|
Herhangi Bir Engel Olmaksızın Konuşma
Ve Görüş Belirtme Hakkına Sahip olmak
Ümmet
meclisi üyelerinden her birisinin herhangi bir baskı veya engel söz
konusu olmaksızın şeriatın helal kaldığı sınırlar çerçevesinde
dilediği gibi konuşma ve görüşünü açıklama hakkı vardır.
Çünkü meclis üyesi görüş belirtmek ve sorgulamak hususlarında
Müslümanlara vekalet eden bir vekildir. Onun görevi, Halife’nin
yahut devletteki herhangi bir yöneticinin ya da devlet organlarından
herhangi birisindeki herhangi bir memurun yaptıklarını yakından
takip edip tespit etmektir.
Yine onun
yapacağı iş, tüm devlet görevlilerine nasihat etmek, görüş
belirtmek, öneriler sunmak ve tartışmak, devlet tarafından yapılan
aykırı işlere itiraz etmektir. Ümmet meclisi bunların tümünü,
Müslümanlara vekaleten yapar. Bu çerçevede, iyiliği emretme ve kötülükten
alıkoyma farziyetini, yöneticileri denetleme, onlara nasihatta
bulunma ve istişarede bulunma görevini Müslümanlar adına yerine
getirirler. Çünkü bunların tamamını yapmak Müslümanlara farzdır.
Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Sizler, insanlar
için çıkartılmış, iyiliği emreden, kötülükten
alıkoyan en hayırlı bir topluluksunuz." "Onlar (müminler) ki
kendilerine yeryüzünde bir iktidar verdiğimiz taktirde namazı kılar,
zekâtı verir, iyiliği emreder, münkerden alıkoyarlar." "Sizden hayra çağıran, iyiliği
emredip münkerden alıkoyan bir topluluk bulunsun." Aynı şekilde
iyiliği emredip münkerden alıkoymaya delalet eden pek çok hadis-i
şerif de varid olmuştur. Allah'ın Rasulünün şu sözünde olduğu
gibi: "Nefsim elinde olana yemin
olsun ki: Muhakkak ya iyiliği emredip münkerden alıkoyarasınız yahut da aradan fazla zaman geçmeden Allah kendi katından
bir azap gönderir. Sonra da ona dua edersiniz de asla duanız kabul
olunmaz.”
Bir başka
hadis-i şerifte de şöyle buyurmaktadır: "Sizden kim bir münkeri görürse onu eliyle değiştirsin. Gücü
yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise
imanın en zayıfıdır.”
Bu ayeti
kerimeler ve hadis-i şerifler Müslümanlara iyiliği emredip münkerden
alıkoymalarını emretmektedir. Yöneticileri hesaba
çekip sorgulamak ise iyiliği emredip münkerden alıkoymak kapsamına
girer. Hatta özel olarak yöneticiyi sorgulayıp hesaba çekmeyi
açıkça ifade eden bir takım hadis-i şerifler de varid olmuştur.
Çünkü yöneticinin hesaba çekilip sorgulanmasının, ona iyiliği
emredip münkerden alıkonulmasının kendine ait bir önemi vardır.
Ümmü Atiyye'den. Ebu Saîd'den: Rasulullah (s.a.v)
şöyle dedi: "Cihadın en faziletli olanı
zalim bir hükümdar önünde söylenen hak sözdür."
İşte bu,
yöneticiyi hesaba çekip, sorgulamayı, onun önünde hak sözü söylemenin
lüzumunu ortaya koymakta ve bunu cihad olarak
hatta cihadın en faziletli olanı saymaktadır. Peygamber (s.a.v)
bu hususa oldukça teşvik etmiş ve bunu yapmaya -öldürülmeye
götürecek olsa dahi- imrendirmiştir.
Nitekim Rasulullah (s.a.v)'den
varid olan sahih bir hadiste şöyle buyrulmaktadır: "Şehitlerin efendisi
Abdülmüttalib'in oğlu Hamza ile zalim bir imama karşı hakkı
emrettiği ve zulümden nehyettiği için öldürülen kimsedir.”
Sahabe
(Allah onlardan razı olsun) Rasul (s.a.v)'i
ve hesaba çektikleri gibi onda sonra gelen raşid Halifeleri de
hesaba çekmişlerdir. Peygamber (s.a.v)
kendisini hesaba çekiyorlar diye ashabı azarlamadı. Aynı şekilde
raşid Halifeler de onları azarlamamışlardır. Diğer taraftan
Peygamber (s.a.v), Bedir
savaşında kendisine karşı itiraz etmesi üzerine El-Habbab b. El-Münzir'in
görüşünü kabul ettiği gibi Kureyşlilerle karşılaşmak üzere
Medine'nin dışına çıkmak hususunda ise çoğunluğun görüşünü
kabul etmiştir. Halbuki kendisi daha farklı düşünüyordu..
Hudeybiye günü de Müslümanlar Peygamber (s.a.v)’e
karşı şiddetli bir şekilde itiraz ettiler. Ömer b. Hattab da bu
itirazcılar arasında en ileri derecede itiraz eden bir kimse idi.
Huneyn'de ise Ensar, Peygamber (s.a.v)’in kendilerine hiçbir şey vermeksizin müellefetü'l kulûba bağışlarda
bulunması üzerine kızmışlardır.
Ömer (r.a.) b. Hattab'ı minber üzerinde olduğu halde
Yemen’den gelen kumaşları paylaştırması meselesinde hesaba çekip, sorgulamışlardır.
Aynı şekilde mehirlerini artırmayı yasakladığı için bir kadın
kendisine itiraz ettiği gibi Şam, Irak ve Mısır topraklarını
fethedildikten sonra paylaştırmadığı için de Ömer (r.a.)’e
itiraz etmişler ve onu hesaba çekmişlerdir. Hatta bu hususta Bilal
ve Zübeyr ona karşı çok sert ve ağır davranmıştır.
Buna rağmen karşılıklı olarak onlarla görüşür, sahabe ile danışır
ve görüşünün doğruluğuna onları ikna edinceye kadar da bu
tutumunu sürdürürdü.
Bu
nedenle ümmet meclisinin her üyesinin, Müslümanları temsil etmesi
itibarı ile mecliste herhangi bir engel ve sıkıntı olmaksızın
istediği gibi konuşma ve görüş beyan etme hakkı vardır. Her üyenin
Halife’yi, yardımcılarını, valiyi ve devlet organları içindeki
herhangi bir görevliyi muhasebe etme hakkı vardır. Üye,
muhasebesinde ve görüş beyanında şer’î hükümlerle kayıtlı
olduğu sürece ister Halife olsun, ister vali ya da bir vazifeli
olsun ona cevap vermeleri görevleri icabıdır.
|