|
Halife’nin Azledilmesi
Halifelikten çıkartacak şekilde Halife’nin durumunda değişiklik
görülürse kendiliğinden azlolur. Eğer durumunda kendiliğinden Halifeliğin dışına
çıkartmayacak kadar bir değişiklik görülürse o vakit de
Halife’nin azledilmesi vacip olur. Halifelikte devam etmesi şer'an
caiz olmaz.
Halife’yi,
Halifelikten çıkartan durum ile azledilmesini gerektiren durum arasındaki
fark şudur: Birinci halde Halife, hemen Halifeliğin dışına çıkar
ve mücerred olarak böyle bir durumun ortaya çıkarmasıyla birlikte
ona itaat vacip olmaz. İkinci halde ise, Halife’nin azledilmesi
icap etmekle birlikte fiilen azli gerçekleşinceye kadar ona itaat
farziyeti devam eder.
Halife’nin
durumundaki değişikliğin kendisini hemen Halifeliğin dışına çıkarttığı
üç husus söz konusudur:
1- İslâm'dan dönmesi:
Halifelik
akdinin gerçekleşmesi için aranan şartlardan birisi İslâm’dır.
Bu şart hem Halifelik için
hem de Halifeliğin devam için bir şarttır. İslâm’dan irtidat
eden bir kimse kâfir olur ve irtidattan dönmediği takdirde öldürülmesi
farzdır. Çünkü kâfirin Müslümanları yönetmesi caiz değildir.
Kâfirin lehine, mü’minlerin aleyhine bir yolun olması caiz değildir.
Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Allah kâfirlere,
mü'minlerin aleyhine asla bir yol bırakmaz."
Aynı şekilde
şanı yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler!
Allah'a itaat ediniz, Peygambere de itaat ediniz ve sizden olan emir
sahiplerine de."
Yüce
Allah'ın "emir sahipleri" ifadesi ile birlikte "sizden"
buyruğunu da kullanması veliyülemr’in Müslüman olması gerektiği
hususunda açık bir ifadedir. Veliyyülemr kâfir olduğu zaman
ayetteki "sizden" ifadesinin dışına çıkmış
olacağı için "bizden" birisi sayılmaz.
Böylelikle Kur'an-ı Kerim'in yöneticide şart kılmış olduğu
İslâm sıfatı kaybolur gider. İşte bundan dolayı Halife irtidat
etmekle Halife olmaktan çıkar ve artık o Müslümanların
Halife’si olamaz, ona itaat etmek de icap etmez.
2- İyileşmeyen sürekli
delilik durumunda olması:
Akıl,
Halifelik akdinin gerçekleşmesinin şartlarındandır. Akıllı
olmak aynı zamanda Rasulullah (s.a.v.)'in: "Üç kişiden kalem kaldırılmıştır. . . ve aklı başına
gelinceye kadar delilikle mübtela olan."
Hadisi ile bir diğer rivayetteki şekliyle; "Aklına yenik düşüp deliren bir kimsenin
aklı başına gelinceye kadar." hadisleri
gereğince Halifeliğin devamının şartlarındandır. Üzerinden
kalemin (mükellefiyetin) kaldırıldığı bir kimsenin kendi işinde
tasarrufta bulunması doğru olmadığına göre Halife olarak
insanların işlerinde tasarrufta bulunması ise asla doğru değildir.
3- Kahredici bir güce sahip
düşmanının eline
esir düşmesi ve elinden kurtulamaması:
Esaretten
kurtulma ümidinin de bulunmaması.
Çünkü Halife böyle bir şekilde esir alınmakla bütünüyle
Müslümanların işlerini gözetmekten acze düşer ve yok hükmünde
olur.
İşte bu üç durumda Halife, Halifelik çerçevesinin dışına
çıkar. Azline dair hüküm verilmese dahi azledilmiş sayılır. Bu
durumda ona itaat icap etmez. Halife’de bu üç nitelikten herhangi
birisinin bulunduğunu tespit eden herkesin onun emirlerini
uygulamaması icap eder. Ancak Halife’de bu hallerin husule geldiği
ispat edilmelidir. Bunun ise mezalim mahkemesinin huzurunda
ispatlanması icap eder. Müslümanların bir başkası ile Halifelik
akdini yapabilmeleri için Mezalim mahkemesi Halifeliğin dışına çıktığını
hükme bağlar ve azledildiğine hükmeder.
Kendisini
doğrudan doğruya hemen Halifeliğin dışına çıkartmayacak şekilde
değişikliklerin ortaya çıkması, fakat Halifelikte kalmaya devam
etmesinin de caiz olmadığı hallere gelince, bunlar da beş husustur:
1- Açıkça fasıklık yapmaya başlaması
suretiyle adaletinin cerh edilmesi. Çünkü adalet hem Halifelik akdi
için hem de Halifeliğin devamı için aranılan şartlardan
birisidir. Şanı yüce Allah, şahitte dahi adaleti şart koştuğuna
göre Halifeliğin devamı için şart koşulması öncelikle söz
konusudur.
2- Halife’nin dişiye yahut da hınsai
müşkile dönüşmesi. Çünkü erkek olmak Halifelik akdinin ve
devamının şartları arasında yer alır. Zira Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "İşlerinin başına bir kadının geldiği
bir toplum iflah olmaz.”
3- Halife’nin
kimi zaman ayıkması kimi zaman da delirmesi suretiyle sürekli
olmayan bir şekilde delilik belirtilerini göstermesi. Akıl
Halifelik akdi için de devamı için de şarttır. Zira Peygamber şöyle
buyurmuştur: "Üç kişiden kalem kaldırılmıştır. .
. ve aklı başına gelinceye kadar delilikle mübtela olan.” Delinin
kendi işlerinde tasarrufta bulunması sahih olmadığına göre başkalarının
işlerinde tasarrufta bulunmasının sahih olmaması öncelikle söz
konusudur. Böyle bir durumda ise, Halife’ye bir vasi tayin edilmesi
yahut ona bir vekil belirlenmesi de caiz olmaz. Çünkü Halifelik
akdi bizzat onun şahsına yapılmıştır, başkasının onun yerine
geçmesi sahih olmaz.
4- Organlarından birisini
kaybetmesi veya iyileşme umudu olmayan bir hastalığa yakalanması
gibi herhangi bir sebep dolayısıyla Halifelik görevlerini
uygulamaktan acze düşmesi. Burada göz önünde bulundurulması
gereken husus görevini yerine getirmekten acze düşmüş olmasıdır.
Bunun böyle
olmasının sebebi şudur: Halifelik akdi, Hilâfet sorumluluklarını
yerine getirmek esaslarına göre yapılmıştır. Eğer Halife akdin
cereyan ettiği şekle uygun olarak görevini ifa etmekten aciz olursa
azledilmesi gerekir. Çünkü böyle bir durumda
yok hükmündedir. Aynı şekilde kendisinden kaynaklanan nedenler
sebebiyle Halife olarak tayin edildiği işleri yerine getirmekten
acze düştüğünden dolayı din işleri ve Müslümanların
maslahatları ile ilgilenemez. Bu ise ortadan kaldırılması
gereken bir münkerdir. Böyle bir münker ise ancak onun azliyle
ortadan kaldırılabilir. Ta ki, Müslümanlar için başkasını göreve
getirmek imkanı ortaya çıksın.
O halde böyle bir durumda onun azledilmesi vacip olur.
5- Şeriata uygun olarak kendi görüşüne göre Müslümanların
maslahatlarını gerçekleştirme tasarrufundan aciz kalması. Şer’î
hükümler çerçevesinde kendi görüşü ile Müslümanların işlerini
çekip çevirmesini engelleyecek şekilde herhangi bir kimse tarafından
baskı altında tutulması durumunda Hilâfet görevlerini yerine
getirmekten hükmen aciz sayılır ve azledilmesi vacip olur. Bu durum
fiili hayatta iki şekilde yaşanabilir:
a- Yakınlarından, çevresinden
bir veya birkaç kişinin ona baskı
kurarak ve baskı altında tutarak yönetimi ellerine geçirmeleri.
Onlara muhalefet etmekten aciz kalarak görüşlerine göre
hareket etmeye mecbur kalması. Bu taktirde duruma bakılır, şayet kısa
bir süre içerisinde çevresindeki
kimselerin tasallutundan kurtulması umuluyor ise onları uzaklaştırıp
etkilerinden kurtulması için ona kısa bir süre mühlet
verilir. Eğer bunu yaparsa mani ortadan kalkar, acizliği de söz
konusu olmaz. Aksi taktirde azledilmesi icap eder. Şayet kurtulması
umulmuyor ise beklenmeden derhal görevinden azledilir.
b- Esir edilmek yahut da düşmanının
tasallutu altına düşmek suretiyle kahir güce sahip bir düşmanın
elinde esir olması. Böyle bir durumda kurtulması umuluyor ise
kurtulacağından ümit kesilinceye kadar ona mühlet tanınır.
Kurtuluşundan ümit kesilir ise hal’ledilir. Eğer baştan beri
kurtulacağı umulmuyor ise derhal görevinden azledilir.
Çünkü bu iki durumda Halifelik görevlerini şeriatın hükümlerine
uygun olarak bizzat yüklenmekten hükmen aciz düşer. Böylelikle yok hükmünde
olur ve üzerinde Halifelik akdinin cereyan ettiği işleri yerine
getirmekten aciz olur.
Her iki
durumda da eğer kurtulma ümidi varsa kurtulacağından ümit
kesilinceye kadar bir süre tanınır. Şayet baştan beri kurtuluşuna
dair bir ümit bulunmazsa derhal azledilir.
Sözü
geçen bu beş halden herhangi birisinin ortaya çıkması halinde
Halife’nin azl edilmesi icap eder. Ancak hakimin hükmü gereğince
azledilir. Ancak bu beş halde de ona itaat etmek icap eder. Azledildiğine
dair hüküm verilinceye kadar emirlerinin yerine getirilmesi gerekir.
Çünkü bu hallerden herhangi birisi dolayısıyla Halifelik akdi
kendiliğinden fesh olmaz, aksine hakimin hükmüne ihtiyaç vardır.
|