|
Mezalim Hâkimlerinin
Atanması ve Azledilmeleri
Mezalim
hâkimi; ya Halife ya da başkadı tarafından tayin edilir.
Azledilmesi, hesaba çekilmesi, te'dibi, görev yerinin değiştirilmesi
de, ya Halife tarafından veya Halife tarafından böyle bir yetki tanımışsa
mezalim mahkemesi tarafından yapılır. Bu ise, Rasulullah (s.a.v)iın
Raşid b. Abdullah'ı yargı ve mezalim emiri olarak tayin edip,
mezalim meselelerine bakma yetkisini de vermiş olmasından alınmıştır.
Diğer
taraftan mezalim, bir velayettir. Bu velayet hakkını ise ancak
Halife elinde bulundurur. Ondan başkası buna sahip değildir. Dolayısıyla
mezalim valisinin Halife tarafından tayin edilmesi gerekir. Buna ek
olarak mezalim yargı kapsamına girer. Çünkü yargı, bağlayıcı
olmak üzere, şer’i hükmün ne olduğunu haber vermektir. Hâkimi
de ancak Halife tayin eder. Çünkü hâkimleri tayin edenin
Rasulullah (s.a.v) olduğu sabittir. İşte bütün
bunlar mezalim hâkiminin Halife tarafından tayin edildiğinin
delilleridir. Aynı şekilde Halife tarafından başkâdıya mezalim kâdısı
tayin etme yetkisi verilmişse başkâdı da mezalim hâkimini tayin
edebilir.
Mezalim hâkiminin azledilmesine gelince: Bunda aslolanın
Halife’nin onu görevlendirme hakkı olduğu gibi azletme hakkının
da bulunmasıdır. Rasulullah (s.a.v) mezalim hâkimliğini
bizzat kendisi ifa
ediyordu. Ayrıca genel bir şekilde mezalim hâkimliği için kimseyi
tayin ettiği rivayet edilmemiştir. Kendisinden sonra gelen dört
Halife de mezalim için herhangi bir kimseyi tayin etmemiştir. Ali (r.a.)
Mazalim Kadılığı görevini bizzat kendisi üstlenmiş ve birçok
mezalim davasına bakmıştır. Abdülmelik b. Mervan Halife olunca
mezalim konuları için özel bir gün ayırarak zulme uğrayanların
şikayetlerini inceliyor ve herhangi bir problemle karşılaştığı
zaman veya bu konuda geçerli kılınması gereken bir hükme
gerek duyacak olursa konuyu kâdısı Ebu İdris el-Ezdi'ye
havale ediyordu. Bu nedenle mezalim hâkimliğini fiilen ifa eden Ebu İdris idi. Ebu İdris, Halife Abdülmelik'in
kendisine havale ettiği meseleler hakkında mezalim hâkimi olarak görev
yapıyordu. Daha sonra mü'minlerin emiri Ömer b. Abdulaziz (Allah'ın
rahmeti üzerine olsun) gelince, bizzat mezalim hâkimliğini kendisi
yapmaya başladı. Ümeyyeoğullarının devlet eliyle yaptıkları
haksızlıkları (mezalimi) sahiplerine iade etti. Abbasiler döneminin
ortalarında Halifeler, mezalim ile ilgili davalara bakmayı bu iş için
özel olarak görevlendirilmiş hâkime havale ediyorlardı. İşti o
tarihten itibaren mezalim hâkimliği, Halifeden ayrı olarak ortaya
çıktı. Bundan önce ise Halifeden ayrı değildi. Mezalim davalarına
bakmayı Halife bizzat üstleniyordu. Esasen Halife’nin mezalime
bakma hakkı vardır. Bu hakkın sahibi de odur. Bununla birlikte
mezalim için bir hâkim tayin etme veya bu hâkimi azledip, ondan başkasını
görevlendirme hakkı da vardır. Böyle bir iş, Halife için caizdir
yani mübahlardan bir mübah iştir.
Mezalim hâkimini hesaba çekip
sorgulama, tedib etme ve azletme hakkına sahip olan Halife’nin
kendisidir. Çünkü mezalimden hem mezalimden hem de kendisine
vekaleten mezalim davalarına bakmak üzere görevlendirdiği hâkimden
Halife sorumludur. Halife’nin, mezalim hâkimlerini azledip onları
sorgulama, tedip etme ve bir yerden bir başka yere nakletme hakkını
mezalim kadılarının kendilerine veya başkadıya verme hakkı da
vardır. Eğer mezalim hâkimlerine böyle bir yetkiyi verecek olursa
o taktirde bunların mezalim hâkimini azledip, sorgulamak ve tedip
etmek yetkileri de olur.
Mezalim hâkimi
yalnızca bir kişi veya belli sayıdan daha fazla kişi ile tahdid
edilmez. Halife, sayıları ne olursa olsun, haksızlıkları ortadan
kaldırmak için gerek gördüğü sayıda mezalim hâkimi tayin
edebilir. Fakat fiilen yargılama işine girişildiği takdirde, dava
hakkında hüküm verme yetkisi yalnızca bir hâkimindir. Bununla
birlikte mahkeme oturumu sırasında mezalim hâkimlerinden birkaç kişinin
karar hakimi ile birlikte oturması caizdir. Fakat onların yalnızca
danışmanlık yetkileri vardır. Karar hakimi onların görüşlerini
kabul etmek zorunda da değildir.
Halife
kendisine vekalet etmek üzere bir ya da daha fazla kişi tayin
edebilir. Ancak, mezalim hâkimlerinin sayısı birden çok olsa dahi
hepsinin mezalime bakma yetkileri parçalanma kabul etmez. Onların
her birisi ayrı ayrı mezalime bakabilir. Fakat Halife’nin herhangi
bir vilayette mezalim için özel olarak bir hâkimi tayin etmesi caiz
olduğu gibi belli meselelere bakması şeklinde görevini özel bir
alanla sınırlandırması da caizdir. Çünkü Halife, mezalim
yetkisini (velayeti) genel olarak da verebilir özel olarak da
verebilir. Ülkenin dört bir yanında onu yetkiye sahip kılabilir.
Uygun göreceği bir vilayette veya bir bölgede de ona bu yetkiyi tanıyabilir.
Aynı
yerde birden fazla hâkimin bulunması caiz olmakla beraber aynı
meseleye birden fazla mezalim hâkiminin bakması daha önce açıkladığımız
nedenlerden dolayı caiz değildir. Fakat bununla birlikte yalnızca
danışmak maksadıyla birkaç mezalim hâkiminin
bulunması caizdir. Bunlar görüş belirtmek hususunda karar hâkimi
ile ortak hareket etmezler. Bu hâkimlerin bununla birlikte oturmaları,
hüküm verecek hâkimin rıza ve tercihine bağlıdır. Eğer bu görüşe
sahip değilse kendisi ile birlikte oturmalarına itiraz ederse
oturamazlar. Çünkü hâkimi, kendisi için tahsis edilen meseleye
bakmaktan meşgul edecek herhangi bir kimse yanında oturmaz. Fakat
yargı meclisinden kalktıktan sonra mesele ile ilgili olarak bunlarla
danışabilir.
|