|
Ordunun Askeri ve İslâmi Kültürle
Kültürlendirilmesi
Orduda yüksek
derecede askeri öğretimin en üst seviyede olması, güç yettiğince
fikri seviyenin yükseltilmesi, ordudaki her kişinin genel bir şekilde
olsa dahi İslâmi şuur ve uyanıklığı mümkün kılacak İslâmi
bir kültür ile donatılması gerekmektedir.
Artık günümüzde
askeri ilimler her ordu için kaçınılmaz bir hal almıştır.
Bunlar öğrenilmeden savaş yapmaya kalkışmak veya savaş meydanlarına
inmek mümkün değildir. Bu nedenle: "Bir vacibi yerine
getirmek için gerekenler de vaciptir" fıkıh kuralı gereğince
askeri ilimlerin öğrenilmesi vaciptir.
İslâmi kültüre
gelince, kişinin üzerine düşen işleri yerine getirmesi için
gerek duyacağı bilgileri öğrenmesi farz-ı ayındır. Bunun dışında
kalan bilgileri elde etmek ise farz-ı kifayedir. Muaviye b. Ebu Süfyan'dan:
Nebi (s.a.v.)'i şöyle söylerken duydum: "Allah kimin hakkında
hayır murad ederse onu dinde fakih kılar...” Bu ilim, bütün
Müslümanlar için farz olduğu gibi İslâm davetini yaymak için ülkeler
fetheden ordu hakkında farzdır. Hatta ordu için bu daha da öncelikli
bir şeydir. Askerlerin fikri seviyelerini yükseltmeye gelince bu da
şuur ve uyanıklık kabilindendir. Askerlerin dini ve hayatın işlerini
anlamaları için elzemdir. Belki Rasul (s.a.v.)'in şu sözü
de şuurlu olmaya işaret etmektedir: "Kendilerine tebliğ edilen sözü, bizzat
dinleyenden daha iyi kavrayan nice kimse vardır.”
Yüce
Allah'ın Kur'an-ı Kerim’deki: "Düşünen bir topluluk için." buyruğu ile; "Onların
kendileri ile akledecekleri kalpleri mi vardır."
ayetlerinde düşünmenin mertebesine işaretler vardır.
Bütün kışlalarda; üstün dereceden askeri bilgiye sahip,
planlar hazırlamakta, savaşları yönlendirmekte üstün askeri bilgiye
sahip yeter sayıda kurmayların mümkün
olan en çok sayıda bulundurulması icab eder.
Bu
gereklilik, "bir vacibin yerine getirilmesi için gerekenler de
vaciptir" kaidesinin
gereğidir. Teori ve pratik olarak askeri eğitim
sürekli bir şekilde ameli eğitim ve tatbikatla hazmedilmeyecek
olursa, savaş ve savaş planlarını icra etmek için orduda
gerekli tecrübe ve bilgi birikimi bulunamaz. Bundan dolayı yüksek
dereceli askeri eğitimin sağlanması farzdır. Ordunun her zaman için
cihada hazır olabilmesi ve savaşabilmesi için askeri konulardan
haberdar olmak ve devamlı eğitim görmek farzdır. Farklı
bölgelerdeki kışlalarda kışlalarda yerleşmiş bulunan ordunun
her kışlasının her zaman için savaşa girme yeteneğine
sahip olması gerekli olduğundan,
"bir vacibin yerine getirilmesi için gerekenler de vaciptir" kaidesi gereği her kışlada yeter sayıda kurmayın
bulunması gereklidir.
İslâm
Ordusu olma özelliğine sahip olması nedeniyle ordunun; görev ve
fonksiyonunu ifa etmesine imkan tanıyacak Silah, araç gereç, teçhizat,
levazım ve mühimmatının bulunması gereklidir. Zira Allahu Teâla
şöyle buyurmaktadır: "Siz de onlara karşı gücünüzün
yettiği kadar kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki
bununla Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı bunlardan başka
sizlerin bilmeyip de Allah'ın bildiklerini korkutasınız."
Bu ayete göre
savaşa hazırlanmak farzdır. Bu hazırlığın, düşmanları ve içteki
münafıkları korkutacak şekilde açıkça olması gerekmektedir.
Ayet-i kerimedeki "korkutasınız" ifadesi, savaş
hazırlığının illetini ortaya koymaktadır. Şeriatın kendisi için
belirlediği illet gerçekleşmedikçe "hazırlık"
tamamlanmış olmaz. Söz konusu illet ise hem düşmanları hem de münafıkları
korkutmaktır. İşte ordu için gerekli silah, araç-gereç, mühimmat
ve techizatın hazırlanmasının farz oluşu da bundandır. Bunlar
hazırlandığı zaman düşmanlar ve münafıklar da korkutulmuş
olur. Ordunun temel görevini oluşturan İslâm davasını
yaymak için cihad etme gücüne sahip olabilmesi için bunların hazırlanması
öncelikle söz konusudur. Şanı yüce Allah, bize hazırlık yapma
emri ile hitabta bulunarak hazırlık illetinin, açıktan görünen düşman
ile, açıkça ortada olmayan düşmanları korkutmak olduğunu şöylece
ifade etmektedir: "Siz de onlara karşı gücünüzün
yettiği kadar kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki,
onunla Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınız ve bundan başka
sizlerin de bilmeyip Allah'ın' bildiği düşmanları korkutasınız."
Ayeti
kerimedeki şu hususa son derece dikkat etmek gerekir. Yüce Allah, bu
hazırlığı savaşmak için emretmemektedir. Korkutmak için bu hazırlığı
öngörmektedir. Bu ise ayette en net bir şekilde vurgulanmaktadır.
Çünkü düşmanın, Müslümanların gücünü
bilmesi, kalbinde Müslümanlara hücum etmeyi önleyecek, onlarla karşılaşmalarını
engelleyecek bir korkunun yer etmesine sebeptir.
Bu da savaşların kazanılması ve zaferin elde edilmesinin en büyük
ve güçlü üslubudur.
|