|
YÖNETİCİLERİ DENETLEMEK (MUHASEBE ETMEK)
MÜSLÜMANLARA
FARZDIR
Yöneticiler
Müslümanlara zulmetseler, hakların yeseler dahi onlara itaat
etmenin vacip oluşu, onların yapacaklarına karşı susmak anlamına
gelmez. Aksine onlara itaat vacip olduğu gibi yaptıkları işler
sebebiyle onları hesaba çekip sorgulamak da vaciptir.
Şanı yüce
Allah, Müslümanlara yöneticicileri hesaba çekip muhasebe
etmelerini farz kılmış ve raiyyenin haklarını yedikleri yahut da
raiyyeye karşı görevlerinde kusur ettikleri veya raiyyenin işlerinden
herhangi birisini ihmal ettikleri veyahut da İslâm’ın hükümlerinden
herhangi birisine muhalefet ettikleri ya da Allah'ın indirdiklerinden
başkasıyla hükmettikleri taktirde onlara karşı çıkarak bu
uygulamalarını değiştirmelerini onlara emretmiştir. Müslim, Ümmü
Seleme’den Rasulullah (s.a.v)'in şöyle buyurduğunu
rivayet etmektedir: "Sizin
başınıza öyle kimseler emir olacak ki, bazı davranışlarını güzel
bulup memnun kalacaksınız. Bazı davranışlarını da çirkin
bulacaksınız. Onların iyi davranışlarını bilen kimse (onların
münkerinden) uzak olur. Her kim (münkerlerine) karşı çıkarsa
kurtuluşa erer. Razı olup tabi olan ise.” Dediler ki: “Onlarla savaşmayalım
mı?” Dedi ki: “Namazı
kıldıkları sürece hayır.” Müslim’in
bir diğer rivayetinde de şöyle buyrulmaktadır: "Her
kim hoşlanmayacak olursa beridir. Kim tepki gösterip reddederse
esenlik bulur, fakat razı olup tabi olan..”
Bu rivayet
birinci rivayeti açıklamaktadır. Çünkü Peygamber (s.a.v), yöneticiye
karşı tepki göstermeyi ve herhangi bir yolla ona karşı tepki göstermeyi
emretmektedir. Kılıçla çarpışmamak suretiyle "el" ile,
kayıtsız şartsız olarak da dil ile karşı koymalıdır. Ancak eli
ve diliyle düzeltmekten aciz kalırsa kalbi ile buğz etmesini
emretmektedir. Bunların hiçbirini yapmayan kimseyi ise günahkar yöneticiye
ortak kabul etmektedir. Zira hadiste onların yaptıklarına razı
olup, onlara tabi olan kimse, beri
olamaz ve günahtan da kurtulamaz, denilmektedir.
Diğer
taraftan iyiliği emredip münkerden alıkoymaya dair deliller yöneticileri
hesaba çekip sorgulamanın vücubunun delilidir. Çünkü bu
buyruklar yöneticiyi de diğerlerini de kapsayan genel emirlerdir. Şanı
yüce Allah iyiliği emredip münkerden alıkoymayı kesin olarak
emretmiş bulunmaktadır. O, şöyle buyurmaktadır: "Sizden
iyiliğe çağıran, marufu emredip münkerden alıkoyan bir topluluk
bulunsun." "Siz
insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği
emreder kötülükten alıkoyarsınız." "Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları
o elçiye, o ümmi Nebiye uyanlar (var ya işte o Nebi) onlara marufu
emreder, onları münkerden nehyeder." "Tevbe edenler, ibadet edenler, Hamd edenler, cihad
edenler, rüku ve secde edenler, iyiliği emredip münkerden alıkoyanlar
ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar (işte bu nitelikteki) müminleri
müjdele." "Onlar (öyle müminlerdir) ki, kendilerine yeryüzünde
bir iktidar verdiğimiz takdirde namazı dosdoğru kılarlar, iyiliği
emreder münkerden alıkoyarlar."
Bütün bu
ayeti kerimelerde yüce Allah iyiliğe emredip münkerden
nehyetmememizi istemektedir. Bu isteğin, bu emri yerine getirenlerin
övüldüğü karine ile birlikte yer alması talebin kesin olduğuna
delalet etmektedir. Ayetteki karineye göre yüce Allah şöyle
buyurmaktadır: "İşte
onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir." buyruğu
ile; "En hayırlı ümmetsiniz." ا"Müminleri müjdele."
İşte
ayetlerde yer alan bu karineler bu isteğin kesin bir istek olduğunu
göstermektedir. Yöneticinin hesaba çekilmesi ise ona iyiliği
emredip onu münkerden alıkoymak ile mümkündür. O halde onu
uygulamak bir farzdır.
Aynı şekilde
iyiliği emredip münkerden alıkoymaya delil olacak pek çok hadis-i
şerif de varid olmuştur. Huzeyfetübnü'l Yeman'dan gelen bir
rivayete göre Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki ya iyiliği emreder münkerden alıkoyarsanız yahut
da Allah (c.c), aradan fazla zaman geçmeden bir azap gönderir
de sonra ona dua edersiniz de duanız kabul olunmaz.” Ebu Said
El-Hudrî'den gelen bir rivayete göre de Rasulullah (s.a.v) şöyle
buyurmuştur: "Sizden
kim bir münkeri görürse onu eliyle değiştirsin. Gücü yetmezse
diliyle, yine gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin; bu ise imamın en
zayıf halidir.”
Adiyye b.
Abdi'l Kindi'den'den: Rasulullah (s.a.v)'i şöyle buyururken dinledim: "Allah, bir takım özel kişilerin amelleri
sebebiyle herkesi azaplandırmaz.
Ne zaman ki onlar, aralarında münkerin işlendiğini görüp de ona
tepki gösterip değiştirmeye güç yetirdikleri halde buna
gereken tepkiyi göstermezlerse, işte o zaman Allah özel kişilerin
(az kişilerin) yaptığı işlerden dolayı genele de azab eder.”
Bütün bu
hadisler iyiliği emredip münkerden alıkoymanın farz olduğunun
delilidir. Aynı zamanda bu hadisler, yöneticiye de iyiliği emredip
münkerden alıkoymanın vacib olduğunu göstermektedir. Şüphesiz
ki bu muhasebe, yöneticinin yapacağı işler dolayısıyla hesaba çekilmesi
ile gerçekleşebilir. Ancak özel olarak idarecinin sorgulanmasını
emreder mahiyete deliller de vardır. Çünkü yöneticinin hesaba çekilip
sorgulanmasının, iyiliğin emredilip münkerden alıkonulmasının
özel bir önemi vardır. Ebu Saîd'den, Rasulullah (s.a.v) şöyle dedi: "Cihadın en
faziletlisi zalim bir hükümdarın yanında söylenen hak sözdür.”
Ebu Ümame'den:
"İlk şeytan taşlama sırasında Rasulullah (s.a.v)'e bir adam geldi: "Ey Allah'ın Rasulü!
Cihadın hangi türü daha faziletlidir" diye sordu. Allah'ın
Rasulü cevap vermedi. İkinci taşlama sırasında yine ona sordu.
Yine Peygamber (s.a.v) o adama cevap vermedi. Rasulullah son taşlamayı
yapıp ayağını bineğine binmek üzere yerleştirince: "Soru
soran nerede?" dedi, Adam: “Benim ey Allah'ın Rasulü”
deyince Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: "Zalim bir yönetici
huzurunda söylenen hak bir sözdür.”
İşte bu
hadis-i şerifler yönetici hakkında ve onun önünde hak söz söylemenin
vücubuna dair açık bir nastır. Raiyyenin haklarını çiğneyen
yahut raiyyelerine karşı görevlerinde kusurlu davranan ya da onların
işlerini ihmal eden yöneticilere ve benzerlerine karşı mücadele
vermek bir farzdır Çünkü yüce Allah bunu farz kılmış hatta
cihadın en faziletlisi olduğunu bildirmiştir. Sanki şöyle buyurmuştur:
Allah nezdinde cihadın en faziletli olanı zalim yöneticilere karşı
mücadeledir. Yalnızca bu bile yöneticilerin sorgulanmasının vücubuna
delil teşkil etmek için yeterlidir.
Peygamber
(s.a.v), karşılaşılabilecek
sıkıntılar ne olursa olsun hatta sonucu ölüm bile olsa zalim yöneticilere
karşı direnmeyi ve mücadele etmeyi teşvik etmiştir. Cabir'den:
Nebi (s.a.v) şöyle dedi:
"Şehitlerin efendisi Hamza b. Abdülmuttalib ile zalim bir imama
karşı çıkıp ona öğüt verip de bu sebeple onun tarafından öldürülen
kişidir.” Bu ise yöneticileri
sorgulamak ve zalim yöneticilere karşı mücadele vermek hususunda
ölünceye kadar her türlü eziyete katlanmaya teşvikin ifade
edilmesi için kullanılabilecek en belağatlı bir ifadedir.
|