü onlar ırkçı ve milliyetçidirler. Hz. Muhammed (sav)’in kendi ırklarından çıkmayıp Araplardan çıkmasını çekemediler ve ona karşı kin beslediler. Bu hareketlerinden dolayı Allah’ın kızgınlığı daha da arttı. Onlar ve onlara benzeyen kafirlere ve milliyetçilik yüzünden hakkı kabul etmeyen kafirlere alçaltıcı azap hazırladı.

İnsan, hakkı nerde bulursa bulsun, hakkı kendisine kim gösterirse göstersin onu kabul etmelidir. Yoksa; “filan kişi filan halktan, söylediği hakkı kabul etmeyeceğim” diyen kimse büyük gaflete düşerek, günah işler ve Allah’ın gazabına maruz kalır. Zira, hakkın milliyeti yoktur, hak bütün insanlar içindir. Ayrıca, bütün insanlar Allah’ın yaratıklarıdır, onların da hiçbir farkı yoktur. Hepside topraktan yaratılan insan ırkındandır. Ancak Allah (cc) bazı insanları seçer ve onları Resul veya Peygamber yapar. Ayrıca, her insan iyi ve takvalı olabilir. Böylece Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanır. Bu insan üstün insandır. İsrailoğullarından İslam’a giren Abdullah bin Selem gibi insanları Allah (cc) övdü. Çünkü, küfür olan Yahudilikten çıkıp, imana girdiler. Yoksa İsrailoğullarını bir halk olarak kötülemiyoruz. Onları kafir ve Yahudi oldukları için kötülüyoruz. Hz. Musa (as) İsrailoğullarındandı. Fakat Yahudi değildi, Müslüman idi. Yahudi İslam’a zıt gelen, Hz. Musa (as)’ın getirdiği Tevrat’ı tahrif eden, Hz. İsa’ya inanmayan, ona ve annesine çirkin iftira eden kimse demektir. Oysa, Hz. Meryem ve Hz. İsa İsrailoğullarından idi, fakat Yahudi değillerdi. Takvalı ve temiz Müslüman idi. Bu sebeple, Yahudilerin devletine İsrail dememek gerekir. Ona Yahudi varlık demek daha uygundur. Kendilerine İsrail devleti diyerek, ırkçılık açısından böyle ad veriyorlar. Kendilerini İsrailoğullarına nispet ediyorlar. Bu durum, Türklerin devletine Türkiye dedikleri gibidir. Ayrıca, Türkiye devleti Yahudilere Musevi derler. Bu yanlıştır. Onlar Musa (as)’ın getirdiğini değiştirdiler. Onlara Kur-anın ve Resulullah (sav)’ın dediği gibi Yahudi deriz. Onlardan biri Müslüman olursa ona İsrailoğullarından bir kişi Müslüman oldu denilebilir.

Allah-u Teala Yahudilerin düştükleri çelişkiyi ayeti kerimede şöyle sergiliyor:

“Kendilerine: Allah'ın indirdiğine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız, derler ve ondan başkasını inkar ederler. Halbuki o Kur'an, kendi ellerinde bulunan Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır. (Ey Muhammed!) Onlara: Şayet siz gerçekten inanıyor idiyseniz daha önce Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz? deyiver. Andolsun Musa size apaçık mucizeler getirmişti. Sonra onun ardından, zalimler olarak buzağıyı (tanrı) edindiniz.” (Bakara 91-92)

Milliyetçilik yaparak yalnız bize indirilene inanırız deyince, Allah-u Teala onların çelişkilerini şöyle gösteriyor:

“Bu kitap (Kur-an) sizdeki kitabı tasdik ediyor, hak olan budur. Çünkü onlar Tevrat’ı tahrif ettiler, gerçeğinden çok az bir şey kaldı.”

Allah-u Teala devamla:

“De ki onlara, Mü’min olmuşsanız niye Allah’ın Peygamberlerini öldürüyorsunuz? Ayrıca, Musa’nın size mucizeleri getirmesine rağmen bunu bırakıp bir buzağıya taptınız!”

İçerik olarak onlara şöyle demektedir:

“Size indirilene bile inanmıyorsunuz, sizler yalancısınız, sadece inatçılık yaparak böyle söylüyorsunuz. Çünkü Musa’ya isyan edip bir ineğe taptınız. İşte zalimlerin ta kendisi sizsiniz. Böyle yaptığınız için kendi kendinize zulüm ettiniz ve cehenneme de kendi kendinizi siz attırdınız.

Ey Muhammed, ey Müslümanlar! Bunlar hakkı görseler ve Peygamber onlardan gelse bile inanmazlar. Ya onu öldürürler yada onu tekzip ederler. Ancak, kendi heva ve heveslerine göre Peygamber gelirse o zaman onu kabul ederler. Bu ise Peygamber olmaz.”

Şimdiki Yahudi devletin liderleri gibi birer cani olurlar.

Sayfayı Birine Gönder