TEFVİZ MUAVİNLERİ
Tefviz
Muavini Halife’nin kendisi ile birlikte yönetim sorumluluğunu yüklenmek
üzere tayin ettiği Muavindir. Halife ona, şeriata uygun olarak içtihadına
ve görüşüne göre devletin işlerini yürütme yetkisini verir.
Muavinlerin
oluşturulması mübah olan fiillerdendir. Halife’nin sorumlu olduğu
işleri yerine getirmekte kendisine yardımcı olacak yardımcılar
tayin etmesi caizdir. Hakim'in ve Tirmizi'nin Ebu Saîd el-Hudri'den
rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "Semadan Muavinlerim
Cebrail ve Mikaildir. Yeryüzünde benim iki Muavinim, Ebubekir ve Ömer’dir.”
Hadiste yer alan "Muavin" kelimesi sözlük anlamı
ile "yardımcılar" anlamında kullanılmaktadır. Kur’an-ı
Kerim de bu kelimeyi bu anlamda şöylece kullanmıştır:
"Ve aile halkımdan bana bir
Muavin (yardımcı) kıl."
Hadiste yer alan "Muavin" kelimesi, ne tür iş
olursa olsun mutlak olarak her türlü iş hususunda her türlü yardımı
kapsamaktadır. Hilâfet görevlerinin
yerine getirilmesinde Halifeye yardım etmek te
bu kapsama girer. Ebu Saîd Hadisi sadece yönetim konusundaki
yardımcılarla sınırlı değildir. Çünkü Rasulullah (s.a.v.)'in semadaki yardımcıları
olan Cebrail ve Mîkail'in yardımlarının yönetimle ilgili
konulardaki yardımlarla alakaları
yoktur. Bu nedenle hadiste yer alan
"iki Muavinim" kelimesi sözlükte kullanıldığı şekilde
"iki yardımcım" manasına gelmektedir. Herhangi
bir şahsın herhangi bir iş için kendisine Muavinler edinmesi mübah
amellerdendir. Aynı şekilde Halife’nin kendisine yardımcı
olmak üzere Muavinler tayin etmesi de mübah amellerdendir.
Rasulullah (s.a.v.)'in
Ebu Bekir ve Ömer'i Muavin olarak tayin etmesi de bu anlamın dışında değildir.
Çünkü Ebu Bekir ve Ömer'in Rasulullah (s.a.v.) ile birlikte yönetim görevlerini yerine
getirmelerinde bu anlamın dışında bir özellik söz konusu değildir.
Onların Muavin olarak yetkiye sahip olmaları, yönetim işlerinde
herhangi bir şekilde sınırlamaya tabi olmaksızın her şeyde
Allah'ın Rasulüne yardım etmelerinden öte bir anlam ifade
etmemektedir.
Halife
olduktan sonra Ebu Bekir, Ömer'i kendisine Muavin olarak tayin
etmişti. O da Halife’nin ifa ettiği yönetim işlerini ifa
ediyordu. Bu da açıkça görülen bir husustur. Hatta
bazı sahabeler Ebubekir'e: "Bilemiyoruz. Ömer mi Halifedir, yoksa sen
mi?" diye sormaktan kendilerini alamamışlardır.
Ebu
Bekir'in vefatından sonra da Osman ve Ali, Ömer'in iki Muaviniydi.
Her ikisinin de Ömer'in ifa ettiği yönetim işlerini ifa etme
hakları vardı. Ancak güçlü şahsiyeti dolayısıyla Ömer'in Ebu
Bekir'e olan yardımcılığındaki belirginlik kadar Ali ile Osman'ın
Muavin olarak yardımcılık fonksiyonları o kadar belirgin değildi.
Fakat Ali (r.a) güçlü şahsiyeti dolayısıyla Ömer'in döneminde
birtakım işleri ifa ettiği açıkça görülüyordu. Ömer'in vefatından
sonra Ali ile Mervan bin Hakem, Osman'ın iki Muavini idiler.
Ali (r.a) bazı işlerden memnun olmadığı için biraz uzak
duruyordu. Fakat Mervan'ın Osman'ın Muavini olarak yönetim işlerinde
Muavinlik görevini ifa ettiği, yani yönetim işlerini idare ettiği
açıkça görülüyordu.
Yönetim işlerinde
kendisine yardımcı olmak üzere Halife bir kimseyi Muavin olarak
tayin ettiği zaman, kendisine vekaleten tam anlamıyla yetki vermiş
demektir. Aldığı bu yetki ile kişi Halife’nin Tefviz Muavini
olur. Yetkileri tıpkı Halife’nin yetkileri gibidir. Ancak Muavin
bu yetkiye Halife gibi kendi zatından alamaz. Bu yetikleri Halife
tarafından kendisine Muavinlik verilmesiyle elde etmektedir. Tefviz
Muavini bu yetkiye Halife’nin şu ifadelerden birisini kullanması
ile elde eder: "Ben
falan kişiyi kendime Tefviz Muavini olarak tayin ettim veya kendime
Tefviz Muavini olarak tayin ettim veya bana ait olan hususta bana naib
ol" ya da buna
benzer ifadeler kullanır. Halife’nin bu ifadeleri kullanması ile
kişi Halifeye niyabeten hilafetle ilgili tüm yetkilere sahip olur.
El-Maverdi, el- Ahkam es-Sultaniye adlı eserinde bu Muavinliğe
"Vezaretü’t-Tefviz: Tefviz Muavinliği" adını vermiş
ve bu anlama gelecek şekilde tarif ederken şunları söylemiştir: "Tefviz
Muavinliğine gelince; imamın kendi görüşüne göre işleri çekip-çevirmek
ve içtihadına göre onlara yürürlük kazandırmak üzere işleri
kendisine havale edeceği birisini kendisine Muavin olarak tayin
etmesidir."
Tefviz
Muavininin durumu budur. Hilâfetle ilgili bütün işlerde
Halife’nin Muavinidır. Halifelik işlerinin tümünü ifa etme
yetkisine sahiptir. Bu işi yapmak üzere Halife’nin ona özel
olarak yetki vermesi veya vermemesi fark etmez. Çünkü ona genel bir
tefviz (yetki) verilmiş bulunmaktadır. Ancak Halifenin, bu Muavinin
yaptığı her bir işi dikkatle incelemesi, gözden geçirmesi
gereklidir. Çünkü Muavin yardımcıdır. Halife değildir. Tek başına
bağımsız olamaz. Aksine küçük olsun büyük olsun Halife bütün
işleri dikkatle gözden geçirmelidir. Çünkü yönetim ile ilgili
işlerin yürütülmesi doğrudan doğruya Halifeye ait bir görevdir.
Muavinin şer'an
vakıadaki bu durumu demokratik düzenlerdeki bakanlığın durumundan
tamamıyla farklıdır. Çünkü demokratik düzende bakanlık, hükümet
etmek demektir. Hükümet ise fertlerden meydana gelen yönetici sıfatına
sahip belli bir topluluğa denir. Onlara göre yönetim
topluluğa aittir. Bir kişinin yetkisinde olan bir şey değildir.
Yani emirlik bireysel değil
toplumsaldır. Belli bir alanda yönetim bütün yetkilerini elinde
bulunduran yöneticiler bakanlar kurulunu oluştururlar. Onlardan
herhangi birisi mutlak olarak yönetimin tüm
yetkilerini elinde bulunduramaz. Yönetimin tüm yetkileri bir
bütün olarak bakanlar kurulunun elindedir. Tek bir bakan ise ancak
bakanlar kurulunun kararlaştırdığı yönetimin belli ve özel bir
alanında yetkilidir. Bu
alanda kendisi için belirlenmemiş yetkiler bakanlar kurulunun
elindedir. Bu alanda bakanın hiçbir yetkisi yoktur. Örneğin Adalet
Bakanı bakanlığı bünyesinde bir takım yetkilere sahip olmakla
birlikte yine bakanlığı bünyesinde yetkili olmadığı işler de
bulunmaktadır. Bunlar bakanlar kurulu tarafından belirlenir. İşte
demokratik düzenlerde bakanlığın vakıası budur.
Bu açıklamalar
İslâm nizamındaki Muavinlik ile, demokratik sistemdeki bakanlığın
birbirinden tamamen farklı olduğu açıkça ortaya koymaktadır.
Yani İslâm düzenindeki yardımcı anlamına gelen "Muavin"
kelimesi ile, demokratik düzenlerdeki Muavin, "bakan"
kelimesi arasındaki fark açıkça görülmektedir. İslâm düzeninde
Muavin ve Muavinlik kelimelerinin anlamı, istisnasız olarak bütün
işlerinde Halife’nin Muavini demektir. Muavin bu işleri ifa eder,
Halife de onun yaptıklarını gözetip tetkik eder. Bu görev
ferdidir ve bunu fert elinde
tutar. Hatta Halife’nin bir bütün olarak sahip olduğu bu yetkiler
birden çok kimseye verilecek olsa
dahi durum yine değişmez. Demokratik sistemdeki bakanlar fert değil
topluluktur. Demokratik düzende "bakan" yönetimin
ancak belli bir yönünü elinde bulundurur. Tümünü
eline bulunduramaz. İşte bundan dolayı İslâm’da "Muavin"
ve "Muavinlik" kavramları ile, demokratik düzendeki
"bakan" ve "bakanlık" kavramları arasındaki
fark gayet açıkça ortadadır. Madem ki Demokrasinin "Muavin"
ve "Muavinlik" yani "bakan" ve "bakanlık"
kelimelerine verdiği anlam insanlar arasında yaygın olarak
belli bir şekilde anlaşılmaktadır ve bu kelimeler kullanıldığı
takdirde ancak demokratik anlamlar akla gelmektedir; bu karışıklığın
önlenmesi ve yalnızca şer'i anlamın ortaya konulması için
Halife’nin Muavini hakkında herhangi bir kayıt eklemeksizin mutlak olarak Muavin ve Muavinlik
kelimesinin kullanılması doğru değildir. Bu nedenle Halife’nin
Muavini için Muavin kelimesinin gerçek anlamını ifade eden "muavin"
yani "yardımcı" kelimesinin kullanılması
veya "Muavin" ya da "Muavinlik" kelimelerinin
demokratik anlamıyla anlaşılmasını önleyecek, yalnızca İslâmi
anlamı çağrıştıracak bir kelime ile birlikte kullanılması
gerekmektedir.
Bu açıklamalara
göre yardımcı, devletin bütün işlerinde ve İslâm’ın
egemenliği altında bulunan ülkenin her bir tarafında Halife gibi
hareket etme yetkisine sahip olan kimse anlamına gelmektedir.
İşte bundan dolayı fakihler Halife Muavinine, kendisine vekil olmak
üzere genel bir şekilde "Tefviz Muavini" demişlerdir.
O halde Muavinin görevi gerçekte Halife’nin naibliğini (vekilliğini)
yapmaktır ve bu vekillik devletin bütün işlerinde genel olmalıdır.
O halde bu yardımcı (muavin) bir yöneticidir.
|