İSLAM'DA YÖNETİM NİZAMI 

Tefviz Muavinini Görevlendirme Şartları

 Tefviz Muavini görevlendirilirken görevlendirme işlemi iki şartı kapsamalıdır: Birincisi; nezaret edeceği işlerin genelliği, ikincisi ise vekalettir. Bu nedenle Halife’nin "Tefviz Muavinine" şöyle demesi gerekir: "Benim elimde bulunan yetkilerle bana vekaleten seni görevlendiriyorum." Ya da bu anlama gelebilecek, hem genel olarak nezaret edeceği işleri kapsayacak, hem de vekilliği kapsayacak lafızlar kullanmalıdır. Bu şekilde  görevlendirilmeyen kimse ne yardımcı olabilir ne de yardımcı yetkilerine sahip olabilir.

Bunun delili ise Muavinin yapacağı işin vakıadaki durumudur. Muavin Halife’nin vekilidir. Buradaki vekillik ise bir akittir. Akitler ise ancak açık ifadelerle sahih olur. Bundan dolayı Muavinin, Halife adına vekalete delil olabilecek lafızla görevlendirilmesi şarttır. Aynı şekilde yardımcı, vakıası itibarı ile Halife’nin yönetimde sahip olduğu bütün yetkilere sahiptir. Buna göre görevlendirmenin her hususta genel olması kaçınılmazdır. Yani görevlendirme genel olarak bütün işlere nezarete delalet edebilecek bir lafzı ihtiva etmelidir. Mesela Halife ona şöyle demelidir: "Benim elimde bulunan yetkileri bana vekaleten sana veriyorum." Veya "seni, vekil olarak görevlendirip Muavinim  yapıyorum" veya buna benzer sözler söylemelidir. Eğer bütün işlere nezaret yetkisini bu yardımcıya verir fakat, "bana vekaleten" demeyecek olursa bu akit, veliahtlık akti olur. Muavinlik akti olmaz. Veliahtlık batıl olduğundan bu akit de batıl olur. Şayet yalnızca "vekillik" kelimesini kullanır ve açıktan açığa bütün işlere nezareti ifade etmeyecek olursa, onu vekil tayin ettiği alan genel midir, özel midir, tenfizi yardımcılığı mıdır, Tefviz Muavini midir gibi hususları mübhem bırakmış olur. O bakımdan bu lafızla da Muavinlik akti gerçekleşmez. Şayet ona, yargı işlerinde bana vekillik yap, yahut güvenlik işlerinde veya öğretim eşlerinde bana vekillik yap ve buna benzer sözler söyleyecek olursa, Muavinlik akti yine gerçekleşmez ve bu kişi de yardımcı olamaz. Bu nedenle Tefviz Muavininin görevlendirilmesinde Muavinin vakıasına delalet edecek lafızların kullanılması kaçınılmazdır. Bu da Halife adına "vekillik" (naiplik)tir ve "Halifeye ait bütün yetkilerin verildiğini" ifade edecek sözlerdir. Yani Tefviz Muavininin Muavinlik aktinin gerçekleşmesi için şu iki şartı kapsayan lafızlarla olması zorunludur. Bunlardan birisi "genel olarak bütün işlere nezaret", ikincisi ise "vekalettir". Eğer kullanılan ifadeler açıkça bu iki şartı kapsamıyorsa, Tefviz Muavininin Muavinlik akti tahakkuk etmez. Muavin tayini mübahlardan olduğuna göre Halife’nin bir kişiyi veya  birden çok kişiyi yardımcı tayin etmesi caizdir. Birden fazla Tefviz Muavininin tayin edilmesi her ne kadar caiz ise de, Tefviz Muavininin üstleneceği görev, vakıası itibarı ile yönetimde Halife’nin sahip olduğu tüm yetkilere sahip olmayı gerektirdiği için vakıa, Tefviz Muavininin bir kişi olmasını gerektirmektedir. Ancak Halife birden fazla Tefviz Muavini tayin edecek olursa, bunların her biri Halife’nin tüm yetkilerine sahip olacağı için Halife’nin İki yardımcıyı genel velayetle tayin etmesi caiz değildir. Çünkü yönetim velayeti ferdidir. Şayet böyle bir tayinde bulunacak olursa her ikisinin de tayini bir arada batıl olur. Çünkü Tefviz Muavini tayini bir emirin görevlendirilmesi demektir. Emir görevlendirmek ise ancak bir kişi için söz konusudur. Çünkü Rasulullah (s.a.v.)'in: "Birilerini emir tayin etsinler.” [1] "Muhakkak içlerinden birisini emir tayin etsinler.” [2] hadisleri emirliğin sıhhat şartlarındandır. 


[1] Ebu Davud, 2241, 2242

[2] Ahmed b. Hanbel, 6360

 

Abdulkadim ZELLUM