|
Devlet Organlarında Görev
Alma Hakkına Sahip Olanlar
İslâm devleti tebaasından olup, görevi ifa edebilecek şartları
kendisinde taşıyan herkes erkek veya kadın, müslim ya da gayri müslim
olsun, herhangi bir genel müdürlüğün başına genel müdür
olarak tayin edilebilir, orada görevli bir memur olarak görev
alabilir.
Bu hüküm, icareye dair hükümlerden alınmıştır. İster
Müslüman olsun, ister gayrimüslim
olsun kayıtsız ve şartsız olarak başkalarını ücretli olarak çalıştırmak
caizdir. Buna sebep ise, icareye ait delillerin umum ifade etmesidir.
Şanı yüce Allah şöyle
buyurmaktadır: "Eğer, sizin için çocuğu emzirirlerse o
kadınlara ücretlerini veriniz." İşte bu,
umumi bir emirdir. Buhari Ebu Hüreyre'den şu hadisi rivayet
etmektedir: "Yüce Allah şöyle
dedi: Kıyamet günü ben üç kişinin hasmıyım. . . Bir kimseyi ücretle
tutup ondan faydalandığı halde ücretini vermeyen adam.”
Bu genel bir ifadedir. Allah'ın Rasulü (s.a.v),
Deyl oğullarından birisini henüz kavminin dininden ayrılmamış
olduğu halde ücretle tutmuştur. İşte bu da Müslüman olmayan bir
kimsenin tıpkı Müslüman gibi ücretle
tutulmasının caiz olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde, erkeğin
ücretle tutulması caiz olduğu gibi, kadının ücretle çalıştırılması
da caizdir. Buna sebep ise yine bu konudaki delillerin genel olmasıdır.
Bu nedenle kadının, devlet dairelerinden herhangi birisinde müdür
olması veya o dairede görev alan memurlardan bir memur olması
caizdir. Müslüman olmayan bir kimsenin de aynı şekilde devlet
dairelerinden birisine müdür olması, orada çalışan memurlardan
birisi olması da caizdir. Çünkü hepsi ücretle çalışan
kimselerdir. İcareye dair deliller ise umumidir.
Bu görevliler
arasında olabilmek için "teba" şartının aranmasıyla
genel olan bir hükmün tahsis edilmesinin nedeni, şer’î hükümlerin
uygulanma kapsamına girmeleridir. Çünkü İslâm Devleti’nin
tabiiyetini taşımayanlara yani İslâm diyarını yurt
edinmemiş kimselere Müslüman olsalar dahi İslâm hükümleri
uygulanmaz. Zira Rasulullah (s.a.v)'in
ordu komutanına yaptığı tavsiyeleri arasında şunlar yer
almaktadır: "Sonra onları yurtlarından muhacirlerin yurduna göçmeye davet
et. Ve onlara şunları bildir: Eğer böyle yapacak olurlarsa
muhacirlerin lehine olan, onların da lehinedir.
Muhacirlerin aleyhine olanlar onlar için de geçerlidir.”
Bunun
anlamı ise şudur: Eğer yurtlarını değiştirmeyecek olurlarsa,
lehimize olan onların lehine olmaz ve bizim üzerimizde görev olan
da onlar için görev olmaz, Müslüman olsalar dahi. O halde sözü
geçen bu durumlar kendilerine İslâm hükümleri uygulanan kimseler
içindir. Yoksa şer’î hükme göre icare delilerinin genelliği
dolayısıyla İslâm devleti tebaası olmayanların da ücretle
tutulmaları caizdir.
|