|
Tefviz Muavinini Görevlendirme
Şartları
Tefviz
Muavini görevlendirilirken görevlendirme işlemi iki şartı
kapsamalıdır: Birincisi; nezaret edeceği işlerin genelliği,
ikincisi ise vekalettir. Bu nedenle Halife’nin "Tefviz
Muavinine" şöyle demesi gerekir: "Benim
elimde bulunan yetkilerle bana vekaleten seni görevlendiriyorum." Ya da bu
anlama gelebilecek, hem genel olarak nezaret edeceği işleri
kapsayacak, hem de vekilliği kapsayacak lafızlar kullanmalıdır. Bu
şekilde görevlendirilmeyen
kimse ne yardımcı olabilir ne de yardımcı yetkilerine sahip
olabilir.
Bunun
delili ise Muavinin yapacağı işin vakıadaki durumudur. Muavin
Halife’nin vekilidir. Buradaki vekillik ise bir akittir. Akitler ise
ancak açık ifadelerle sahih olur. Bundan dolayı Muavinin, Halife adına
vekalete delil olabilecek lafızla görevlendirilmesi şarttır. Aynı
şekilde yardımcı, vakıası itibarı ile Halife’nin yönetimde
sahip olduğu bütün yetkilere sahiptir. Buna göre görevlendirmenin
her hususta genel olması kaçınılmazdır. Yani görevlendirme genel
olarak bütün işlere nezarete delalet edebilecek bir lafzı ihtiva
etmelidir. Mesela Halife ona şöyle demelidir: "Benim
elimde bulunan yetkileri bana vekaleten sana veriyorum." Veya
"seni, vekil olarak görevlendirip
Muavinim yapıyorum"
veya buna benzer sözler söylemelidir. Eğer bütün işlere nezaret
yetkisini bu yardımcıya verir fakat, "bana
vekaleten" demeyecek olursa bu akit, veliahtlık akti olur.
Muavinlik akti olmaz. Veliahtlık batıl olduğundan bu akit de batıl
olur. Şayet yalnızca "vekillik" kelimesini kullanır ve açıktan
açığa bütün işlere nezareti ifade etmeyecek olursa, onu vekil
tayin ettiği alan genel midir, özel midir, tenfizi yardımcılığı
mıdır, Tefviz Muavini midir gibi hususları mübhem bırakmış olur.
O bakımdan bu lafızla da Muavinlik akti gerçekleşmez. Şayet ona,
yargı işlerinde bana vekillik yap, yahut güvenlik işlerinde veya
öğretim eşlerinde bana vekillik yap ve buna benzer sözler söyleyecek
olursa, Muavinlik akti yine gerçekleşmez ve bu kişi de yardımcı
olamaz. Bu nedenle Tefviz Muavininin görevlendirilmesinde Muavinin
vakıasına delalet edecek lafızların kullanılması kaçınılmazdır.
Bu da Halife adına "vekillik" (naiplik)tir ve "Halifeye
ait bütün yetkilerin verildiğini"
ifade edecek sözlerdir. Yani Tefviz Muavininin Muavinlik aktinin gerçekleşmesi
için şu iki şartı kapsayan lafızlarla olması zorunludur.
Bunlardan birisi "genel olarak bütün işlere nezaret", ikincisi ise "vekalettir". Eğer kullanılan ifadeler
açıkça bu iki şartı kapsamıyorsa, Tefviz Muavininin
Muavinlik akti tahakkuk etmez. Muavin tayini mübahlardan olduğuna göre
Halife’nin bir kişiyi veya birden
çok kişiyi yardımcı tayin etmesi caizdir. Birden fazla Tefviz
Muavininin tayin edilmesi her ne kadar caiz ise de, Tefviz Muavininin
üstleneceği görev, vakıası itibarı ile yönetimde Halife’nin
sahip olduğu tüm yetkilere sahip olmayı gerektirdiği için vakıa,
Tefviz Muavininin bir kişi olmasını gerektirmektedir. Ancak Halife
birden fazla Tefviz Muavini tayin edecek olursa, bunların her biri
Halife’nin tüm yetkilerine sahip olacağı için Halife’nin İki
yardımcıyı genel velayetle tayin etmesi caiz değildir. Çünkü yönetim
velayeti ferdidir. Şayet böyle bir tayinde bulunacak olursa her
ikisinin de tayini bir arada batıl olur. Çünkü Tefviz Muavini tayini bir emirin görevlendirilmesi
demektir. Emir görevlendirmek ise ancak bir kişi için söz
konusudur. Çünkü Rasulullah (s.a.v.)'in: "Birilerini
emir tayin etsinler.”
"Muhakkak içlerinden
birisini emir tayin etsinler.”
hadisleri emirliğin sıhhat şartlarındandır.
|