|
AMERİKA İLE BİRLİKTE HAREKET ETMEK
İSLAM'IN HARAM KILDIĞI BÜYÜK BİR CÜRÜMDÜR
1991 de Irak’a karşı yapılan körfez
savaşında Amerika bu savaşa girmek için devletler boyutunda
bir ittifak sağladı. Ardından "Yeni Dünya Düzeni" adı
altında egemenliğini dünyaya dayattı. Terörle savaştığı
görüntüsünü vererek devletler boyutunda yeni bir
birliktelik oluşturmaya çalışıyor. Gerçekte ise "Yeni
Dünya Düzeni"ni geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu sayede
özellikle İslam Alemi başta olmak üzere Orta Asya‘da
kendine boyun eğmeyen devletleri ve Çin gibi kendi nüfuzunu
tehdit eden devletleri avucuna alarak dünya üzerindeki
hakimiyetini güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Şu anda 11.09.2001 de New Yo rk
ve Washington’a kimin saldırdığı konusuna girmek durumunda
değiliz. Fakat Amerika’nın elinde hiçbir delil olmadan Bin
Ladin’i suçladığına şahid olmaktayız. Nitekim Amerika’nın
yetkili kişilerinden hiç biri Bin Ladin aleyhine elinde bir
delil ve bir kesin kanıt olduğunu açıklama cesaretini gösterememektedir.
Bütün iddiaları O’nun baş şüpheli olduğu yönündedir.
Gerçek şu ki Bin Ladin bu suçlamayı reddederek bu saldırı
ile kesinlikle uzaktan yakından bir ilgisinin olmadığına
dair beyanat vermiştir. Tıpkı bunun gibi Taliban hükümeti
de aynı şekilde bu saldırı ile bir ilgisinin olmadığını
kesin olarak beyan etmiştir. Artı bu suçlamaya dair delilleri
istemiş, deliller ortaya konduğu taktirde muhakeme olmayı
kabul etmiştir. Fakat Amerika delil ortaya koymaktan aciz
kalmıştır. Hepsinden önemlisi durumdan haberi olanlar
Pakistan kanalıyla Taliban hareketine Amerikan istihbaratının
sızdığını biliyorlar. Bin Ladin’e izafe edilen "El-kaide"
örgütüne de Amerikan istihbaratının sızdığını
biliyorlar. Eğer bu saldırının sahibi Bin Ladin olsaydı
Amerika bunu bilirdi. Kaldı ki böyle bir saldırı büyük bir
grup insanı ve uzun bir hazırlık dönemini gerektirir.
Gerçek şu ki, bu gibi olaylarda Amerika,
maksatlı bir şekilde bizi şaşırtmaya devam etmektedir.
Öyle ki bizi buna alıştırdı. Amerika’nın iç istihbaratı
ile ilgili çalışan F.B.I.’n Oklohoma’daki merkezine 1995’de
saldırılınca hemen Arapları ve müslümanları yoğun bir
şekilde suçlayıp durdu. Çok zaman geçmeden bu saldırıyı
yapanın bir Amerika’lı olduğu ortaya çıktı. Nitekim
Amerika Sudan‘daki ilaç fabrikasını bombaladığında
oranın bir silah fabrikası olduğunu sandığını söyledi.
Halbuki orasının bir ilaç fabrikası olduğunu çok iyi
biliyordu. Çünkü o Sudan’da küçük büyük ne kadar
fabrika varsa hepsini biliyordu. Amerika bunu içerdeki baskıları
dindirmek için yaptı. Amacına ulaşınca da yaptığından
dolayı Sudan’dan özür diledi. Lübnan hava yolunda bir uçağı
düşünce de aynı şeyi yapmıştı. Aslında şu anda Amerika
bu olayın arkasında kimin olduğunu biliyor. Kasden
bilmezlikten gelip başkalarını suçluyor ki bundan bir çok
fayda elde etsin. Amerika’nın elde etmeye çalıştığı
kazanımlar; dünya kamuoyunu yanına almak, büyük şok geçiren
halkının kızgınlığını bastırmak, dünya ve özellikle
Orta Asya üzerindeki nüfuzunu yaymak, dünyanın ve özellikle
petrol ülkelerinin gelirlerini paylaşmak ve Batı medeniyetine
ihtiyacı olan bir düşman -ki bu İslam'dır- icad etmek
şeklinde sıralanabilir.
Amerika Dışişleri Bakan Yardımcısı
14.09.2001 Cuma günü Arap Büyükelçilerini çağırıp
kurulacak ittifakın çeşidini onlara açıkladı. Bu açıklamada
şunlar geçti: I. Amerika ‘ın yaptığı açıklama ve
girişimler güçlü bir şekilde alenen desteklenecek. II.
Bazı şahısların tutuklanması, bazı büroların
kapatılması ve mali desteğin sağlanması gibi somut adımlar
atılacak. III. Güvenlik ile ilgili bilgileri alıp vermede ABD
ile birlikte çalışmak ve Amerikan askerlerinin intikaline
yardımcı olmak. Ardından Amerika Dışişleri Arap, Avrupa,
Latin Amerika ve Asya ülkelerin hepsine bir belge dağıttı.
Bu belgede Amerika’nın güya terör ile yapacağı savaşta
izleyeceği yolun genel esasları yazılıydı. Avrupa ile
yapılan görüş alış-verişine yardımlaşma adı verdi.
Pakistan dahil olmak üzere Arap ve Asya ülkeleriyle yaptığı
muamelede onlara bir takım "Emirler" vererek "Talepler listesi" olarak adlandırdı. Öyle ki Amerika bu dayatmalarını
devletlerle tartışmıyor bile. Onlara özetle şöyle diyor:
Siz ya Amerika’nın yanındasınız ya da terörün!?
Ey Müslümanlar!
Sizi aşağılayan ve sizi hafife alan
Amerika‘nın bu şekildeki isteğini Şer‘an reddetmeniz
size farz olmaktadır. Zira Amerika, kimi destekleyeceğinizi ve
kiminle savaşacağınızı size bildirecek kadar yüce bir
mevkide değildir. Siz ilahi risalet ehlisiniz. İnsanlığa nur
ve hidayeti taşıyan kimselersiniz. Muhakkak ki Allah (c.c.)
"Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış;
iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyan ve Allah'a inanan en
hayırlı bir ümmetsiniz." (Al-i İmran: 110) şeklindeki
mübarek sözüyle sizi vasıflandırmıştır. Bu risaletin hükümleri
savaşa katılmayanlarla savaşmayı, savaşa katılmayan
çocuk, ihtiyar ve kadınları savaş meydanında bile olsalar
öldürmeyi haram kılmıştır. Suçsuz insanları taşıyan uçakları
kaçırıp onlarla bir yere çarpıp yok etmeyi de haram
kılmıştır. Evleri ve suçsuz insanların barındığı iş
yerlerini yıkmayı da haram kılmıştır. Bu çeşit düşmanca
eylemleri İslam haram kılmıştır. Bunları müslümanlar
yapamaz. Fakat müslümanlara saldıran, onların topraklarını
gasbeden, servetlerini alıp götüren ve onlara egemenlik
kurmak isteyen düşmanla savaşıp onu öldürmek meşrudur ve
cihaddır. Dahası o farzdır. İslam'ın zirve noktasıdır.
Zira Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
"Onlara karşı gücünüz yettiği kadar
kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki
Allah’ın düşmanı, sizin düşmanınızı ve onlardan
başka sizin bilmeyip Allah’ın bildiği düşmanları
korkutasınız." (Enfal: 60) Resul (S.A.V.) de şöyle
buyurmaktadır. "İşin başı islam'dır. Direği namaz ve
zirvesi de cihaddır."
Ey müslümanlar!
Amerika’nın sizi zorladığı şeyleri kendisine vermeniz
şer’an haramdır. Amerika’nın emirlerine boyun eğmeniz,
çeşidi ne olursa olsun ona yardım etmeniz, güvenlik ile
ilgili istihbarat sağlamanız, onların topraklarınızdan veya
hava sahanızdan veya da sularınızdan geçmesine yardımcı
olmanız haramdır. Yine Amerika ile bir takım süresiz sözleşmelerde
bulunmak da caiz değildir. Askeri işlerin hiçbirinde ona yardımcı
olmak da caiz değildir. Onunla bir ittifak ve dostluğa girmek
helal değildir. Çünkü Amerika islam'ın ve müslümanların
düşmanıdır. Bakın Allah(C.C.) ne buyuruyor:
"Ey iman edenler! Benim de düş manım
sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar size
gelen gerçeği inkar ettiği halde onlara sevgi gösteriyorsunuz..."
(Mümtehine:1)
Kaldı ki Allah Sübhanehu ve Teala onların
müslümanlar aleyhine neleri kalplerinde gizlediklerini
hususunda bizi uya rmak
üzere şöyle buyuruyor:
"Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri
sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten geri
kalmazlar. Size sıkıntı verecek şeyleri isteyip dururlar.
Gerçekten kin ve düşmanlıkları ağızlarından dökülen
sözlerinden belli olmuştur. İçlerinde sakladıkları düşmanlık
ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız herhalde
ayetlerimizi size açıklamış oluyoruz. İşte siz böyle
kimselersiniz ki onlar sizi sevmedikleri halde siz onları
seversiniz..." (Al-i İmran: 118-119)
Kuşku yok ki, A llah
(C.C.)’nın bize haber verdiği bu kini, kafirlerin yetkili
kişilerinin davranışlarında gördük. Hatta pis yahudilerin,
müslümanları terörist olarak niteleyip diğer kafirleri
tahrik edince, normal halkın bile müslümanlara kin duyduğuna
şahid olduk. Nitekim camilere ve sokakta yürüyen müslüman
kadınlara saldırdılar. Başkan Bush’da bu savaşı bir
intikam savaşı olarak değerlendirdi. 11 Eylül de New York ve
Washington’a yapılan saldırının intikamı alınacak dedi.
Hatta daha ileri gitti. 16.09.2001 de bu savaşın bir haçlı
savaşı olduğunu söyledi. Daha nasıl Amerika bu sözünden
sonra müslümanlardan kendi safında yer almalarını
isteyebilir!? Çünkü Başkan Bush utanmadan bu savaşın
yalnızca Bin Ladin’e ve Afganistan’a karşı bir savaş
olmadığını, Amerika’nın önünde eğilmeyen bütün
müslümanları kapsadığını söylüyor. Aslında bu
izmihilalın, kulluğun ve köleliğin ta kendisidir. İnsanlara
mutlak manada hükmetmek demektir. İşte bu büyüklenmedir ki
milletlerin kalbine Amerikan düşmanlığını ekmiştir. Öyle
ki Amerika’ya zarar vermek için ölümü göze alıp kendini
feda ediyorlar. Bu şekilde ondan intikam alıyorlar. Demek ki
Amerika ektiğini biçiyor!
Ey müslümanlar!
Siz tek bir ümmetsiniz! Zira Allah(C.C.) şöyle
buyuruyor:
"Müslümanlar ancak kardeştir." (Hücurat:10)
Resul (SAV.) de şöyle
buyurmaktadır: "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona
zulmetmez ve onu yalnız bırakmaz." "Müslüman müslümanın
kardeşidir. Ona zulmetmez onu yardımsız bırakmaz ve onu küçük
düşürmez." "Mü’minler; bazıları bazılarına
kenetlenmiş bir duvarın tuğlaları gibidirler." "Müslümanlar
sevgide, merhamette ve şefkatte bir vücud gibidirler. Bir
organ acı çekti mi diğer organlar da uykusuzluk ve ateş ile
ona katılırlar." "Müslümanların kanı eşittir.
Onların en zayıfı onların zimmetini karşılamaya koşar ve
en uzak olanlarını komşu olarak bilirler, kendi
dışındakilere karşı da tek bilektirler." Ayrıca Resul
(SAV.) Medine vesikasında müslümanları şöyle vasıflandırmıştır:
"Onlar diğer insanlardan ayrı tek bir ümmettirler... Mü’minler
diğer insanlardan ayrı olup birbirlerinin velileridirler. Müslümanların
barışı tek bir barıştır. Bir müslüman savaşta
diğerlerinden bağımsız barış akdetmez."
İşte Amerika! Almış başı çekip
gidiyor. Devletleri etrafında biriktirmiş, ittifaklarını
yapmış, hazırlıklarını görmüş bir şekilde Afganistan’ı
uyarıyor. Düşmanca ve zalimce onu korkutuyor. Bütün
müslüman ülkeleri tehdid ediyor. Savaşın senelerce süreceğini
söylüyor.
Ey müslümanlar!
Eğer sizin yöneticileriniz dinlerini bırakmış
korkak uşaklar ise ve eğer bütün saygınlıklarını
kaybetmiş olup zalim müstekbir Amerika’nın önünde bir
köle gibi davranıyorlarsa ve onlardan hiçbir umut
beklenmiyorsa, söyleyin Allah aşkına bu yöneticilerin
Amerika ile ittifak kurup sizi müslüman kardeşlerinizle
savaşmaya sürüklemelerine izin mi vereceksiniz?!
Yöneticilerinizin havaalanlarınızı, denizlerinizi ve
topraklarınızı, müslüman ülkeleri işgal etsin diye
Amerika’ya vermesine göz mü yumacaksınız?! Amerika’nın
müslüman kardeşlerinizi öldürmek için kullanacağı
askerleri vermeye razı mı olacaksınız?! Allah’a and olsun
ki bu yöneticilerin yaptıkları görülmedik büyük bir
cürümdür! Yine Allah’a andolsun ki eğer onların Amerika’nın
istediği gibi yapmalarına müsaade ederseniz bu sizin için
utanç verici bir durum ve büyük bir günahtır! Şu anda acil
olarak yapmanız gereken şey yöneticilerinizin ülkelerinizin
kapılarını Amerika’ya açmalarına engel olup
Amerikalıları ülkenizden ve bütün müslüman ülkelerden
kovmanızdır.
Şu da var ki; bütün İslam ümmetinin
sorunlarını kökten halledecek esas iş; Müslüman ülke ve
milletleri tek bir devlet bünyesinde birleştirecek ve
İslam'ı, cihana hem de bütün cihana taşıyacak Raşidi
Hilafet Devletini kurmaktır. Allah (C.C.) şöyle buyurmaktadır
"Allah’ ın ipine sımsıkı sarılın ve
parçalanmayın"
(Al-i İmran:103)
Ey müslümanlar!
Eğer siz tek bir halifenin sancağı
altında tek bir devlet olup Allah’ın kitabına ve Resulünün
sünnetine sımsıkı sarılsanız, Amerika veya diğer küfür
devletlerinden hangisi size dokunmaya cüret edebilir?! Sizi
hesaba katmadan yöneticilerinizi kendine nasıl köle
edinebilir?! Allah’a yemin olsun ki Hayır! Öyle ise
ümmetinizi ve topyekün dünyayı kurtaracak bu köklü işi
yerine getirmek için ayağa kalkın:
."...Allah sizinle beraberdir. O
amellerinizi asla boşa çıkarmaz."
(Muhammed:35)
HİZB-UT TAHRİR
H: 1 Recep 1422
M: 18 Eylül 2001
Sayfayı
Birine Gönder
|