“Andolsun biz Musa'ya Kitabı verdik. Ondan
sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da
mucizeler verdik. Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile
destekledik. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri
söyleyen bir elçi geldikçe, ona karşı büyüklük tasladınız.
(Size gelen) peygamberlerden bir kısmını yalanladınız, bir
kısmını da öldürdünüz.”(Bakara
87) |
Allah-u Teala, İsrailoğulları Hz.
Muhammedi tekzip edince onların mazisini kendilerine hatırlatmaktadır.
Çünkü onlar, Musa’ya
ve ondan sonraki Resuller ve peygamberlere
inandıkları ve tâbi olduklarını
iddia ediyorlardı. Bu sebeple Hz. Muhammed’e inanmak
istemediklerini gösterdiler.
Fakat Allah-u Teala onlara buyurdu ki; Resullerin
bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını öldürdünüz.
Çünkü, O Resuller heva ve heveslerine uymuyorlardı.
Öyleyse, Muhammede inanmamanızın
sebebi, sizin heva ve heveslerinize göre hareket
etmemesindendir.
Nitekim onlar, Hz. Muhammedi öldürmek
için iki defa teşebbüs ettiler. Birincisinde bir koyun pişirdiler
ve içine zehir koydular. Hz. Muhammed (sav)’e ikram ettiler.
O koyun etinden bir Müslüman yedi ve öldü. Fakat Resul (sav)
sadece ufak bir parça yedi
ve azda olsa etkilendi. İkinci defasında; Yahudi
Kaynuka kabilesini Resulullah (sav)
ziyaret ederken bir duvara yaslandı. Yahudiler yukarıdan büyük
bir taş atmaya çalışıyorlardı. Onlar taşı atmadan önce
Resul (sav) bunu hissedip, oradan
ayrılıp Medine’ye döndü. Bir ordu hazırlayıp onları kuşattı.
Yahudiler korktular ve teslim oldular. Resulullah (sav) onları
Şam’a doğru sürgün
etti.
Sanki Allah-u Teala onlara şöyle buyuruyor;
siz Muhammed’e nasıl inanacaksınız, halbuki Musa
size kitap (Tevrat) getirdi, onu yalanladınız arkasında
Resuller gönderdik, bunların
bir kısmını tekzip ettiniz. Zekeriyya ve Yahya gibi Peygamberleri
öldürdünüz. Meryem oğlu İsa’yı size gönderdik, Ruhül
Kudüs olan Cebrail
ile ona destek verdik, buna rağmen onu tekzip
ettiniz. Onu öldürmeye ve öldürtmeye çalıştınız. Oysa
bir çok mucizeler gösterdi. Ölüleri
diriltmek, körlere görme, sağırlara işitme ve dilsizlere konuşma
imkanı sağlaması gibi. Bu şekilde Allah-u Teala Yahudileri
bütün insanlar önünde teşhir etmektedir. Resul (sav) ve
onun hizbi olan sahabeler, Yahudilere karşı böyle hamlede
bulunuyorlardı.
Bu hamle fikri çatışmadan bir parçadır. Zira siyasi
hizb, hem fikri çatışma hem de siyasi mücadele yapar.
Resul (sav) ve onun hizbi Kureyş, Yahudiler ve diğer
kafirlerin fikirlerine çatıyor, siyasi mücadeleyi Kureyş’in
yönetimine ve liderlerine
karşı sürdürüyordu. Bugün İslam’a dayalı
hizb de aynen bu şekilde yapmalıdır.
Yahudilerin tutumlarını Allah (cc) şöyle
açıklıyor:
“(Yahudiler peygamberlerle alay ederek)
"Kalplerimiz perdelidir" dediler. Hayır; küfür
ve isyanları sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. O yüzden
çok az inanırlar.”
(Bakara 88) |
Yahudiler o kadar sıkıştı ki, nihayet Hz.
Muhammed (sav)’e kalplerimiz sana karşı kapalı, artık
dediğini hiç anlamıyoruz dediler. Zira, insan bir şeye
kalbini kapatır ve ondan nefret ederse hiçbir şey anlamaz.
Allah-u Teala, Yahudileri kafir olmalarından dolayı lanetledi.
İnsan kafirliği üzerinde ısrar ettikçe inanmaz ve Allah’ın
laneti onun üzerine olur. Asla Allah’ın rahmeti altına girmez.
Başka bir ifadeyle; Allah’ın affını, mağfiretini,
cennetini kazanamaz ve ebediyen cehennemde kalır. Lanetlenmiş
olan Yahudiler işte böyledir. Bugüne
kadarda aynı konumları devam etmektedir. Yahudiler Filistin’de
Müslümanlara karşı her çeşit kötülük, katliam
ve vahşet işlemektedirler.
Gerçek şudur ki; tarih boyunca
İsrailoğullarından ancak
Abdullah bin Selam ve onunla birlikte bir
kaç kişi iman ederek Mümin oldular. Geneli Yahudi (kafir)
olarak kaldı. Kıyamet gününe
kadar böyle devam edecek gibidirler. Bu asırda onlardan Mümin
olanlar pek azdır. Günümüzde
başta Amerika, Dünya Devletleri, Arap
ülkeleri ve Türkiye yöneticileri Yahudileri destekleyip
himaye ettikleri için daha fazla hırçınlaştılar. İslam’a
karşı savaşları halen devam etmekte. Müslümanları
terörist olarak nitelemektedirler.
Fakat vahşi yahudi hareketlerini barışçı girişimler olarak
halka lanse ettiler. Allah-u Teala geçen ayetlerde
Musa’ya, İsa’ya, ve diğer Resullere inanmadıklarını
anlatırken, içerik olarak Hz. Muhammed’e inanmayacaklarını
da göstermektedir.
Şu ayet bunun izahıdır:
“Daha önce kafirlere
karşı zafer isterlerken kendilerine Allah katından
ellerindeki (Tevrat'ı) doğrulayan bir kitap gelip de
(Tevrat'tan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına
dikilince onu inkar ettiler. İşte Allah'ın lâneti böyle inkarcılaradır.”
(Bakara 89) |
Yahudiler müşrik Araplara şöyle diyorlardı:
“Bir Resul gönderilecek,
onunla beraber sizinle savaşacağız ve
sizi katledeceğiz.” Hz. Muhammed’in
peygamber olarak gönderilmesi, Ona indirilen Kur-anın Tevrat’ı
tasdik ettiğini Yahudiler
öğrendiler. Kur-an’ın Tevrat’ı tasdik ettiğini
ve Tevrat’ta gelecek Resulün sıfatlarının
Hz. Muhammede uyduğunu görünce inkar ettiler.
Muaz bin Cebel, Bişr bin El Bera, Davut bin Seleme gibi İslam’a
giren kimseler Yahudilere bunu hatırlattılar ve onlara dediler
ki; “Hep bununla bizi tehdit ediyordunuz, anlattığınız
sıfatlar Ona tıpa tıp uymaktadır, niye Allah’tan korkmuyorsunuz,
İslam’a girmiyorsunuz?” Nadir oğullarının lideri Selam
bin Maşken yalan söyleyerek
“hayır böyle şey size söylemiyorduk
ve bildiğimiz
şeyi Muhammed bize
getirmedi.”
Allah-u Teala lanetli Yahudiler hakkında bu
ayeti indirdi ve kafirlere
lanetle bitirdi. Bu lanet ifadesi, Allah-u
Tealanın bu tür insanlara ne kadar kızdığını gösterir.
Lanetlenmiş olan bu kişiler, daha önce söylediklerini, daha
sonra hayır demedik
diye inkar ettiler. Bu tip insanlarla nasıl barış yapılır?
Bunlarla nasıl dinler arası diyalog yaparlar?
Yahudiler mümin diyenler, bu ayetleri okumuyorlar
mı? Tekrar bizde onlara cevaben deriz ki; kafirlere lanet
olsun! Hz. Muhammed ve kendisine
indirilen Kur-ana inanmayanlar kafirdir, Allah’ın laneti
onların üzerinedir.
Allah-u Teala bunların tutumlarını kötüleyerek
bunun sebebini şöyle gösteriyor:
“Allah'ın kullarından dilediğine
peygamberlik
ihsan etmesini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini
(Kur'an'ı) inkar ederek kendilerini
harcamaları ne kötü bir şeydir! Böylece onlar, gazap
üstüne gazaba uğradılar. Ayrıca kafirler için alçaltıcı
bir azap vardır.”
(Bakara 90) |
Yahudiler, Hz. Muhammed (sav) kendi
ırklarından çıkmayınca, buna rahatsız oldular. Buğz ve
kin besleyerek haset ettiler. Bu nedenle kendilerini
alçak bir şeye sattılar. Ki bu alçaklık; milliyetçiliktir
ve onun yüzünden haset etmek ve kin beslemektir.
Zira milliyetçiler, kendi halklarını
üstün kılarlar, sadece kendi halkları için iyilik isterler
ve iyi olanların
yalnız kendi ırklarından çıkmasını arzu
ederler. Durum öyle olmayınca da diğerlerine haset ederler,
onlardan nefret ederler ve onlara kin beslerler. Misal olarak; Türkiye’de
milliyetçiler,
Türkiye dışından gelip Hilafete ve İslam memleketlerinin
birleşmesine davet eden Müslümanları
ret ederler. Bu fikirlerin ve elemanların kökü dışarıda,
onlara inanmayın, bunlar Araplardandır
derler, Arapları horlarlar ve bu fikirlere karşı savaşırlar.
Avrupa halkları ise ülkelerinde bulunan
yabancı çocukların
başarılı olmalarını çekemezler. Kendi çocuklarını devamlı
üstün, diğerlerini daha düşük görmek
isterler. Hatta yabancı çocukların başarılı olmalarını
engellerler. Yahudiler de aynı şekildedir.
Çünkü onlar ırkçı ve
milliyetçidirler. Hz. Muhammed (sav)’in
kendi ırklarından çıkmayıp Araplardan
çıkmasını çekemediler ve ona karşı kin beslediler. Bu
hareketlerinden dolayı Allah’ın
kızgınlığı daha da arttı. Onlar ve onlara benzeyen kafirlere
ve milliyetçilik yüzünden hakkı kabul etmeyen kafirlere alçaltıcı
azap
hazırladı.
İnsan, hakkı nerde bulursa bulsun, hakkı
kendisine
kim gösterirse göstersin onu kabul etmelidir. Yoksa; “filan
kişi filan halktan, söylediği hakkı kabul etmeyeceğim”
diyen kimse büyük gaflete
düşerek, günah işler ve Allah’ın
gazabına maruz kalır. Zira, hakkın milliyeti yoktur, hak bütün
insanlar
içindir. Ayrıca, bütün insanlar Allah’ın yaratıklarıdır,
onların da hiçbir farkı yoktur. Hepside topraktan
yaratılan insan ırkındandır. Ancak Allah (cc) bazı insanları
seçer ve onları Resul veya Peygamber
yapar. Ayrıca, her insan iyi ve takvalı olabilir. Böylece
Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanır. Bu insan üstün
insandır. İsrailoğullarından İslam’a giren Abdullah bin Selem
gibi insanları Allah (cc) övdü. Çünkü, küfür olan
Yahudilikten çıkıp, imana girdiler. Yoksa İsrailoğullarını
bir halk olarak kötülemiyoruz. Onları kafir ve Yahudi
oldukları için kötülüyoruz.
Hz. Musa (as) İsrailoğullarındandı. Fakat Yahudi değildi, Müslüman
idi. Yahudi İslam’a zıt gelen, Hz. Musa (as)’ın
getirdiği Tevrat’ı tahrif
eden, Hz. İsa’ya inanmayan, ona ve annesine çirkin iftira
eden kimse demektir.
Oysa, Hz. Meryem ve Hz. İsa İsrailoğullarından idi, fakat
Yahudi değillerdi.
Takvalı ve temiz Müslüman idi. Bu sebeple,
Yahudilerin devletine İsrail dememek
gerekir. Ona Yahudi varlık demek daha
uygundur. Kendilerine İsrail devleti diyerek, ırkçılık
açısından böyle ad veriyorlar. Kendilerini
İsrailoğullarına nispet ediyorlar. Bu durum, Türklerin
devletine Türkiye dedikleri
gibidir. Ayrıca, Türkiye devleti Yahudilere Musevi derler.
Bu yanlıştır. Onlar Musa (as)’ın getirdiğini değiştirdiler.
Onlara Kur-anın ve Resulullah (sav)’ın dediği gibi Yahudi
deriz. Onlardan biri Müslüman olursa ona İsrailoğullarından
bir kişi Müslüman oldu denilebilir.
Allah-u Teala Yahudilerin düştükleri çelişkiyi
ayeti kerimede şöyle sergiliyor:
“Kendilerine: Allah'ın indirdiğine iman
edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a)
inanırız, derler ve ondan başkasını inkar ederler. Halbuki
o Kur'an, kendi ellerinde bulunan Tevrat'ı doğrulayıcı
olarak gelmiş hak kitaptır. (Ey Muhammed!) Onlara: Şayet siz
gerçekten inanıyor idiyseniz daha önce Allah'ın peygamberlerini
neden öldürüyordunuz?
deyiver. Andolsun Musa size apaçık mucizeler
getirmişti. Sonra onun ardından,
zalimler olarak buzağıyı
(tanrı) edindiniz.”
(Bakara 91-92) |
Milliyetçilik yaparak yalnız bize
indirilene inanırız deyince, Allah-u Teala onların çelişkilerini
şöyle gösteriyor:
“Bu kitap (Kur-an) sizdeki kitabı tasdik
ediyor, hak olan budur. Çünkü onlar Tevrat’ı tahrif ettiler,
gerçeğinden çok az bir şey kaldı.”
Allah-u Teala devamla:
“De ki onlara, Mü’min olmuşsanız niye
Allah’ın
Peygamberlerini öldürüyorsunuz? Ayrıca, Musa’nın
size mucizeleri getirmesine rağmen bunu bırakıp bir
buzağıya taptınız!”
İçerik olarak onlara şöyle demektedir:
“Size indirilene bile inanmıyorsunuz,
sizler yalancısınız, sadece inatçılık yaparak böyle söylüyorsunuz.
Çünkü Musa’ya isyan edip bir ineğe taptınız. İşte
zalimlerin ta kendisi sizsiniz. Böyle yaptığınız için kendi
kendinize zulüm ettiniz ve cehenneme
de kendi kendinizi siz attırdınız.
Ey Muhammed, ey Müslümanlar! Bunlar hakkı
görseler ve Peygamber onlardan gelse bile inanmazlar.
Ya onu öldürürler yada onu tekzip ederler. Ancak, kendi heva
ve heveslerine göre Peygamber gelirse o zaman onu kabul
ederler. Bu ise Peygamber olmaz.”
Şimdiki Yahudi devletin
liderleri gibi birer cani olurlar.
Sayfayı
Birine Gönder
|