İSLAM'DA İKTİSAT NİZAMI

 

MÜLK EDİNME SEBEPLERİNDEN ÜÇÜNCÜSÜ

YAŞAMAK İÇİN MALA İHTİYACIN OLMASI

 Hayat için mala olan ihtiyaç, mülk edinmenin sebeplerindendir. Çünkü yaşamak her insanın tabii hakkıdır. Buna kavuşmak ve elde etmek bir bağış ve merhamet değil bir haktır. İslâm Devleti'nin kendi tebaasından fertlere bu hakkın elde edilmesi hususunda garanti ettiği sebeplerden biri ona temin edeceği iştir. Eğer iş yapamayacak güçten mahrum ise o takdirde devlet onun ihtiyaçlarını gidermek, bu uğurda gerekli vesileleri hazırlamak mecburiyetindedir. Çünkü devlet, bu tebaanın çobanıdır. Ve tebaasının ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludur. Zira Resul (sas) şöyle dedi :

“İnsanlar üzerine imam olan kişi, bir çobandır. O halde güttüklerinden mesuldur.”

Devletin tebaasından bir fert kendisine bir iş temin edemez veya hastalık ya da yaşlılık gibi sebeplerin birisinden dolayı iş yapamaz bir durumda ise, o takdirde şeriatın nafakasını temin etmeye mecbur kıldığı kimselerin (akrabaların) onun maişetini temini vacibtir. Şayet onun nafakasını verecek kimsesi yoksa veya nafaka vermeye gücü yeten kimseleri yoksa böylelerin geçimi beytülmal tarafından yani devlet tarafından temin edilir. Ayrıca bu gibi işini gücünü kaybetmiş kimselerin beytülmalda zekat olarak başka bir hakları da vardır. Zira Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

"Mallarında isteyen ve mahrum için bir hak olanlar.”

Bu, zenginlerin fakirlere vermek mecburiyetinde oldukları farz olan bir haktır.

"Sadakalar (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkün-lere... mahsustur.” Bu ayetin sonunda; "Allah tarafından bir farz olarak” tabirine yer veriliyor. Yani farz kılınmış bir hak olarak demektir. Eğer devlet bu konuda kusur gösterirse, İslâm cemaatı da bu konuda devleti muhasebe etme görevini yerine getirmezse ve muhtaçlara rızklarını temin etme işini yapmazsa -aslında İslâm cemaatının böyle bir görevi yerine getirmemesi beklenemez- o zaman fakir ve çaresiz kimse hayatını devam ettirmek için gerekli şeyleri nerede ve kimin malı olursa olsun, ister devletin ister ferdin malı olsun alabilir. Bu durumda aç olan kimsenin yanında başkasına ait yiyecek varsa ölü etini ve leşi yemesi mübah olmaz. Çünkü o kişinin yanında bir başka kişiye ait de olsa yiyecek bulundukça leş etini yemeye mecbur kalmış sayılmaz. Şayet başka yiyecek bulunmazsa o zaman hayatını ölümden kurtarması için leş etinden yiyebilir. Yaşamak, mal edinmenin sebeplerinden biri olduğu için, Şari‘; yenilmek üzere hazırlanan yemekten alan kimsenin bu hareketini el kesmeyi gerektiren bir hırsızlık kabul etmemiştir. Yine açlığın ve kıtlığın hüküm sürdüğü senelerde yiyecek çalan kimsenin hareketini hırsızlık olarak kabul etmemiştir. Ebu Emâme, Nebî (sas)'in şöyle dediğini rivayet etmemiştir:

“Kıtlık zamanında el kesmek yoktur.”

Şeriat, ferdin hayat için ferdin malı mülk edinmedeki hakkını bir çok nasslarla yasallaştırarak garanti etmiştir. Bu hakkı o ferde yönlendirerek verilmesini garanti etmiştir. Ahmed b. Hanbel, Resulullah (sas)'in şöyle değini rivayet etti :

“Herhangi bir yerde bir adam aç olarak sabahlarsa ora halkı, Allah Tebâreke ve Teâlâ'nın zımmetinden (koruyuculuğundan) beri olurlar.”

Enes (ra) Resulullah (sas)'in şöyle dediğini rivayet etti:

“Yanında omşusunun aç olduğunu bildiği halde kendisi tok olarak geceleyen kimse bana iman etmemiştir.”

_____________________________________

[1] Buhari, Kitabu’l-Ahkâm, 6605[2] Mearic: 24-25
[3] Tevbe: 60
[4] Tevbe: 60
[5] Ahmed b. Hanbel, Müsned El-Mukserî min Es-Sahâbeh, 4648[6] Bezzar

 

Takiyyuddin En-Nebhani

  hilafet online