Ana Sayfa
Ana Sayfa
 
Kitap
Beyan
Yeni Sayı
Arşiv
Haber
Sizden Gelen
Link
Email


Hilafet.com'da ara Web'de ara

İslam İle Batı Medeniyeti Asla Uzlaştırılamaz

Türkiye’nin, AB üyeliği için yürütülen aşamada hem Türkiye yöneticileri, hem de AB ülkeleri yöneticileri uzlaşı ve ara formüller arayışı içerisindeler. Türkiye tarafı Avrupa Birliğinin bir Hıristiyan kulübü olmadığını kamuoyuna anlatmaya çalışırken, batı ülkeleri de Türkiye’nin modelliğinden ve İslam’ın batı medeniyeti ile bir çatışma içerisinde olmadığından söz ediyorlar. Bu noktada İngiltere Dışişleri Başkanı Jack Straw kendisinden emin bir şekilde şu demeci verdi:

“İslamiyet ve Batı ‘ayrı’ değil

Türkiye’yi kucaklamak, evrensel değerler üzerine kurulmuş olan farklılıktan müteşekkil bir Avrupa’yı taahhüt eden AB’ye güçlü sinyal gönderebilir. Türkiye, İslam dünyasındaki birçok ülkeye de ilham kaynağı olabilir.

Batı ittifakının onlarca yıllık bir parçası olan Türkiye, laik ve demokratik geleneğe sahip bir ülke.

Bazıları bize, sözde laik “Batı”nın Müslüman çoğunluğu olan ülkelerle çatışmaya girmesinin kaçınılmaz olduğunu salık veriyor. Bu görüş, nefretle beslenen, hoşgörü ve anlayışın her sembolünü tahrip eden fanatikler ve teröristler tarafından en uç şekliyle teşvik ediliyor.

İslam’ın “Batı” ile çatışmaya gebe olduğu görüşünü tamamen reddediyoruz. Bir kere bu iki olgu birbirinden ayrı değil. Bir Türk şehri olan İstanbul, yüzyıllarca Hıristiyanlığın bir merkeziydi; bugün de bu şehir zengin bir Hıristiyan (ve Yahudi) mirasını elinde tutuyor. Aziz Paul’ün Efes’teki kiliseye yazdığı mektup, Hıristiyan İncil’inin bir parçasıdır. Ayrıca İslam inancı, yüzyıllardır olduğu gibi Avrupa’yı şekillendirmeye devam ediyor. İslam medeniyeti, Avrupa’nın karanlık devirlerinden bu yana eskilerin bilgisini canlı tuttu. Güney Avrupa boyunca Avrupalı Müslümanların mirası mimari, müzik ve dilde hâlâ canlıdır; ayrıca Müslümanlar Balkanlar’da da yüzyıllardır yaşıyor. Bugün İngiltere de dahil olmak üzere birkaç Avrupa ülkesi, bir milyonu aşkın Müslüman nüfus barındırıyor; ben, İngiltere’nin kuzeybatısında bulunan Blackburn’deki seçim bölgemde yaşayan 25 bin Müslüman’ın yanı sıra diğer dinlere mensup veya hiçbir dine mensup olmayan vatandaşları temsil etmekten gurur duyuyorum.

Bunlara ek olarak, İslam’ın bazı noktalarda AB’nin ve ona üye milletlerin benimsediği değer ve ilkelerle bağdaşmadığı fikrini de reddediyorum. Liberal, çoğulcu demokrasi ve insan hakları değerleri Batılı değil, evrenseldir. İnsanlar her yerde ve her dinde bu değerlere şiddetle arzu duyar. Bu değerler diğer Avrupa ülkelerindeki gibi Türkiye’de de kök salmışlardır.

Avrupa’ya demir atmış, ekonomik olarak başarılı ve demokratik bir Türkiye, İslam dünyasındaki birçok ülkeye de ilham kaynağı olabilir.” JACK STRAW - İNGİLTERE DIŞİŞLERİ BAKANI

(DIŞ HABERLER/ BBC)

İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw bu sözleriyle batı siyasetçilerinin bir örneğini sergilemiştir. O’na da ancak böylesi yakışırdı. Kör bir bakış, yalancı, menfaatperest bir anlayışla ancak bu kadar düşünebilir ve meseleye bu denli yaklaşabilirdi…

İslam ile batı (ki; Kapitalizm) medeniyeti asla birbiri ile bağdaşmaz.

Kapitalizm: dinin dünyadan ayrılması olan laiklik ilkesi temeline dayanır. Bundan da dini devletten ayırma sonucu doğar. Batı medeniyetinde mevcut olan kapitalizme göre; bir yaratıcının mevcudiyeti olsun veya olmasın önemli değildir. Onlar bu mesele üzerinde uğraşmak istemezler. Çünkü onlar yaratıcının hayatta rolü olmadığı ilkesini benimsiyorlar. Bundan dolayı da insan hayatta kendi nizamını kendisi yapar. Menfaat ise hayatta amel ölçüleri için tek değerdir. Onun için batı canavarlaşmış ve dünya servetlerine gözünü dikmiştir.

İslam ise ne kapitalizm (demokrasi; laiklikte ondandır) ne de komünizm ile bağdaşmaz. Bu nizamlarla taban tabana zıttır.

İslam düşüncesinde; Allah (cc) bütün varlığın yaratıcısıdır. Allah (cc) peygamberleri dini tebliğ etmek için insanlara göndermiştir. İslam akidesinde; Allah’a, Kıyamet gününde hesaba çekilme, Kitaplara, Meleklere, Peygamberlere, Kaza ve kaderin Allah (cc)’dan olduğuna inanmak vardır.

Allahu Teala insanlara hayatlarında uygulamaları için bir nizam koymuştur. Müslümanlar bütün meselelerini kitap ve sünnette götürür ve çözümü orada aralar. Allah (cc) şöyle buyurdu:

“Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.” (Nisa 65)

“Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma.” (Maide 48)

İslam’da batı medeniyetindeki gibi heva ve hevese uyma yoktur. Müslümanların amellerinde ölçü; helal ve haram yani Allah (cc)’nun emir ve yasaklarıdır. Buna göre İslam ile batı asla uyuşamaz.

Jack Straw, devletinin Müslümanlara karşı işlediği cürümleri görmemezlikten geliyor. İngilizler kendi kuklası olan Kemal Atatürk’le işbirliği yaparak İslam Devleti Hilafeti ortadan kaldırmışlardır. Müslümanların kalbine İsrail hançerini saplamıştır.

Görüldüğü gibi Hilafeti ortadan kaldırarak Müslümanları elli küsur ülkeye ayıran İngiltere’nin İslam’a düşmanlığı yeni değildir. Günümüzde de Afganistan ve Irak’ta ABD ile işbirliği yaparak bu düşmanlığını halen sergilemektedir. İslam düşüncesine saldırısı da yeni değildir. Milliyetçilik ve demokrasi fikirlerini sapık elemanları yolu ile İslam alemine taşımıştır. Bu gün İslam beldelerindeki bütün pislikler onların eseridir. Katliamlar, sömürü onların eseridir. Batıda Müslümanların ne halde oldukları ise malumdur. Fransa, Almanya ve bir çok batı ülkesinde başörtüsü yasaktır. Camilerde İslam siyasetinden, cihattan, yahudilerin vahşiliğinden konuşmak ve onlara lanet etmek yasaktır. Fransa camileri kontrolü altına almak için özel atılımlar yapmaktadır. Belçika’da kadınlar burkaları ile çarşıya çıkamamaktadır. Yine bu ülkelerin birçoğunda başörtülüler okullar ve devlet dairelerinden uzaklaştırılmakta ve kimlik belgesi verilmemektedir. Yani Jack Straw’ın dediği değerler buluşmamış aksine çatışma içerisine çekilmiştir.

Kurdukları T.C.’de o günden günümüze kadar İslam ile yönetilmemektedir. Her ne kadar halkı Müslüman da olsa Türkiye şu an Darul küfür konumundadır. Yani Türkiye İslam ile yönetilmiyor ve İslami değerlere karşıda mücadele eden bir devlet. Bu devleti İslam’la özleştirmek çok yanlıştır. İslam ne böyle bir devlet anlayışına sahiptir ne de demokratik, laik fikirlere sahiptir. Bu ve diğer İslam beldeleri üzerinde bulunan bütün karton devletler kafirlerin kuklasıdır ve küfür hükümlerine göre yönetiliyorlar.

Halkı ve halkın inançları ile çatışma içerisinde olan bir devlet başkalarına model bir devlet olma vasfına sahip değildir. Hain, yalancı yöneticileri, milyarlarca borcu, çökmüş ekonomisi, korkak siyaseti, milyonlarca işsizi, el öpen yöneticileri ile kime model olacaklar?..

O kadar övdükleri bir ülke ise neden bu kadar işi uzatıp, ağır şartlar ileri sürüyorlar?

Onların bu yaklaşımları dostane değil düşmanlık doludur. Bu ülkenin insanlarını ve kaynaklarını sömürmek ve alçaltmak içindir. Bundan dolayı Jack Straw’ın bu sözleri yalandır ve gerçek dışıdır.

Türkiye’nin yeri ise, her türlü horlanmaya uğradığı batı medeniyeti ve devletleri yanı değildir. Onun yeri, Hilafeti ilan ederek, İslam alemi ile yeniden Hilafet çatısı altında birleşmesidir. Ki; o şanlı günlerine yeniden kavuşabilsin…

 

İslamdevleti.org

09 Kasım 2004