Hizb-ut Tahrir Beyanları

Hizb-ut Tahrir, Aşağıdaki Başlık Altında Küresel Bir Konferans Düzenlemiştir: “Ümmetin Ayaklanması: Kürtaj Planları ve İslamî Projenin Kaçınılmazlığı”
M. 05 Mayıs 2012
Hizb-ut Tahrir, H. 10. Cumâde’l Âhir 1433 el-Muvafık M. 01. 05. 2012’de Trablus’ta, aşağıdaki başlık altında küresel bir konferans düzenlemiştir: “Ümmetin Ayaklanması: Kürtaj Planları ve İslamî Projenin Kaçınılmazlığı” Konferans üç bölümden oluşmuştur; Birincisi: “Arap Dünyası’ndaki Ayaklanmalar: Bunun Sebepleri, Vakıası ve Beklentileri.” İkincisi: Kürtaj Planları ve Ayaklanmanın Gidişatının Çarpıtılması.” Üçüncü Bölüme Gelince: “Hilafet’in Olduğu İslamî Projenin Kaçınılmazlığı.” Konferans, Celil Alim Ata İbn-u Halil Ebû Raşta’nın kayıtlı konuşmasıyla başlamış olup konuşmada, siyasî arenadaki gelişmelerden bahsetmiş ve bütün zalim tagutların akıbetlerinden ibret almaksızın kayıtsız bir şekilde günahlarına devam ederek Yahudilerin ve sömürgeci kafirlerin çıkarlarını gerçekleştirmek için Allah’a, Resulüne ve müminlere savaş açan dış ajandaların ürünü olan tagut yöneticileri kınamış ve şöyle eklemiştir: “Gözlerin gördüğü gibi görmekte ve kulakların duyduğu gibi duymaktasınız ki; hiç kimse tagutların nasıl bu şekilde yok olup gideceklerini beklemiyordu.. ama sonra yok olup gitmişler ve hiç kimse büyük korku engelinin bu şekilde kırılacağını zannetmiyordu...
Türkiye Vilayeti Beyanları

Arap Ülkelerine Demokrasi ve Laiklik Taşımak, Sözde Baharı Kara Kışa Çevirmektir!
M. 10 Mart 2012
Devrim sonrası Tunus Meclisi’nde konuşan ilk Cumhurbaşkanı sıfatıyla Abdullah Gül, Tunus kamuoyuna hitabının neredeyse her cümlesinde “demokrasi” vurgusu yapmaktan kendini alamadı. Daha önce Başbakan Erdoğan’ın Mısır ve Libya ziyaretinde tepkiyle karşılanan “laiklik” vurgusu gibi Cumhurbaşkanı’nın bu ısrarı da Müslümanlar nezdinde beyhudedir. “Tunuslu genç ve aydınların kıvılcımını yaktığı bu devrim de, Batı Avrupa ve Amerika’da cereyan eden birinci demokrasi dalgası, 1989’dan sonra Doğu Avrupa ve Latin Amerika’da yaşanan ikinci demokrasi dalgası gibi tarihteki yerini alacaktır” diyen Cumhurbaşkanı Gül’ü azimli bir demokrasi taşeronu haline getiren faktör nedir acaba? Üstelik Cumhurbaşkanı Gül, Arap Baharı’nı Avrupa’daki devrimlere benzeterek Arap alemindeki gelişmeleri doğru okuyamadığını da göstermiş oldu. Asıl dehşete düşüren analizi ise şu sözlerinde saklıydı: “Heyecan duyuyorum; çünkü bu Meclis bölgemizde her türlü bedeli ödemek pahasına büyük bir özgürlük, hak, adalet ve onur mücadelesi veren tüm kardeş halkların yüzünü çevirdikleri bir demokrasi mabedidir.” Herkesçe malumdur ki mabed tapınma yeri demektir. Müslümanların mabedleri de bellidir ve Allah Subhânehu’ya ibadet ettikleri yerlerdir. Tunus bir mabed ise, tapınılan mabud ne olmaktadır? Tunus küfrün mabedi değil, asırlarca Hilâfet’in gölgesinde ilmi ve takvasıyla meşhur olmuş İslami bir beldedir...
Türkiye Vilayeti Resmi Sözcülüğü Basın Açıklamaları
Türkiye Vilayeti Resmi Sözcüsü
Yılmaz Çelik
Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Mümtaz Gençlerinden Ekrem Yağmur’un Vefatını İlan Eder
M. 24 Şubat 2012
Sadık ve muhlis bir İmam olarak yıllar boyunca insanları İslâmî bakışlarıyla aydınlatan değerli Âlim, kıymetli insan ve örnek dava adamı Ekrem Yağmur, 24.02.2012 Cuma sabahında, kısa bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat etmiştir. "Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve elbette O'na döneceğiz." [el-Bakara 156] Üstad Ekrem Yağmur (Rahimehullah) yeryüzünde Allah'ın hükmünü ikame etmek amacıyla Nübüvvet Minhacı Üzere Hilafeti yeniden tesis etmek için çalışan ihlâslı dava adamlarından biriydi. Küçük yaşta İslami ilimler tahsil eden ve Arapça öğrenen Yağmur, aynı yaşlarda hafızlığını tamamlamış ve öğrendikleri ile amel eder bir pozisyonda hayatını devam ettirmiştir. Allah kendisini hayırla mükâfatlandırsın ve hesap günü amel sayfalarını nurlandırsın, İnşaAllah. Hastanede Hakk’ın rahmetine kavuşmadan saatler önce bile etrafındaki insanlara bir şeyler anlatabilmenin telaşı ve gayreti içerisinde olan Ekrem Hoca, ömrünü de aynı bu şekilde geçirmiştir. Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın buna şahit olduğu gibi, bizlerde şahidiz. Rabbimizden, değeri Üstadı rahmetiyle kuşatmasını, ailesine sabr-ı cemil ihsan etmesini niyaz ediyor, yakınlarına, sevenlerine ve dava arkadaşlarına da başsağlığı diliyoruz.
Diğer Resmi Sözcülüklerin Basın Açıklamaları
HT Resmi Sözcüleri
General Keyâni, Hizb-ut Tahrir’in Pakistan’daki Resmî Sözcüsü Nâvid Butt’u Kaçırması İçin Baltacılarını Göndermekle Gerçek İflasını Teyit Etmiştir
M. 11 Mayıs 2012
Bugün Cuma namazından önce gizli servisten sivil elbise giyinmiş bir gurup gelerek Hizb-ut Tahrir’in Resmî Sözcüsü Nâvid Butt’u, çocuklarıyla birlikte okuldan dönerken küçük çocuklarının önünden kaçırmışlar, onu gizli servisin cipine koymuşlar ve çocuklarını tek başına sokakta bırakmışlardır. Dolayısıyla bu, General Keyâni’nin birimlerinin Hizb-ut Tahrir üyelerine dönük gerçekleştirdiği son kaçırmadır. Keyâni’ye hizmet eden bu birimler, sanki onun tahtını koruyan özel koruması gibidirler. Nitekim Keyâni’nin, kendisinin bir Amerikan ajanı olduğunu ifşa etmeye devam eden Hizb-ut Tahrir’e cevap olarak kendisini savunabileceği tek uygulamalar, bu kaçırmalardır. Zira hizib bunu, Raymond Davis meselesi, Amerika’nın Abbottabad’a saldırısı, muhlis subayların Amerika ile olan işbirliğini sorgulamalarından dolayı Pakistan Silahlı Kuvvetleri’nden çıkarılması, NATO’nun Selale üssüne saldırması, Afganistan’daki işgalci güçler için NATO tedarik hatlarının yeniden açılması ve “normalleşme” gerekçesi altında Hindistan’ı razı etmek için Schan üssündeki askerlerin kanlarından feragat edilmesi yoluyla bir çok kez kanıtlamıştır. Keyâni gibi tagutlar muhasebe edildiklerinde dış odakların “komplocusu” şeklinde tek bir kelimeyle nitelendirilmelidirler. Bu arada bütün herkes onların, yabancı eşyalar olduklarını, gecelerini ve gündüzlerini Allah’a, Resulüne ve müminlere savaş açmaları için kendilerine emredip nehyeden kafirlerle birlikte geçirdiklerini ve sömürgeci kafirlerin çıkarlarına hizmet ettiklerini de bilmektedirler...
Diğer Vilayetlerin Beyanları

Askerî Konsey, Amerika ve Yahudi Varlığı İçin Kenane-Mısır Gençlerinin Kanlarını Akıtmaktadır
M. 03 Mayıs 2012
Ey Müslümanlar! Ey Kenane-Mısır Halkı! Abbasiye faciası, Amerika’nın gerek kendi gerekse Yahudi varlığının çıkarlarını koruyan bölgedeki ilk hizmetçisi Mübarek’in yerine ajan rejimini korumak için getirdiği Askerî Konsey liderlerinin yüzlerindeki son sahte maskeleri de düşürmüştür. Zira bugün bu Konseyin liderleri, Amerika için kurban olarak gençlerin tahir kanlarını akıtmak için Kahire sokaklarına geri dönmüştür. Nitekim bu husustaki en son girişimi, eski Mübarek rejiminin yeni yüzlerle klonlanmasındaki başarısızlığı sezmesinin ardından Kenane-Mısır halkına kuvvet yoluyla hegemonyasını dayatmak olmuştur. Amerika’nın, bir birini takip eden krizler ve kaoslar içerisinde Askerî Konsey’in liderleri içerisindeki ajanları yoluyla ülkeye girmekten çekinmemesi, kuvvet yoluyla kendisi için ajan bir rejim dayatması ve mübarek ayaklanmayı sıfır noktasına geri döndürmesi amacıyla ordunun sokağa indirilmesi için bu Konseye bir gerekçe oluşturmak içindir. Nitekim Askerî Konsey, Kenane-Mısır halkını yapay krizlerle korkutup sindirmeyi, çevirdiği planlarla güvenliği kaçırmayı, İslam’ı, nizamlarını ve hükümlerini çarpıtmayı başarmasının ardından Amerika ile Yahudi varlığına boyun eğeceği tam bir kurtuluşa ulaşmak için insanları ümitsizliğe düşürmeye ve onları ayaklanmalarına devam etmekten döndürmeye çalışmaktadır…
Medya Büroları Yayınları
HT Medya Temsilcileri
Lübnan’da Hizb-ut Tahrir Konferansı “Ümmetin Ayaklanması: Kürtaj Planları ve İslamî Projenin Kaçınılmazlığı”
M. 03 Mayıs 2012
Hizb-ut Tahrir, Trablus / Lübnan’da, “Ümmetin Ayaklanması: Kürtaj Planları ve İslamî Projenin Kaçınılmazlığı” başlıklı küresel bir konferans düzenlemiştir. Konferansa, Hizb-ut Tahrir ve diğerlerinin olduğu ümmetin evlatlarından olan seçkin siyasetçiler, aydınlar ve medyacılar katılmışlardır. Konferansın faaliyetleri, H. 10. Cumâde’l Âhir 1433 el-Muvafık 01.05.2012 Salı günü sabah saat 09:30’da başlamıştır. Konferansta hassas meseleler ele alınmış olup bunların en önemlileri şunlardır: Halkların ayaklanmalarının sebebi, Şam ayaklanması, Arap dünyasındaki ayaklanmaların başarıları ve beklentileri, ayaklananların kaybolan programları ve Batı ile yöneticilerin ayaklanmalarla nasıl muamelede bulundukları? Ayaklanmanın azınlıklardan kapıp kaçırılma girişimleri, sivil devlete ve uluslararası korumaya çağırmanın siyasî intihar olduğu, ayaklanmalar ve Batılı hegemonyada oluşturduğu kırılmalar ve azim Hilafet projesi… ve diğer önemli ve hassas meseleler… Hizbin Mısır’daki Medya Bürosu, Büro Başkanı Üstad Şarif Zâyid’in, “Arap Dünyasındaki Ayaklanmaların Başarıları ve Beklentileri” başlığı altında yaptığı konuşmasıyla katılmıştır. Konuşmada şunlar geçmiştir: “Arap dünyasındaki haklar, zalim, fasit ve Batı’ya bağlı olan rejimlere karşı ayaklanmışlar ve on yıllardır üzerlerine çöreklenen bu mevcut tagutlardan kurtulmak için de çok güzel fedakarlık, cesaret ve kararlılık manzarası sergilemişlerdir.” Aynı şekilde şunlar geçmiştir: “Müslüman ülkelerdeki ayaklanmalar ufukta, genel bir hayrı müjdelemektedir. Şüphesiz bizler, Allah’ın izniyle bu ümmetin, Amerika ve kafir Batı’nın bu ayaklanmaları başarısız kılmaya ve onun Allah’ın izniyle Nübüvvet Minhacı Üzere Hilafet’in geri dönmesiyle sonuçlanacak olan doğal seyrini çarpıtmaya dönük planlarını başarısız kılmaya muktedir olduğundan eminiz.”...



